Elcevap: Hikmeti, tavziftir(vazifelendirme). Öyle bir vazife ile memur edilerek gönderilmiştir ki, bütün terakkiyat-ı maneviye-i beşeriyenin(insanlığın manevi olarak ilerlemesinin) ve bütün istidadat-ı beşeriyenin(insanlığın kabiliyetlerinin) inkişaf (gelişme) ve inbisatları(büyüme) ve mahiyet-i insaniyenin bütün esma-i ilâhiyeye bir ayine-i camia olması (insanın mahiyetinin bütün Allahın güzel isimlerini yansıtması), o vazifenin netaicindendir. Eğer Hazret-i Âdem Cennette kalsaydı, melek gibi makamı sabit kalırdı; istidadat-ı beşeriye(insanın kabiliyetleri) inkişaf etmezdi. Halbuki, yeknesak makam sahibi olan melâikeler çoktur; o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i ilâhiye, nihayetsiz makamatı kat’edecek olan insanın istidadına muvafık(kabiliyetine uygun) bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melâikelerin aksine olarak, mukteza-yı fıtratları(yaratılışlarının gereği) olan malûm günahla Cennetten ihraç edildi.
"Basar(Göz) sanatı(mahlukatı) görürde, basiret(kalp gözü) sanatçıyı(Halıkımızı, Saniimizi, Ma'budumuzu, Rabbimizi) görmezse çok abes olur."
Ne ki SEVDA:Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM:Şehadet vurmayınca..