Mehmet Oruç
Olup bitenleri, din adına yapılan rezaletleri gördükçe, ahir zamanda olduğumuzu daha iyi anlıyor insan. Hemen Ehli Sünnet Kasidesi’ndeki şu dörtlük akla geliyor:
“Bugünkü şaşkın halleri eylemişti, Resul beyan
Demişti: Birgün gelecek; garib olur bana uyan
Her evde çalgı çalınır; işitilmez olur ezan
Alim bulunmaz bir yerde cahillere kalır meydan. “
Bu girizgahtan sonra, gündem yoğunluğu ile bahsedemediğim geçen Ramazan ayında görülen renkli görültülere yer vermek istiyorum bugün. En renkli yerlerden biri de dini kitap fuarları. Buralara giden kendini, halk türküleri konserinde veya saz evinde zannediyor.
Her türlü çalgı aleti eşliğinde söylenen ilahiler, dinleyenlerin nefsini okşayan yine çalgılı, defli ve dümbelekli kadın sesli ilahiler...
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum; son yıllarda hızlı ve sinsi bir şekilde dinin içine müzik sokulmaya çalışılıyor. Çünkü dini bozmanın en kolay yollarından biri budur. Hıristiyanlığı aslından uzaklaştıran önemli unsurlarından biri de Kiliselere müziğin sokulmasıdır. İslamiyeti de Hıristiyanlığın durumuna düşürmek için müziğe ağırlık verilmektedir.
Tabii ki böyle bir proje iç dinamiklerle yapılamaz. Etkili dış destek de lazım. Aşağıdaki gazete haberlerine bakılınca bu desteğin planlı bir şekilde sinsice fazlasıyla verildiği görülüyor:
“Yedikule Zindanları, iftardan sonra zindan duvarlarını sarsacak kadar tempolu bir konsere tanıklık etti. Mustafa Özcan'ın Kur'an tilavetinden sonra Avusturya'dan gelen ve daha çok Türk Tasavvuf Musikisi icraasıyla tanınan Abdurrahman Toprak, soğuktan titreyen kalabalığı kendine eşlik ettirmeye çalışarak ilahi söyledi.
Ardından bir zamanların 'Yeşil Pop' çuları sahneye çıktı. Daha sonra heyecanla Yusuf İslam'ın geldiği müjdelendi. Hip Hop şarkılarıyla İslam çağrısı yapan, Ramazan münasebetiyle özel olarak getirtilen Amerikalı müzik grubu Native Deen (Yerli Din) de sahnede yerini aldı. Her biri en fazla 20 yaşında üç tane çikolata renkli Afro-Amerikan, başlarındaki beyaz takkeler ile koşarak sahneye fırladı. Grubun üyeleri Joshua Salem, Naim Muhammed ve Abdülmelik Ahmed sahnede izleyici ile kurdukları diyalog açısından Yedikule Zindanlarındaki kalabalığı adeta kendinden geçirdi.
En fazla ortaokul öğrencisi oldukları her halllerinden belli çocuklar, başlarına beyaz namaz takkelerini geçirmiş sahnenin hemen önünde 'hip hop' figürleriyle dans ettiler. Gece, Native Deen'in genç üyeleri ile öncüleri olan Yusuf İslam'ın birlikte söylediği sazlı sözlü 'Taleal Bedru' ile noktalandı.”
Cat Stevens'in (Yusuf İslam’ın) Native Deen grubuyla birlikte verdiği renkli konseri izleyenler de çok renkli.. Erkeklerin yanı sıra, çılgınca eğlenen türbanlı genç kızlar ve kadınlar.Bir yanda mütedeyyin kalabalığın nasıl 'hip hop' izlediğini görüntülemeye çalışan medya, öbür yanda başlarında takkeleriyle sahnenin altında hiphop figürleriyle dans eden küçük çocuklar. Sahnede ise Yedikule'yi titreten ritimleriyle 'tekbir' getiren üç Afro-Amerikan...
Yedikule'de verdikleri konser büyük rağbet gören Amerikalı Native Deen gurubu Eyüp Sultan'ı ziyaret edip, biri imam olup camide cemaatle namaz kılmayı da ihmal etmiyorlar. Gazetelerde bu fotoğraflar da yayınlanıyor. Verilen mesaj açık; namazımızı da kılıyoruz. Müziğin namaza, Müslümanlığa manisi yok.
Ramazan aylarında yoğunlaştırılan bu faaliyetler projenin birinci aşamasıdır: Bu aşamada, dinimizce haram olan müziği meşru hale getirmek. (İbadetlerin içine sokularsa, mesela müzikli Kur’an-ı kerim okumak, mevlid, ilahi söylemek küfür olur.) Daha sonra da, müziği Hıristiyanlıkta olduğu gibi ibadetin bir parçası haline sokmak. Birinci aşamada hayli yol alındı. Müziğin girmediği Müslüman evi neredeyse kalmadı.
giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...


![[Resim: 1871qt9.gif]](http://img67.imageshack.us/img67/9378/1871qt9.gif)