You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hazret-i Ali efendimizin şehîd edilmesi...

Hazret-i Ali efendimizin şehîd edilmesi...

Profesör
Hazret-i Ali efendimizin şehîd edilmesi...
Yeryüzünün, Peygamberlerden sonra, bir benzerini görmediği ve kıyâmete kadar da göremeyeceği, insanların en yükseği olan Eshâb-ı kirâmın en büyükleri maalesef şehîd edilmişlerdir. Sahâbe-i kirâm için, Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Siz, insanlar[ın iyiliği] için, ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz [ümmetlerin en hayırlısı olmak üzere yaratıldınız.] İyiliği, doğruluğu emreder; kötülükten, fenâlıktan meneder ve Allah’a inanırsınız ...” (Âl-i İmrân sûresi, 110)
Gerçi şehâdet, şehîdler için çok büyük bir saâdettir; bazı sahâbe-i güzîn, diğer yüksekliklerin yanında şehîdlik mertebesine de kavuşmuşlardır. Ama onları şehîd edenler için de çok büyük bir bedbahtlık, pek büyük bir felâkettir.
Bilindiği gibi, başta Peygamber Efendimizin amcası Hazret-i Hamza, halîfeleri Hazret-i Ömer, Hazret-i Osmân, Hazret-i Alî, torunları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin olmak üzere, birçok İslâm büyüğü şehîd edilmişlerdir.
[Bilindiği üzere Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer, Peygamberimizin kayınpederleri; Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî de dâmâdları olmakla şereflenmişlerdir (radıyallahü teâlâ anhüm).]
Sevgili Peygamberimizin amcazâdesi, dâmâdı, ilk Müslümânlardan, halîfelerinden Hazret-i Alî efendimiz, 24 Ocak 661 (17 Ramazân 40) târihinde, mübârek bir cuma günü sabâh namazı vaktinde, Kûfe Câmii’nde, bedbaht bir Hâricî tarafından şehîd edilmiştir.
Hazret-i Alî bin Ebî Tâlib (radıyallahü anh), 599 senesinde (yanî hicretten 23 yıl önce) Mekke’de doğmuş [bu konuda başka rivâyetler de var], beş yaşından itibâren Peygamber Efendimiz’in yanında yaşamış ve on yaşındayken Müslümân olmakla şereflenmiştir. O, çocuklardan Müslümân olanların birincisi, genel olarak Müslümân olanların ise üçüncüsüdür.
Künyesi “Ebü’l-Hasen” ve “Ebû Türâb”dır. Puta tapmadığı için “Kerremallahü Vecheh”, Allahü teâlâ’nın takdîrine râzî olduğu için “Murtazâ”, kahramân ve cesûr olmasından, dönüp dönüp düşmâna saldırmasından dolayı “Kerrâr”, Allahü teâlânın arslanı mânâsına da “Esedullâhi’l-Gâlib” ve “Haydar” lakablarıyla anıldı.
Hakkında birkaç âyet-i kerîme nâzil olup, pek çok hadîs-i şerîfle medhedildi. Ehl-i Sünnet’in göz bebeği, evliyânın reîsi, kerâmetler hazînesidir. Adâlet, ilim, cömertlik, merhamet ve diğer yüksek fazîletleri kendisinde toplamıştır. Peygamber Efendimiz, onun hakkında, cömertlerin sultânı manâsına “Sultânü’l-eshıyâ” buyurmuşlardır.
Bilindiği gibi Hazret-i Alî (radıyallahü anh), Resûlullah Efendimizin amcası Ebû Tâlib’in oğlu ve sevgili dâmâdı, “Ehl-i Beyt”in ve “Oniki İmâm”ın birincisi, Hulefâ-i râşidîn’in, İslâm halîfelerinin ve Cennet’le müjdelenen 10 kişinin dördüncüsü, evliyânın en büyüklerinden, hattâ vilâyet yolunun reîsidir.
Hazret-i Alî Efendimiz, “Ehl-i Beyt”in [“Âl-i Resûl”ün ve “Âl-i Abâ”nın] birincisidir dedik. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde “Ehl-i Beyt” hakkında meâlen buyurdu ki: “... Allahü teâlâ, sizlerden ricsi, yanî kusûr ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tâm bir tahâret ile temizlemek irâde ediyor.” (Ahzâb sûresi, 33)

“EHL-İ BEYT” KİMLERDİR?..
Peki “EHL-İ BEYT” kimlerdir?
Eshâb-ı kirâm da, “Yâ Resûlallah! Ehl-i Beyt kimlerdir?” diye Sevgili Peygamberimize sordular:
O esnâda, Peygamber Efendimizin yanına Hazret-i Alî (radıyallahü anh) geldi. Peygamberimiz, onu mübârek paltosu altına aldı. Daha sonra Hazret-i Fâtıma, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (radıyallahü anhüm) geldiler.
Her birini bir tarafına alarak; “İşte bunlar, benim Ehl-i Beyt’imdir” buyurdular. Bu yüksek kimselere “Âl-i Abâ” ve “Âl-i Resûl” de denir.
Kitaplarda, “Ehl-i Beyt” hakkında şu tarifleri de görüyoruz:
“Ehl-i Beyt”: 1- Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın bütün âile fertleri.
2- Peygamberimizin mübârek hanımları, muazzez kızı Hazret-i Fâtıma ile mübârek damadı Hazret-i Ali ve bunların evlâtları olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, onların çocukları ve kıyâmete kadar gelecek torunlarının hepsi.
3- Hattâ Peygamberimizin temiz soyunun bağlı olduğu Hâşimoğullarına da “Ehl-i Beyt” denir.
Eshâb-ı kirâmdan Selmân-ı Fârisî (radıyallahü anh) de “Ehl-i Beyt”ten sayılmıştır.
Hazret-i Alî Efendimiz, “Oniki İmâm”ın da birincisidir. Oniki İmâm da, şu mübârek zâtlardır:
1- Hazret-i Alî bin Ebî Tâlib, 2- Hazret-i Hasan, 3- Hazret-i Hüseyin [radıyallahü anhüm], 4- İmâm Zeyne’l-âbidîn, 5- İmâm Muhammed Bâkır, 6- İmâm Ca’fer-i Sâdık, 7- İmâm Mûsâ Kâzım, 8- İmâm Alî Rızâ, 9- İmâm Muhammed Cevâd Takî, 10- İmâm Alî Nakî, 11- İmâm Hasan Askerî Zekî, 12- İmâm Muhammed Mehdî [rahmetullahi aleyhim]’dir...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.