Yaşlı , yorgun ve .. mitolojik dönemden kalma bir ejderhayım
Güzel gözlerinden bile tanımaz elma diye yiyebilirim ..’
Güldü , o zaten başlı başına dünyanın en hoş gülüydü ..
Ömrü hayatımda tanık olduğum ay yüzlü bir rayihaydı
İnci dişlerinin arasından sessizce fısıldadı
” Hayır , dedi .. en güzel yaştasın ..
Ama yaştan ziyade hangi adem oğlu olduğunuz konusunda meraktayım ..”
Bu defa ben güldüm , zaten hep tebessüm ederim ..
Ama benden uzaktaydı , işaret dilinin bile ulaşamayacağı diyardaydı
Gök yüzüne baktım ,’ hayat kısa kuşlar göçüyordu ”
Bulutlar Trakya tarafından yağmur ve kar getiriyor ..
Ellerim üşüyor , boğazımda teşhisi konmamış acılar birikiyordu ..
Yaşımı merak etmişti , dünyayla aynı yaştaydım
Bazen bir kelebek ömrü , bazen taş tabletlere nakşedilmiş
Mısır hiyeroglifleri , bazen de her insanın ölebildiği kadar uzun yaşamıştım
Oysa bedenim gençti , evet taşı sıksam suyunu çıkartamayabilirdim .
Evet elimde geçirdiğim çelik bir levhayı bükemeyebilirdim ..
Evet tek yumrukta Zeusu nakvt edemeyebilirdim ..
Ama ben bir ‘Kalem ehli ’ idim ..
Ve kalem ehline yaş sorulmazdı ..
Nereden bilsindi ki
Sonra tekrar sordum ” bana her sabah gülümser misin ? ”
Bana her sabah çay demler misin ?
Bana her sabah güneşi tekrar sevdirir , bulutlarla vals ettirebilir misin ?
Şaşırmıştı , zaten beni gören herkes şaşırır ..
Şaşkınlık iyidir , hayret makamına yöneltir
Hayret makamının bir perde ötesinde aşk gizlidir..
Aşk’ın içinde sözlerimin müsebbibi ruhumu inletir..
Ah şu iniltilerimin sesi olsa da konuşsa…
Neyse efendim …
Uzun lafın kısası anlamsızdır .O yüzden lafı uzun tutmak iyidir.
Yaşımı sormuştu bari cevap vereyim ..
Ben hep olduğum yaştayım , en yakışıklı çağımdayım ..
Peki siz efendim , siz …
Her sabah beni sevecek yaşta mısınız ??
İbrahim İNECİK