taş gibi bir fikrin olmayacak; insanların içine tohum gibi oturacak. fikirden dolayı hapislere düşmeyeceksin.
emekliliğini aldığında köyüne dönme hayalleri kuracaksın.
bir tütün, çam ya da çimen kokulu kolonya kokladığında ölmüş güzel insanları hatırlayacaksın. gidip dandik bir parfüme fit olacaksın.
cebinde akide şekeri taşıyan dedelerin olduğu dünyayı hatırlayacak, bayramlarda evine çikolata ve ucuz şeker alacaksın. ucuz şekerler çocuklara, çikolatalar hatırlı misafirlere.
uğrunda savaşacak kadar sevmeyeceksin hayatı
uğrunda barışacak kadar sevmeyeceksin yurdunu
uğrunda gurbetlere gidecek kadar sevmeyeceksin sevdiklerini
insanların yüreğine ekeceğin bir fikrin olmayacak
her gün geçen gününe pişman olacaksın:
kirsiz, tertemiz, çürümeye bırakılmış, hiç bir şeye bulaşmamış, tavşan boku gibi ne kokan ne bulaşan zamanına üzüleceksin.
istifa etmeli belki de tüm dümdüzlüklerden.
masallara burun kıvıran, hikayelere kulak vermeyen, cesur insanların yaşamlarına beğenmeyerek bakan gözlerin
ne kadar güzel gözleriniz var oysa!
hiçbir hayali olmayan ne güzel gözleriniz var sizin.
savaşlaradan ve barışlardan itinayla saklanmış hangi göz güzel değildir ki?...
sadece güzel.
zeki bulduk