Elest bezminde ruhumuzun kimlerle karşılaştığını unuttuğumuz için bu dünyada kimlerle tanışıp bilişeceğimizi, kimlerle yıldızlarımızın barışacağını, kimlerle kanlı bıçaklı olacağımızı da bilmiyoruz. Kimlerle ülfet edip, kimlerle yola çıkacağımızı da bilmiyoruz. Yürüyeceğimiz yolları bilmediğimiz gibi bilmiyoruz bunların birçoğunu. İsmail Hakkı Bursevî hazretlerinin aslî halimizden bu süfli bedene büründüğümüz hale gelinceye kadar sürekli mertebe kaybederek geldiğimiz ve yitirdiğimiz her mertebede sürekli unuttuğumuz için bilmiyoruz bunları. Unuttuklarımızı hatırlamak da bizim sa’y ve gayretimizle birlikte Rabbimizin bize ihsanına bağlı. “Ye eyyühennas” hitabına muhatap biri olarak en temiz ve aslî halimize en yakın hale gelinceye kadar gayreti elden bırakmamak önemli olan. Fakat “nefs kötülüğü emreder” kavlince bu gayretimiz hep eksik kalıyor, hep tökezliyor, hep burnumuz sürtülüyor. Buna rağmen yine de ahdini unutan biz oluyoruz, yani insanlar, yani kendine Müslüman diyenler.
alıntı