Kâinat bir âlem, insan başka bir âlem. Dikkat edilirse görülür ki, kâinatın yapısıyla insanın yapısı aynıdır; halden hale dönüşür. Mevsimler de böyledir. Mesela kış, ölümü ve kıyâmeti; bahar, yeniden dirilişi; yaz da ebedî hasadı anlatıyor.
Kış geldi; bitkilerin kıyameti koptu. Havalar soğuyunca İsrafil’in suru öttü, her şey öldü. Ağaçlar yapraklarını döktü. Şu tabloyu seyreden insan biliyor ki, ilkbaharda neşrolacak. Ağaçların dalları kuru kemiklere benzer. Bahar gelince yaprak yaprak, çiçek çiçek dirilirler.
Her çekirdek, her tohum bir bitkinin amel defteri gibidir; çamur içinde filiz veriyor, atası gibi aynen büyüyor. Çekirdekte ağacı saklayan Allah, amellerimizi de amel defterimizde öyle muhafaza ediyor. Allah, karı, buzu, bitkileri, kış uykusuna yatan hayvanları, haşre örnek gösteriyor; bize “Böyle öleceksiniz!” diyor.
Bediüzzaman şöyle der: “Çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir.”
Her gecenin sonu sabah, her kışın sonu da bahardır amma baharın hazırlığı kıştan yapılır.
Müslüman’a gayret yaraşır, merhamet Allah’ındır.
Öyleyse insan kendi varlığında kâinatı, kâinatta Rabb’ini okumalı, dünyada ne yaşıyorsa ahirete onu götüreceğini unutmamalı. Bütün hazırlıklar o tarafa olmalı!
İnsanda edep, inci hükmündedir…
İslamiyet, edeptir. Edebin olmadığı yerde İslamiyet de olmaz. Ailede, işyerinde, toplumda, her yerde bir sınır vardır. Edep, haddini bilmek, sınırı aşmamak demektir. Toplum içindeki edebi, kanunlar, örf ve âdetler düzenler. Demek ki bir milletin ahlakı kolektiftir.
Öyle insanlar da vardır ki, elbisesiyle hanımefendidir, beyefendidir. Elbisesi kendisinden daha kıymetli olan insan çoktur.
Rahmetli Necip Fazıl, Eminönü öğrenci lokalinde yaptığı konuşmada, “Artık her şey bitmiştir. Çünkü kadını soydular, nefsin hoşuna gidecek işler yapıyorlar. Bu millet nefsine uyup canının istediği gibi yaşarsa, mübarek ve mukaddes kelimelerin hepsi lügatlerden silinir gider.” dedi. Ahlak gitti, yeri boş kaldı. Ahlaksız bir nesil yetiştirildi. Ahlak kelimesinin kendisi ortada yok, ahlaklı insan nasıl olabilir! Ahlakla beraber itikat, iman zayıfladı. Direksiz binanın durması kolay olmadığı gibi, edebi ve hayâsı olmayanın da imanını muhafaza etmesi zordur.
Edepli olmak Meryem olmaktır, Asiye olmaktır, Hz. Osman olmaktır. Üftade Hazretleri’nin türbesinde, “Edeple giren lütufla çıkar.” yazılıdır; Hz. Yusuf misalidir edep; başı zindan, sonu sultanlıktır.
Hekimoğlu İsmail