Allah Ademi a.s yarattı ve ona bilmesi gerekenleri öğretip bir müddet katında tuttu. daha sonra malum olan şeytanın isyanı olayından sonra şeytanı lanetleyip kovdu ve Ademi a.s ve Havva yı a.s cennetine koydu. insana düşman kesilen şeytan belli bir vakte kadar mühlet ve izin istedi. Allahta buna müsaade etti ve insanlara bu olanları bildirdi.
işte kurallar, sınırlar ve Allah'a itaat sınavları burada başladı. insan hiçbir zaman hiçbir yerde hatta cennette bile başıboş bırakılmamıştır. Allah ademi ve havvayı cennete koydu ama şu ağaca yaklaşmayın diye bir sınır çizdi. ve onları şeytana karşı uyardı. Ancak fıtratında nefsine karşı zayıflık olan insan hemen oracıkta Allah'ın bir hikmeti gereği şeytana uydu ve cennetten kovularak dünyaya iniş gerçekleşti. yıllar süren pişmanlık ve cezanın sonunda adem ve havva tekrar bir araya geldiler. evlendiler ve çoğaldılar. zaman ve durumdan kaynaklanan sebeplerden dolayı, çocuklarını birbirleriyle evlendirerek çoğalmaya başladılar. havva annemiz her yıl bir erkek bir kız olmak üzere ikiz doğurdu. evlilikteki kural arada en az bir yaş fark olmasıydı. yani aynı doğumda doğan kardeşler birbirine yasaktı.
bu arada adem a.s ilk insan ve ilk peygamberdir. insanlar artık çoğalıp sağa sola yayılmaya başladılar. ancak kim nereye giderse gitsin her topluma kendi içlerinden peygamberler gönderirildi. bazen baba oğul bazen iki kardeş bu görev için seçildi ve o günden bu güne kadar nerede insan topluluğu varsa mutlaka onlara bir uyarıcı gönderilmiştir. Çünkü insan başı boş değildi ve Allah'a ibadet etmek için yaratılmıştı. peygamberler zannettiğiniz gibi Kuranda adı geçenlerle sınırlı değildir. Kuran insanlara uyarı mahiyetinde geçmiş peygamberlerden ve olaylardan kıssalar anlatır. ama daha adı ve bahsi geçmeyen ne kadar peygamber olacağını siz hesap edin. her köyde bir imam varmış gibi peygamber vardı. çünkü hayat şartları şimdiki gibi olmadığı için bir peygamberin bulunduğu bölge ile uğraşı bitmiyordu ki o şartlarda birde diğer bölgeye yetişsin. ve uyarıcı gelmeyen hiçbir toplum olmamıştır.
tüm peygamberlere verilen ana emirler belliydi. Allahtan başkasına kulluk etmeyin, müslüman olun ölçüye tartıya dikkat edin anne babanıza asi olmayın, cenneti kazanın cehennemden sakının şeytana uymayın v.s. ancak bunun yanısıra insanların çoğalması ve gelişmesinden dolayı bazı emirler ve yasaklar da değişiyordu. bazı peygamberler bir öncekinin şeriatını sürdürürken bazıları ise yepyeni emir ve yasaklarla geliyordu.
işkence edilen, yurtlarından sürülen, öldürülen peygamberlerin sayısını kesin olarak Allahtan başkası bilmez. bunun yanısıra cezalara çarptırılan helak edilen toplumlar v.s v.s.
insanın dünyaya inişi ile başlayan peygamberlerin bu tebliğ süreci bu şekilde gelişmiştir.
ve ahir zamanda son peygamber hz. Muhammed geldi. hemde diğerleri gibi bir kavme değil, bir ülkeye değil, dünyanın neresinde kim varsa ona. ve kıyamete kadar doğacak olanlara ve hatta cinlere . Aman yarabbi bu nasıl bir peygamber, nasıl bir üstünlük, nasıl bir şeref... önceki kurallar değişti. önceki peygamberlerin adı kaldı. ve insanlar tarafından bozulmuş hükümleri değişmiş tüm kitaplar geride kaldı. Artık hüküm Allah ve resulunun.
ona birde kitap verildi. kıyamete kadar başka emir ve yasak gelmeyecek şekilde mucizevi bir şekilde tasarlanan bir kitap . diğer kitaplar gibi hükümleri, emir ve yasakları gelişen insanlık karşısında yetersiz kalmayan , asırlar sonra bile yeni indirilmiş gibi her zamana uyabilecek, hem o günki insanlara hemde 1500 yıl sonrakilere hatta kıyamet gününe kadar tüm insanlara aynı emirleri verebilecek olan bir kitap. asırlar sonra bile başka bir kitapla desteklenmeye, düzeltilmeye, yenilenmeye ihtiyaç duymayacak olan bir kitap.
ancak böyle bir kitabı değil 1500 yıl sonra, o zamanki insanların bile tam olarak anlayabilmesi mümkün değildi. işte resulullahın varlığının sebeplerinden biri bu kitabı yaşamak ve bize yaşatmaktı.
en güzel şekliyle yaşayıp, sahabelerede açıkladı. böylece Kuranın bizi ilgilendiren kısımları, insanlar tarafından anlaşılır hale geldi. Ancak bize verilen tüm emir ve yasaklar, yada yaşam şeklimizin tamamı bu kitapla gönderilmedi. kalan görevlerimizide Resulullahtan öğrendik.
daha doğrusu Allah kalan görevlerimizi Resulullah aracılığı ile bildirdi. her türlü ibadetten tutun da yemek yeme, uyuma, su içme, yürüme, oturma, susma, konuşma, temizlik, cima, taharet, insan ilişkileri, savaş barış, günlük yaptığınız ne varsa herşeyi onun aracılığı ile öğretti. kim olduğumuzu ne için yaratıldığımızı ve sonumuzu. işte bunun içindir ki iman etmiş olmak için La ilahe illallah dan sonra Muhammeden resulullah ı eklememiz şarttır.
o dönemdeki insanlar yani sahabe Kuranı anlayıp yaşamayı resulullahtan öğrendiler. Yani Kuranıda sünnetide en güzel şekliyle yaşama imkanları oldu. peki ya biz. yani Kuranıda sünnetide anlamadık ne yapacağız? Allah bunuda bildiği için bizlere resulüne iman ve kayıtsız şartsız itaatı emretmiş, ve resulullahta ihtilafa düştüğümüz, Kuran ve sünnette bulamadığımız konularda bizlere ashabına uymayı emretmiştir. sahabenin hayatına bakarız ve bu kuranı sünneti anlamamıza yardımcı olur. dedik ya cahilliğin sınırı yok diye, sahabelerinde her sözüne yada her yaptığına anlam veremeyebiliriz
Allah bunuda bildiği için son olarak, Kuran sünnet sahabeden sonra bizimle aramıza muhaddisler, müfessirler müctehidler müceddidler gibi bizden olan bizimle aynı havayı soluyan seçkin kullarını yerleştirmiş ve artık böylece kuranı ve sünneti anlayabilecek duruma getirmiştir. ancak çoğunluk kuralına uyun ve her alim bildiğinize sarılmayın insanların çoğunluk olması sizi yanıltır. ama ulemanın cumhurun ve alimlerin çoğunluğuna uymak sizi doğruya götürür.