Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle manzum yolla eleştirilmesine hiciv ya da, yergi adı verilir. Toplumun ya da kişilerin kusurlarını, hoş olmayan tutum ve tavırlarını, sosyal hayattaki aksamaları, rüşvet yolsuzluk, kötü yönetim aşırı taassup, boş inanç gibi zaafları veya tavırları alaycı, iğneleyici ve eleştirici bir tutumla ele alan nazım ve nesirlerdir
Nesir hicivlere de rastlanılsa bile hicivler genellikle, manzum olarak yazılmışlardır. Bu açıdan Methiyenin zıddı sayılır. Divan şiirinde hiciv ve yergi denilen bu kavrama halk şiirinde taşlama adı verilir. Batı edebiyatında ise bu türe satir, satirik adı verilir.
Hiciv esasında edebi bir tür değildir. Hiciv edebi türlerin herhangi birinde ortaya konulan bir tavır ve tutumdur. Kaside ve koşma türlerinin birisini değil şairlerin herhangi bir şiirde yaptıkları bir konu ve yaklaşım tercihidir. Amaç, ortaya çıkan bir tersliği, çelişkiyi, gülünç veya düşündürücü bir tezadı ifade edebilmektir. Nükte ile hiciv arasında ayrılmaz bir bağ bulunur. Hiciv ile nükte birçok yönden iç içe bulunmaktadır. “ İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, esprili, anlamlı, idraki ve anlaşılması nezaket ve zarifliğe dayanan nazik husus” şeklinde tarifleri olan nükte ile hicivim farkı nüktelerin illaki alaya almak veya rezilliği ortaya çıkarmak gibi bir amacının olmamasından kaynaklanır.
Nüktelerde ortaya konulan ibarenin asıl manasından başka olan nazik ve lâtif bir manası daha ortaya çıkar. Nükteli manalarda ilk anlaşılan anlamın altında dikkatle incelendiğinde ortaya çıkan zarif ve ince bir mana daha vardır. En başarılı heccavlar nükteli söz söyleyebilen heccavlardır. Alay, küfür, garez, kin, küfür, argo ve kabalıktan ayrılmış, zarif nüktelerle süslenmiş hicivler en makbul hicivlerdir. Hicivlerin makbulleri nüktedan heccavların söz ve yazılarından çıkarılan ince alaylı, narin mizahlı, zarifçe güldürten anlam oyunlarındadır. Hicveden anlamına gelen heccav bir nüktedandır. Nüktedan ise, ince, anlamlı güldürürken düşündüren, latif manalı sözler söyleyen kimselerdir
Nükte her şeyden önce : “ Kendimizde, etrafımızda ve toplumda cereyan eden tuhaf ve eğlendirici şeyleri görebilme “ ve bunlar arasındaki çelişkiyi güldürürken düşündürten, görünür manası altında düşününce fark edilen nezih ve latif manayı ifade etme kabiliyetidir. Bir tarife göre nükte , "insandaki bütün melekelerin tam bir dengesidir. Beşerî varlığın iniş ve çıkışlarını akıllı bir sabırla karşılamamıza yarayan bir vasıta, bilgili olmaktan mütevellit gurura karşı en iyi i bir emniyet supabıdır. “ Nükte ve nüktedanlığa çıkan yol insanın kendisine de güle bilmesiyle başlar Bu kabiliyet hiciv için de geçerlidir.
Uzaklaşmaz hep yakında gezerdim
Güçlü idim domatisi ezerdim
Diz boyu göl bulsam iyi yüzerdim
Nerde kaldı benim hızlı gençliğim [2]
Hicivler çağımızdaki karikatürlerin şiirde yazılmış halidir. Hicivlerde ironi ve alegori her zaman bulunmuştur. Hicivlerde belli tutumlar, nesneler, belli düşünceler de yerilebilir. Şair kendisini de eleştirip yerebildiği gibi, çeşitli zümrelere de eleştiri ve yergi yapabilir.
Eylemem ölsem de kizb'i ihtiyar
Doğruyu söyler gezer bir şairim
Bir güzel mazmun bulunca Eşrefâ
Kendimi hicveylemezsem kâfirim.
Eşref'
Hicivler eleştirisini doğrudan doğruya eleştirerek de yazmayabilir. Bazı hicivler muhataplarını övüyormuş gibi bir ironi içinde ve nükteler ve imalarla hicveder. Övgüye benzetilerek yapılan yergilerin sayısı az değildir
Sözcük anlamıyla, sitem, iğneleme, dokundurma", "taşlama", "taş atma" demek olan Tariz sanatı bir anlamda hicviyelerin amacıdır. Tariz sanatı b ir sözün görünürdeki anlamının tam tersi amaçlanarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen mecazlı anlatımdır. Kinayedekinden daha keskin alay ve eleştiri içerir. Birçok hiciv bu yöntemle yazılır. Birisi övülüyormuş gibi anlatılırken aslında yerilmektedir. Veya yergisi yapılan kimse aslında övülüyor olabilir.
Fahr-i âlemsin velâkin fa sı yok
Gevheri Kaansın velâkin ra sı yok
Dilerim Hak’tan bunu rûz u şeb
Sana bir merkep vere lâkin ba sı yok
Fahri sözcüğünden fa yok olunca geriye eşek anlamına gelen har kelimesi kalır ve sözcük âlemlerin eşeği manasına dönüşür. Gevher kelimesinden ra yı çıkarınca geriye kalan gever sözcüğü hem geviş getiren hem de kene anlamıyla kenelerin kaanı şekline dönüşür. Merkep sözcüğünden ba yı çıkarınca merk kelimesi kalır kı bunun anlamı da ölüm demektir. [3
Aferin oğlum Ahmet / sen bu yolda devam et /
Herifçioğlu Sen Mişel'de koyuvermiş sakalı
Neylesin bizim köyü / Nitsin Mahmut Makal'ı.
Her nere gidersen eyle talanı
Öyle yap ki ağlatasın güleni,
Bir saatta söyle yüz bin yalanı,
El, bir doğru söz seylerse inanma
Hicivde mübalağalı, aşırı bir üslup vardır. Yergi, ince mizah, gülünç ironi, güldürürken düşündürten, alaycı, iğneleyici, aşağılayıcı, küçük düşürmeye çalışan tavırlar vardır. Hicvedilen kişinin şahsiyetini aşağılamada veya alaya almada aşırıya kaçıldığı çok sık görülmektedir.
Hiciv şairler tarafından birinin kusurunu, ayıbını meydana çıkarmak, kötü ve çirkin yanlarını, açıklamak ve göstermek, toplumun acıklı ve gülünç yönlerini alaylı bir ifade ile ortaya koymak şeklinde anlaşılmış ve yazılmıştır. Hicivler, nazım veya nesir olarak yazılabilmektedir. Yani nesir türünde de hicivler vardır.
Divan edebiyatında hicivlerin Halk edebiyatındaki karşılığı taşlamadır. Çağdaş edebiyatımızda ise hiciv kelimesinin karşılığı olarak yergi kelimesi kullanılmaktadır. Didaktik şiirlerin bazı amaç ve özelliklerini de taşıya yergilerde açık bir eleştiri ve mizah da söz konusudur.
Divan edebiyatında Bağdatlı Ruhi ve Nef'î, Tanzimat edebiyatında Ziya Paşa, Abdülhamit devrinde Eşref, Milli Edebiyat döneminde ise Neyzen Tevfik, Halit Nihat Boztepe, İhsan Hamami hiciv dalında önemli eserler vermişlerdir.
Halk edebiyatındaki "taşlama"ya denk düşen divan edebiyatı şiir türü. Hicviyeler gazel, kaside, murabba, muhammes gibi nazım biçimleriyle yazılabilirler.
Hiciv, her ne kadar alaya, almak, ironi eleştiriler ortaya koymak, güldürürken düşündüren zıtlıkları ortaya koymak için yazılsa da inceliği, adabı ve edebi ahlakı bozmadan yazılması ile makbul sayılır. Doğuştan gelen, sakatlık, eksiklikler ve engelli olma durumları hicivlerde bahis konusu edilemez ve edilmemelidir. İğneleyici, güldürücü olmak amacıyla, heccavın bayağılığa, küfre kapılması hoş karşılanmaz. Hicivlerde zekâ ve anlam oyunları başlıca maharetlerden sayılır. Zekâya dayanan bu sanatta başarılı olmanın yolu hicvedilenin beklenmedik bir şekilde alaya alınmasına bağlıdır. Hicivler Kabalığa ve argoya kaçmamak şartıyla yazılmalıdır. Hicivlerde nezih anlatıma, saygılı olmaya, edebi ve edepli olmaya uymak zaruri kabul edilir. Rezilliği ortaya dökmek yerine rezalet ortay koymak heccavın edepsizliği veya rezalet çıkarması kabul edilir. Rezilliği ortaya koymak için yazan heccav ortaya koyduğu rezillikten daha beter rezil kabul edilir. “ Nezih olmak kaydıyla hiciv hak ve hakikatin müdafaiî , gadr ( Kötülük ) ve fezahatin maniidir. “ [4]Hicivler, hakkın ve hakikatin savunucusu, haksızlığın, adaletsizliğin ve rezilliğin karşısında olan, toplumsal veya kişisel kusurların, kötü huyların veya davranışların karşısına çıkan yaklaşımlar için tercih edilir. .Fakat bunlar yapılırken, kabalığa düşülmesi, edebi ve ahlaki değerlerin göz ardı edilmesi hicvedenin terbiyesizlik ve haksızlık yapmasına dönüşmemelidir. Hicivlerde edep dışı ifadeler kullanılması da mevzu bahistir. Edep dışı ifadeler kullanarak hicivler yazanların konuyu tamamen şahsileştirdikleri hicvettiklerinden de daha adileştikleri söylenebilir. Edep dışı üslup kullanılması hicvi bir sanat olmaktan çıkarır ve hiciv için hoş bir durum sayılamaz. Bu yüzden hicivci, küfrü ve argoyu birbirinden ayırmak gerekir. Hicivlerin makbulleri beliğ ve edepli olanlardır.
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..
Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.