RE: Hayvanlar alemi
Kaynak özelliklerinedir.com
Ebabil kuşu
adını sıklıkla duyduğumuz kuşlardan birisidir, İslam dinindeki yeriyle bilinir. Ebabil kuşları görünüş ve vücut yapısıyla kırlangıçlara benzer. Sağangildir
baharın habercisidir kışı başka yerde geçiren kuşların ilkbaharda ülkemize gelip Sonbaharda güney kesimlere göç eder en önemli özelliği hayatının %95’lik kısmını uçarak geçirir uçuş itibarıyla ilk sırada yer alır. sadece üremek için çok kısa bir süre yere inerler.Ebabil kuşlarının ayakları yerde yürümeye uygun değildir. kullanmamakdan körelme olabilir. yere indikleri zaman tekrar kalkıp uçmaları imkânsızdır. yuvalarını yükseklere yaparlar uçarken kendilerini boşluğa bırakırlar. Yerdeki ebabil kuşlarının sakat olduğu veya yavru olduğundan uçamadıkları sanılsa da asıl neden ayaklarından kaynaklanır
Ebabil kuşları havada uçarken uyumaktadır. uyku için dahi uçuşlarına ara vermezler. yiyeceklerini uçan canlıları yakalayarak bulurlar. uçarken çiftleşirler. Tekeşli kuşlardandır yuvalarını şehirde apartman çatısına yaparlar. akşam çok seri uçar ve gürültülü öterek dikkat çekerler. seri kuşlardır. Uçuş hızı ilk sıralarddır.Kanatları sürekli açıktır.
Kuyrukları çatallıdır Boyları 16 cm civarında Kanat açıklığı yaklaşık 45 cm dir Gözleri geceleri iyi görür
Sürüler halinde uçar yaşam süreleri 20 yıl civarıdır. yavrularına çok kısa süre bakar ve terk ederler.
daha çok Güneydoğuda bulunur ülkemizde her yere yayılmıştır. 4 türü bulunur En çok bulunan kahverengi ebabil türüdür.
Kaynak islamveihsan.com
KUR’ÂN’DA ANLATILAN “HÜDHÜD KUŞU”NUN HİKÂYESİ
Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Süleyman kıssasında İbibik kuşu olarak da ifade edilen “Hüdhüd Kuşu taraklı tepeliğiyle tanınan bir kuştur. Kanatları ve kuyruğu siyah beyaz alacalı, tepeliğinin uçları siyahtır. Yuvasını ağaç kovuklarına, duvar deliklerine ve kaya oyuklarına yapar Filistin’de ve Mısır’da bulunur; kışın Afrika’ya göçer. Eski Mısırlılar hüdhüde saygı gösterir ve tanrı Horus’un simgesi kabul eder
TEVRAT’TA ETİ YENMEYEN KUŞLARDANDIR Talmud’da “yaban horozu” olarak adlandırılır Karaîler hüdhüdü tavukla karıştırmış ve tavuğun yenilmesini yasaklamışdır.
Kur’ân-ı Kerîm Hz. Süleyman’dan bahsederken kendisine kuş dilinin öğretildiğini, cinler, insanlar ve kuşlara hükmettiğini ve onlardan orduları olduğunu bildirmektedir.
Âyetlerdeki bilgiler şöyledir sefer esnasında ordularıyla karınca vadisine gelen Hz. Süleyman kuşları gözden geçirir ve hüdhüdün olmadığını anlar. Sebebini sorar mazereti varsa ispat etmesini, yoksa canını yakacağı kafasını koparacağını belirtir. Çok geçmeden hüdhüd gelip Hz. Süleyman’a Sebe ülkesinden haber getirir ülkeyi bir kadının yönettiğini söyler ve dinî hakkında bilgi verir. Hz. Süleyman hüdhüde mektup vererek Sebe’ye götürmesini ve yöneticilerin karar vermelerini ister. Mektubu okuyan Sebe melikesi, Hz. Süleyman’a hediyeler gönderir
(en-Neml 27/16-35).
Hüdhüd hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de verilen bilgilerin yanında başka bilgiler de vardır. Hz. Süleyman Beytülmakdis’in yapımından sonra insan, cin, şeytan, kuş ve vahşi hayvanlardan bir ordu toplar Mescid-i Harâm’a, ve Yemen’e gitmek üzere yola çıkar. San‘ada su sıkıntısı başlar Toprağın altındaki suyu gören olan, ve Hz. Süleyman’a su bulmada rehberlik eden hüdhüd aranır, bulunamaz. Ve olaylar Kur’an’da belirtildiği şekilde gelişir rivayete göre, Hz. Süleyman ve ordusu konakladığında Ya‘fûr adını taşıyan hüdhüd Hz. Süleyman’ın konaklama işiyle meşgul olmasından faydalanarak dolaşmaya çıkar. Etrafı gözden geçirirken Sebe ülkesinin melikesi Belkıs’ı görür ve bahçedeki yeşilliğe konar.
Ufayr adlı Yemen hüdhüdü ile karşılaşır. Ufayr Belkıs’ın saltanatını anlatır. Hüdhüd, namaz vakti suya ihtiyaç duyan Hz. Süleyman’ın kendisini bulamamasından endişe edse de Ufayr ile Belkıs’ın mülkünü dolaşır. geri döndüğünde ikindi vakti olmuştur. rivayette, Hz. Süleyman’ın susuz alanda konakladığında insanlar, cinler ve şeytanlardan su bulmalarını ister, hüdhüdü aratır fakat bulamaz
Hz. Süleyman, seferde rüzgâr tarafından uçurulan bir halıda yol almakta ve kuşlarca güneşten korunmaktadır başına güneş ışıkları gelince hüdhüdün olmadığını farkeder. kuşların yöneticisi akbaba onu bir yere göndermediğini söyleyince Hz. Süleyman öfkelenir, hüdhüdü cezalandıracağını veya öldüreceğini bildirir
kuşların efendisi kartala hüdhüdü bulmasını emreder. Kartal havada Yemen’den dönen hüdhüdle karşılaşır; Hz. Süleyman’ın huzuruna gelirler. Hz. Süleyman hüdhüdün Belkıs’a dair anlattıklarını dinler sonra bonu Sebeliler’e gönderir
HÜDHÜDÜN ÖZELLİKLERİ
İran efsanesinde hüdhüd evli bir kadındır. yarı çıplak saçlarını tararken kayınpederi habersizce odaya girer.durumundan utanıp korkuya kapılarak kuş olur ve uçar, tarağı başında kalır. hüdhüdün Farsça’daki adı şâneser tarak başlıdır
Islâmda hüdhüdün “ebü’l-ahbâr, ebü’r-rebî‘, ebû ibâd, ebû seccâd” künyeleri vardır özellikleri şunlardır: Toprağın altındaki suyu görür. Eşine çok bağlıdır, eşi ölünce yeni bir eş aramaz. Anne babasına çok hürmetkârdır; yaşlandıklarında yiyeceklerini temin eder. Annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya kadar onu başında taşıdığı için mükâfat olarak güzel bir tepelikle donatılmıştır
İbn Abbas’ın naklettiğine göre Resûlullah hüdhüd, göçeğen kuşu, karınca ve arının öldürülmesini yasaklamıştır. Hüdhüdle Hz. Süleyman’a su bulmuş elçilik yapmıştır Hüdhüd hakkında Kur’an’da verilen bilgiler Eski Ahiddede vardır
DOĞU-İSLAM EDEBİYATINDA HÜDHÜD
Doğu-İslâm edebiyatlarında hüdhüd birçok özelliğiyle zikredilir. anne ve babasına gösterdiği saygıdan dolayı sembol olarak anılır Hz. Süleyman yer altındaki düşmanı belirlemek için hüdhüdü görevlendirmiştir. Arapça’da, herkesin göremediği şeyleri görebilen kimselere absar min hüdhüd” denir. Tepesindeki sorguçtan dolay“sâhib-i külâh” diye nitelendirilir.
Hüdhüdün insanları kötü bakışlardan koruduğu büyüyü bozduğuna inanılır. hırsızlara karşı dükkânlara, cinlere karşı da evlere asıldığı söylenir. hüdhüdün sağ gözünün insanın iki gözü arasına konması durumunda onun yer altındaki defineleri göreceği kabul edilir. hüd hüd” diye ötmesi gizli şeyleri göstermek için “orada orada” demesinden ibarettir.
Rüya tâbirnâmelerinde inanışlara bağlı olarak yorumlara yer verilmiştir. Rüyada hüdhüd görmek sıkıntıdan kurtulmak, suya kavuşmak, misafir gelmek, emniyette olmak, uzaktan haber almak şeklinde yorumlanmıştır. Arap inancında Arap şiirine girmiş hüdhüdün görme gücüne, işaret edilmiştir
Hüdhüdle ilgili Ferîdüddîn-i Attâr’ın şöyle anlatır kendilerine hükümdar seçmek için toplanan kuşlara hüdhüd kılavuzluk eder Kafdağı’nda sîmurgu aramaya çıkarlar. otuz kuş sîmurga ulaşır.
Hikâyede hüdhüd başında hakikat tacı taşıyan bir kuştur. Kuşların yolculuğu ruhun Allah’ı arayış seferidir -vahdet, zuhur-düşüncelerine dayanan sembolik hikâye İran ve Türk edebiyatlarında defalarca işlenmiştir. hüdhüd ilhamın sembolüdür. İran edebiyatında sevgiliden haber getiren bir kuştur
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Meŝnevî’sinde Hz. Süleymana yer altındaki suları görmesiyle zikredilen hüdhüd, kılavuz kuş mürşid özelliğiyle Türk edebiyatında da işlenmiştir.
Gülşehrî’nin mesnevisinde hüdhüdün aklı, diğer kuşların halkı, sîmurg Tanrı’yı temsil eder Ali Şîr Nevâî’nin mesnevisinde hüdhüd tasavvufî karakterdedir ve kesret-vahdet ilişkisi içinde Tanrı’ya ulaşmayı sembolize eder. Derviş Şemseddin’in Deh Murg mesnevisinde ise her biri bir kişiyi veya tipi temsil eden, aralarında hekim sıfatıyla hüdhüdün de bulunduğu on kuşun birbirleriyle münazarası konu edilmiştir.
Mesneviler dışındaki divan şiiriinde hüdhüd mesel veya motif olarak yer almıştır. Kur’ân-ı Kerîm’deki Süleyman kıssasına işaret edilir. Nâbî’nin, “Ey hüdhüd-i ümmîd Sabâ’dan mı gelirsin” beytinde hüdhüd haberci olarak ele alınmıştır.
Kuranda Adı Geçen Canlılar
“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…”(Nahl Suresi, 66)
Bakmıyorlar mı deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi sen, öğüt verip -hatırlat. Sen, yalnızca öğüt verici hatırlatıcısın.”(Gaşiye Suresi, 17-21)
Tüm varlıklar sahip oldukları özelliklerle Yaratan’ın sonsuz gücünü ve ilmini gösterir Kuran’daki ayetlerde bu Allah’ın her yarattığı bir ayet, ‘bir delil ve ibretdir. Gaşiye Suresi’nin 17. ayetin dikkatle düşünülmesi ve ibret alınması gereken bir hayvandan, “deve”den bahseder Kuran bakmıyorlar mı o deveye nasıl yaratıldı” bu canlıya dikkat çeker
Deveyi “özel yapan, en ağır şartlardan bile etkilenmeyen vücududur. açlık ve susuzluğa günlerce dayanır, günler boyu, sırtında yüzlerce kilo yol katedebilir. o özel, bir yaratılışla var edilmiş insanın hizmetine verilmiştir. düşünen insanlara yaratılış delilidir.
“Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan topluluk için elbette ayetler vardır.”(Yunus Suresi, 6)
Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri su içerler. Bu 130 litreyide bulabilir. Bunun yanısıra deve, insana oranla 100 kat geniş alanı kaplayan burun mukozasına sahiptir., çok büyük ve kıvrımlı burun mukozası sayesinde, havadaki nemin %66’sını tutabilir
Besinlerden ve sudan maksimum istifade ederler
Hayvanlar böbreklerinde biriken üre kana karışırsa zehirlenerek ölür deve, vücudundaki üreyi defalarca karaciğerinden geçirir sudan ve besinden maksimum istifade eder Devenin kan ve hücre yapısı çölde uzun süre susuz yaşayabilmesini sağlar Hücre duvarları, hücrelerinin su kaybetmesini engeller Kan yapısı devenin vücudunda su minimuma indiğinde bile kan akışında ağırlaşmaya olanak vermeyecek biçimdedir.
kanda, susuzluğa dayanıklılığı arttıran albümin enzimi, diğer canlılardan daha fazladır Devenin bir başka destekleyicisi hörgücüdür. Hörgüçlerde vücut ağırlığının beşte biri kadar yağ depo edilmiştir. Devede yağın tek bir noktada toplanması, vücudun -yağa bağlı olarak- her yerinde yoğun oranda su atılmasını engeller. Bu da devenin suyu minimum oranda kullanmasına sebep olur. hörgüçlü deve, normalde günde 50 kilo besin alabilirken, zor şartlarda günde sadece 2 kg kuru otla bir ay boyunca yaşar Devenin ağız ve dudak yapısı, ayakkabı köselesini delecek kadar sivri dikenleri bile rahatlıkla yiyecek şekildedir. sindirim sistemi önüne çıkan herşeyi öğütecek kadar güçlüdür. kauçuktan bile istifade eder
Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı korur. Develer burun deliklerini kum girmesini engellemek için kapatabilirler. Kavurucu sıcağa ve dondurucu soğuğa karşı önlem alırlar
Bütün vücudu kaplayan sık tüyler çölün yakıcı güneşinin hayvan derisine ulaşmasına engel olur soğukta hayvanın ısınmasını sağlarlar. Çöl develeri 70°C’lik sıcaklıktan etkilenmez, çift hörgüçlü develer sıfırın altında 52 derecelik soğukda yaşar 4.000 metrelik yüksek yaylalarda bile hayatlarını sürdürür Kızgın kumlarda önlem alırlar
Bacaklarına oranla son derece büyük ayakları özel dizayn” edilmiştir, hayvan kuma batmadan yürüyebilsin diye genişletilip yayılmıştır.
Ayak tabanlarındaki özel kalın deri kızgın çöl kumlarına karşı alınmış bir tedbirdir.
Görmüyor musunuz şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli nimetlerini tamamlamıştır. İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir ilme dayanmadan, yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur.(Lokman Suresi, 20)
Deve, kendi vücudunu çöl ortamına göre kendisi mi ayarlamıştır? Burun mukozasını tepesindeki hörgücü o mu meydana getirmiştir? hortum ve fırtınalara karşı göz ve burun yapısını kendisi mi tasarlamıştır? Kan ve hücre yapısını, devenin kendisi mi ‘ düzenlemiştir? Vücudundaki tüylerin dokusunu o mu seçmiştir? O mu kendisini “çöl gemisi”ne dönüştürmüştür?
Deve elbette ki bunları yapamaz. “
Bakmıyorlar mı deveye, nasıl yaratıldı?” ayeti, olağanüstü hayvanın varoluşunu en iyi biçimde açıklar. Deve her şey gibi yaratılmış, özelliklerle bezenmiş ve Yaratıcı’nın üstünlüğünün işareti olarak yeryüzüne yerleştirilmiştir. Deve, üstün özelliklerle yaratılırken, insana hizmetle görevlendirilmiştir. İnsan tüm varlık aleminin içindeki yaratılış mucizelerini görmek ve tüm varlıkların yaratıcısı olan Allah’ı bilip-tanımakla…
Yükümlüdür
KURAN’DA İSMİ GEÇEN 9 CANLI
iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; balık denizde akıntıya doğru bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (KEHF SURESİ / 61) Zebra balıkları otomatik kalp yenileme sistemine sahiptir Howard Hughes Tıp Enstitüsü’nden Mark Keating balığın kalbini tam %20 oranında kestiler. Kalbinin 5’te biri kesilen balıklar 1 hafta sonra normal balıklar gibi hareket ettiler . 1 ay sonra ise yepyeni bir kalp duvarı örüldü. İki ay sonra kalp üzerinde hiçbir yara izi kalmadı kalp tamamen yenilendi
Balıklar, durgun halde yüzerken aniden yüksek hıza ulaşabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyar Ani hızlanabilmek çok önemlidir; avcılardan kaçmak için gereklidir balıklar suda akıntıya karşı hareket eder Balıkta gücün ortaya çıkmasını sağlayan, omurga ve kastır Omurga, balığın dik durmasını, yüzgeçler ise kasların kendisine bağlanmasını sağlar
suda belli bir süre kalınca derimiz etkilenir cildimiz zarar görür. balıklarda bu olmaz.balıkların üst derisinde sert tabaka vardır. suyun vücuda girmesini engeller. bu tabaka olmasaydı, balığın vücudu zarar görecek, içeri su girecek vücut dengesi bozulacak balık ölecekti. Ancak bu olmaz ve balıklar su içinde yaşamlarını rahatlıkla sürdürür
Balıkların vücutlarında hava keseleri bulunur. Bu keselerle kısa sürede derinlere inebilir su yüzeyine doğru çıkabilirler. Balık derinlere indiğinde, hava keselerinin hayati önemi ortaya çıkar. derinlik arttıkça balığın üzerindeki fiziksel etkiler değişir, değişen şartlara hava kesesindeki gazın azaltılıp, çoğaltılmasıyla uyum sağlanır.
Balıkların vücutları dayanıklı bir deri ile kaplanmıştır. deri, alt ve üst iki tabakadan oluşur. Üst deride mukus bezleri bulunur. Mukus kaygan ve yapışkan bir yapıdadır, balığın içerisindeki hareketi sürtünmeyi en alt düzeye indirir. balıklara hızlı hareket imkanı verir. kayganlık özelliğiyle balığın düşmanlarca yakalanmasını zorlaştırır.
Mukus balığı hastalık yapan organizmalara karşı korur
Dentin adı verilen sert maddeden oluşan köpek balığında minik dişler gibidir. Hepsi geriye doğru uzanırlar. Eğer elinizi köpek balığının derisinin üzerinde başından kuyruğuna doğru gezdirirseniz pürüzsüz bir yüzey hissedersiniz. Ancak tam aksine kuyruktan başına doğru elinizi kaydırdığınızda oldukça sert gelecektir. Çalışmalar köpek balığı pullarında Allah’ın yarattığı kusursuz tasarımın onlara çeşitli avantajlar sağladığını ortaya çıkarmıştır. Pullar, köpek balığının derisinde zırh görevi görür. Sürtünmeyi azaltan küçük girdaplar oluşturan pullar, köpek balıklarının hızlı hareket etmesini sağlar.köpek balıklarının sessiz yüzmesinin sebebi pullarındaki özel tasarımdır
Beyaz köpek balıkları avlarını gözleri ile takip eder. Sıcak mercan kayalıklarında gezindiklerinde avlarını kolayca görürler. serin okyanusda beyaz köpek balıklarının soğuktan görüşleri etkilenebilir
Normal şartlarda soğuk etkisiyle kimyasal işlemler yavaşlayacağı için hayvanın gözleri avını takip etmede ağır kalması gerekir. Ancak köpek balığı hiçbir zaman problem yaşamaz. beyaz köpek balıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. vücut kaslarının ısısı gözlere aktarılır. en hızlı hareket eden balıkları fok balıklarını bile rahatlıkla yakalayabilirler.
Bütün canlılar ısı ve elektrik yayarlar. Karada yaşayan canlının bu akımları hissetmesi zordur hava yalıtkan görevi görür. Ancak suda durum Elektrik doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Ve elektriği hisseden canlı son derece etkili bir duyuya da sahip olur. köpek balıkları da bu türdendir sudaki tüm titreşimleri, ısı değişimlerini tuzluluk oranını ve elektriği hissedebilirler.
Köpek balıklarının vücutlarında, jöle benzeri çok sayıda oluk mevcuttur. oluklar yoğun olarak köpek balığının kafasına yerleştirilmiş olmasına karşın, balığın tüm vücuduna dağılmıştır. “Lorenzini ampülleri”olarak adlandırılırlar mükemmel elektrik algılayıcısıdırlar Köpek balıkları ve vatozlar bu algılayıcılarla avlarını bulurlar.
Bu organlar, başın ve hayvanın yüzündeki sivri kısmın üstündeki gözeneklere bağlıdır elektrik algılayıcısı olarak son derece hassastırlar. köpek balıkları, bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğündeki akımları hissedebilirler. evinizdeki 1.5 voltluk kalem pillerden iki tanesini 3000 kilometre uzağa koyduğumuzda köpek balıkları bu pillerin yaydığı akımı hissedeceklerdir.
Mürekkepbalığı günlerini sığ sularda kum altında saklanarak geçirir. Gece olup avlanmaya çıkınca ışıklı organdaki bakteri ışık hayva- nın gece ışıkları arasında düşmanlarca seçilmesini engeller. olağanüstü yardımlaşmada karşılıklı iletişimin yanında dikkat çeken başka önemli noktalar da vardır. Bakterinin, ışıklı organa yerleşmesi için mürekkepbalığında özel bir doku vardır Balık, bakterinin kendi bedenine yerleşmesi için şekil değiştirmekte ve bakterinin yaşayabileceği uygun bir ortam hazırlamaktadır.
üzerine, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. büyüklük tasladılar suçlu ve günahkar bir kavim oldular. (A’RAF SURESİ / 133)
çekirge 1000 metre uzaklıktan duyulabilen sesler çıkarır. Bunu havayı hareket ettirerek başarır.
Çekirge gibi küçük bir hayvan yalnız bir organıyla büyük bir kütleyi nasıl harekete geçirir? Çekirge, hava kütlesinin hepsini bir anda hareket ettirmez. Her titreşimde hava tabakasını sıkıştırır titreşim donup kalmaz. Her yöne yayılır hava esnektir. Sıkıştırmadan önce havayı dışa iter, itilen tabaka içe geriler çevresini sıkıştırır. Ve ses dışa doğru yayılır.Çekirgelerin sinir sistemi de bilim adamlarını şaşırtır insanların sinir sistemine benzer
Çekirgeler sinir sisteminde solunum döngüsünü kontrol eder. havada meydana gelen değişiklik oksijen azlığı veya aşırı sıcağın etkisiyle, canlı hızlı hızlı nefes alıp komaya giriyordu. sıcaklık düştüğü ya da oksijen seviyesi yükseldiğinde tekrar normale dönüyordu. Bu şekilde hem enerji tasarrufu sağlıyor, hem de acı hissini azaltıyordu.
Çekirgenin dışdan gelen uyarıların olumsuz olması durumunda komaya girmesi, hücre dışı potasyum iyonlarının yükselmesiyle bağlantılıdır. Sinir sisteminin çalışması için hücrelerin içinde potasyumun yüksek, hücre dışında ise düşük olması gerekir. çekirgenin hayatını kurtaran, dengenin değişmesidir. Sistemin normalden farklı çalışması olması gerekenden değişik bir durumun ortaya çıkması yanlışlık değildir. Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratış sanatının benzersiz oluşuna kanıttır.
Çekirgelerin çok yüksek sıcaklıklarda gösterdiği reaksiyonun insanlarda görülen migrenle benzerdir koşullar tehlikeli olduğunda sistemlerini durduran, enerji tasarrufu yapan ve vücuda gelecek zararları engelleyen çekirgenin koma halinin insanlardaki migrenin başlama mekanizmasıyla ortak özellik gösterir
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? (ĞAŞİYE SURESİ / 17)
Devenin Isıya karşı yalıtkan kürkü vardır
Bu kürk, hayvanın vücudunu sıcağa ve soğuğa karşı koruyan, su kaybını azaltan kalın ve keçeleşmiş tüyden oluşmuştur. Hecin devesi gündüzleri iç sıcaklığını 41 dereceye kadar çıkararak terlemeyi geciktirir su kaybını engeller
Kalın kürküyle, Asya’nın, (+) 50 dereceye varan sıcağına, kışın ise (-) 50 dereceye kadar ulaşan soğuğa dayanabilir.Kirpikleri birbirine geçebilen bir sisteme sahiptir. Tehlikede otomatik kapanırlar. İç içe geçen kirpikler hayvanın gözüne en ufak toz girmesine izin vermez Burun ve kulaklar, kum ve tozdan korunan uzun kıllarla kaplıdır.Uzun boynu yerden 3 metre yükseklikteki yaprakları yemesine imkan tanır.
MÜKEMMEL SU KULLANIM ÜNİTESİ vardır Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri su içer miktar kimi zaman 130 litreyi bulur deve, insana oranla 100 kat geniş alanı kaplayan burun mukozasına sahiptir. bu sayede, havadaki nemin %66’sını tutabilir. Her türlü araziye uygun ayakları vardır Ayaklar, esnek bir yastıkla birleşmiş iki parmakla donanmıştır. Hayvanın toprağı kavramasını sağlar Her türlü araziye uygundur.
Tırnaklar ayağı zararlardan korur.Dizler boynuz kadar sert ve kalın zardan oluşan nasırla kaplıdır. nasırlar hayvan kumlara yattığında onu aşırı sıcak ve yaralanmalardan korur.HORTUMLARA VE FIRTINALARA KARŞI ÖNLEM alırlar Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı korur Develer burun deliklerini de kum girmesini engellemek için kapatabilir
Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? (FİL SURESİ / 1 )
Hortum, filin en büyük yardımcısıdır. Fil, birbirinden farklı birçok işlemi hortumla gerçekleştirir. nefes alır, yiyecekleri tutarak ağzına götürür, koku alır, serinlemek için su fışkırtır. hortum, bir ağacın dalını bükebilecek kadar güçlü yerden bir bozuk parayı kaldırabilecek kadar hassastır. 1700’lü yıllarda fil hortumunun tek bir kasdan meydana geldiği zannediliyordu araştırmalar bilimi hayrete düşürdü. İnsan vücudundaki kas sayısı 639’u geçmezken fil hortumunda yaklaşık 50.000 kas olduğu ortaya çıktı. Üst üste eklenmiş halka görünümündeki kaslar sayesinde fillerin hortumları mükemmel bir hareket kabiliyeti kazanmaktadır.
Filler suyun altındayken akciğerlerinde iki tür basınç oluşur Bunlardan birincisi hortum sayesinde akciğerleri dolduran havanın oluşturduğu iç basınç. İkincisi havadan çok daha yoğun olan suyun akciğerlere uyguladığı dış basınç. canlının su altında yaşamını sürdürmesi için iki basıncın dengede olması gerekir.dış basınç çok fazla olursa akciğeri kuşatan kılcal damarlar basınca dayanamayıp yırtılır. Ciğeri tahrip olan canlı ölür bu basınç balık adamların kullandığı şnorkellerin boyunu belirliyor. Bu yüzden 30 santimi geçen şnorkel satın alabilmeniz mümkün değil.
Filler yapraklarla, ağaç kabuklarıyla, meyvelerle, otlarla ve bitkilerle beslenir. 24 saatlik günün %70’ını ya beslenerek veya yemek kaynağına doğru hareket ederek geçirir
Günün geri kalanında banyo yapar su içip dinlenir ve uyur Hareket etmeden bir bölgede birkaç gün kalırlar. Bu sürenin kısa olması önemlidir eğer hareket etmezlerse bitki topluluklarını yok edebilir
filler, Afrika Uzakdoğu’da ve Sri Lanka’da yaşarlar. Yeni beslenme alanlarına yaptıkları göçler kurak havada gerçekleşir. Yağışlı havalar fillerin üremesi için uygun ortamdır. Çiftleşme ve doğumlar bu sezonda olur. Fillerin gebeliği 22 aydır. memeli hayvanlar arasında en uzun gebelik süresine sahiptir gebe kalmalarıyla, doğumları aynı havaya rastlar. yavrular yiyeceğin bol olduğu zamanda doğar. Doğumlarındaki mükemmel zamanlama dikkat çekicidir.
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.” (NEML SURESİ / 18 )
Karıncaların koloniler halinde yaşar ve mükemmel bir iş bölümüne ve orjinal bir toplum yapısına sahiptirler bir çok yönden insandan daha fedakardır zengin-yoksul ayrımı, iktidar mücadelesi gibi kavramları bilmezler
Karınca yuvalarının dış dünya ile bağlantıları, bir karıncanın geçebileceği küçük bir delik vasıtasıyla sağlanır. delikden geçmek izine” tabidir. Kolonide sayıları çok fazla olmayan ve tek görevi “kapıcılık olan karıncalar vardır. “Kapıcılar” giriş deliğine tam uyan geniş başlarıyla, tıkaç vazifesi görürler. baş rengi ağaç kabuklarıyla aynıdır. Kapıcı, giriş deliğinde saatlerce oturur ve kendi kolonisinden olduğunu anladığı karıncaların girişine izin verir.
Kolonide yiyecek sıkıntısı başgösterdiğinde, işçi karıncalar “besleyici” karıncalara dönüşür yedek midelerindeki besinle diğerlerini beslerler Kolonide besin fazlası olduğunda, kimliklerinden sıyrılıp, yeniden işçi karıncaya dönüşürler.
Büyük veya küçük herhangi bir karınca, başındaki karmaşık duyularla, milyonlarca hatta daha fazla kimyasal ve görsel sinyali yakalar. Beyin 500.000 sinir hücresi içerir; gözler birleşiktir; antenler insandaki burun ve parmak ucu gibi hareket eder. Ağzın altındaki projeksiyonlar tadı algılar, kıllar dokunmaya karşılık verir Yeni besine ilk önce öncü karınca gider. Daha sonra, feromen denen ve iç salgı sıvısıyla diğer karıncaları çağırırlar. Yiyeceğin üzerindeki kitle kalabalıklaşınca işçilere, feromen salgısıyla sınır konur. besin küçük veya uzakta ise, öncüler sinyal vererek besine ulaşmaya çalışan karıncaların sayısında ayarlama yaparlar.
güzel bir besin bulunmuşsa karıncalar iz bırakır, yuvadaki karıncalar avcılara yardım etmeye gelir. besinin yuvaya taşınmasında hiç bir aksaklık çıkmaz. ortada ekip çalışması” vardır.
mikro canlılar, kendilerine hiç zarar vermeden, yaşadıkları bölgenin atmosferini etkileyecek asit üretmekte kullanabilmektedirler. Bir karınca, kendi kolonisini anlayabilir. işçi karınca, yuvasına giren bir karıncayı tanımak amacıyla anteniyle onun vücuduna dokunur.koloniden olanı üzerinde taşıdığı özel “koloni kokusu” sayesinde ayırdedebilir. Yuvaya giren karınca yabancıysa, ev sahipleri acımasızca saldırır. Yuvanın sakinleri, güçlü çene kemiklerini yabancının vücuduna geçirip ısırır formik asitle diğer toksik maddelerle düşmanı etkisizleştirir
Karıncalar, yuva arkadaşlarına antenle dokunduklarında amaç bilgi vermek değil, bilgi almaktır. karınca, yuva arkadaşınına hafifçe vurur anteniyle dokunur.amacı kimyasal sinyalleri diğerine yaklaştırmaktır. Bunun sonucunda arkadaşının bıraktığı kokuyu algılayıp takip ederek yiyeceğe ulaşır Karıncalar havadaki titreşime karşı sağırdır. Fakat ses titreşimlerine çok duyarlıdır. Bu alarm sinyalidir. duyduklarında yürüme hızını arttırırlar, titreşime doğru hareket ederler çevrede gördükleri bütün canlılara saldırırlar. Koloni üyelerinin duyduğu çağrıyı yanıtsız bırakmaması, karınca topluluğunun başarılı organizasyonu küçük bir insan topluluğunun alarm çağrısına istisnasız, topluca ve aynı anda, kargaşa meydana gelmeden cevap vermesi zor bir olaydır. karıncalar kendilerine emredileni zaman yitirmeden yapmakta, kolonideki disiplini bozmadan yaşamlarını sürdürlmektedirler
Yaprak taşımakla görevli orta boy karıncalar, kendilerine düşman sinek türüne karşı ilginç bir savunma kullanırlar. Düşman sinek, yumurtalarını bırakmak için son derece farklı bir yer seçer her karıncanın baş kısmına bir tane yumurta bırakır. Karıncanın vücudunda gelişip yumurtadan çıkan yavru sinek, hayvanın beynine ilerleyerek ölümüne sebep olur. işçi karıncalar, küçük boy yardımcıları olmadan, her an saldıran sineğe karşı savunmasız kalır Normalde üzerlerine konmak isteyen sinekleri makasa benzer keskin çeneleri ile uzaklaştıran işçi karıncalar, yaprak taşırken bunu yapamaz Bu yüzden savunma yapacak bir karıncayı taşıdıkları yaprağıa yerleştirirler. Sineğin saldırısında bu küçük koruyucular yaprağın üzerinden düşmana karşı mücadele verirler.
ayrı ayrı mucize ve ayetler olarak üzerlerine tufan, çekirge, güve kurbağa ve kan musallat kıldık büyüklük tasladılar suçlu ve günahkar bir kavim oldular. (A’RAF SURESİ / 133 )
Boyu 2 santimi geçmeyen ağaçkovuğu kurbağası sesini 50 metre uzaklığa duyurabilir Bu minik canlı nasıl olup da güçlü bir ses çıkarabilir Göz alıcı renklere sahip Altın Mantellalar, dünyanın en zehirli canlıları altın kurbağalara benzerler. Mantellalar, kimyasal silah anlamına gelen renkleriyle düşmana ‘zehirli bir canlı’ izlenimi vererek kendisine yaklaşmalarını engeller. Kutup bölgesine kış geldiğinde ısı düşer tahta kurbağası buna hemen cevap verir. Ve“o donar önce derin bir uykuya dalar, kalbi durur, soluk kesilir ve vücudundaki su buza döner. aylar bahar geldiğinde çok ilginç bir şey olur: Kurbağanın buzları erir, kalbi atar düzenli soluk alır Orta ve Güney Amerika’da yaşayan altın kurbağası çok güzeldir çok zehirlidir son derece tehlikelidir. zehirin kaynağı derisinden salgılanan alkaloid adlı kimyasaldır. Tek bir altın kurbağanın salgıladığı zehir, 10 kişiyi öldürür .
Yeşil çizgili Avustralya kurbağası hareketsizlik sonucu kas ve kilo kaybına uğrayan insanları tedavide ve damızlık hayvanları geliştirmede yeni yöntemlere ilham oluyor. Bu kurbağa, kurak yaz mevsiminde kendisini çamura gömüyor ve ürettiği mukozamsı bir koza içinde aylarca hareketsiz kalıyor.Güney Amerika’daki zehir oku fırlatan kurbağa, saldırıya uğradığında, çok küçük zerresi bile bir insanı öldürmeye yeterli gözalıcı renkleri de düşmanları uyarır. Kurbağa bu şekilde kendini savunur. canlının vücudundaki mükemmel sistemleri yaratan, tüm alemlerin Rabbi Yüce Allah’tır.
Kaynak ehlisünnetbüyükleri.com
Bir topal sineğe yenilen Nemrud
Nûh aleyhisselâmdan sonra Bâbil’de hüküm süren, yıldızlara ve putlara tapan Keldânî kavminin kralı Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu... İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd’u Allahü teâlâya îmâna dâvet etti. Nemrûd reddetti İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi. hapsettirdi ve ateşte yakılmasını emretti... odunlar ateşlendi. ateşe hazret-i İbrâhim’i mancınıkla attılar. Allahü teala “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmette ol!” diye emretti (Enbiyâ 69). Ateşin içi yemyeşil kesildi.
İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulduktan sonra Keldânî kavmini îmâna dâvet etti. zâlim Nemrûd ve putperestler küfürden vazgeçmedi Nemrûd kibirliydi. Allahü teâlâ, Nemruda zayıf bir kul olduğunu gösterdi ona en aciz mahluku sivrisinekleri gönderdi. Sivrisinekler asker ve hayvanları helak eddi Nemrûd saklandı. Topal sinek, “Ya Rabbi! gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvardi, Allahü teala ona “Seni Nemrûd’un helakine memur ettim, git bul ve helak et” buyurdu topal sinek, Nemrûd’u buldu anahtar deliğinden girerek saldırdı . Nemrûd’un burnundan girdi beynini kemirdi Nemrûd kurtulamadı tokmaklarla başına vurarak can verdi
Kaynak KöpekCinsleri.net
Alabay
Çoban Köpeklerindendir son derece güçlü yapısı vardır Orta Asya Çoban köpeğidir Kemikleri son derece iri ve kaslıdır. kaba bir görünümü olsada yüzünde şirinlik vardır.Kafası son derece büyüktür Kulak ise kısadır Tüyleri sık fakat kısadır. siyah, beyaz, gri, açık kahve renkleri bulunur Zekidi dengelidir.Kendi başına hareket etmeyi sever itaat konusunda zayıftır.Yabancılara şüphecidir korkusuzdur Bekçi ve sürü korumada mükemmeldir. Doğuştan koruma güdüleri nedeniyle koruma eğitimine ihtiyaç duymazlar.Saldırgan yapıları yoktur. Kötü özellikleri arasında toprak kazma huyu vardır Havlama rahatsız eder.Çok sık havlar Gece havlamaları fazladır.
Diğer köpeklerle yaşayamazlar. İlk kez köpek almak isteyenlere uygun değildir Erken yaşta sosyalleşme gerekir.Çocuklarla beraber yetişirse onları korur hertürlü iklimde yaşar .Çok soğuklardada yaşayabilir cok sıcaklardada Şehir yaşamı için tavsiye edilmez.en uygun alanlar bahçeli arazilerdir Çok hareketlidirler
bakımı kolaydır sık fırçalamak ölü tüylerin atmak gerekir.Mevsim değişikliklerinde yoğun tüy döker
Sibirya’nın yoğun soğunda bu köpeklerden faydalanılmıştır birçok yerde kullanılmaktadır. Çin’De Afganistan’da her tarafta bu köpeği görmek mümkündür Dövüşçü kanır Orta Asya Çoban köpeğidir Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan da çok fazla tercih edilir
Kars Çoban Köpeği
Kars Çoban köpeği 600 yıllık geçmişe sahiptir Ülkemizde çok yüksek dağlarda vadilerde yaygın görülür çok güçlü, kuvvetli ve korkusuzdur hayvanlara bekçilik yapmak için ve koruma olarak kullanılır. safkandır cinstir ve dağlık arazilere soğuk havaya dayanıklıdır. Türkiye de Erzurum, Kars, Artvin, Ardahan gibi doğu illerinde çok rastlanır. Çok zekidir Koruyucu özelliği olan bir cinsidir. Düşmanlara hırçındır Pençeleri çok güçlü ve uzundur düşmanına acımaz Ailesine sadık ve itaatkardır. Kars Çoban köpeğini çocuklar ile yalnız bırakılmamak gerekir. Yabancıları sevmezler agresif olabilirler dikkat edilmesi gerekir. ilgiyi sever sürekli ilgi ve sevgi onu iyi hissettirir Havlama özelliği komşulara rahatsızlık verebilir bahçe veya köyde beslenmelidir
Kars Çoban köpeği çok güçlü ve yapılı bir vücuda sahiptir. Boyları erkekler de 70-100 cm Dişilerde 65-90 cm ye kadar uzayabilir. Ağırlıkları erkekler de 75-110 kg Dişilerde 60-100 kg olabilir. kahverengi, siyah ve gri renkleri yaygındır Göğüs bölgesi yapılı ve derindir. Kafası çok büyük bir biçime sahiptir. Burunları ise orta uzunlukta renkleri siyahtır. Gözleri kahverengi kulakları sarkık ve geniştir Kuyruğu uzun ve aşağı doğru sarkılmaktır. Arka bacakları ön bacağa göre biraz daha uzundur Kars çoban köpeği tüyleri orta uzunluktadır. Fazla tüy dökmezler 2-3 günde bir fırçalanmalı Haftada 2-3 defa banyo yaptırmak temizlik ve bakım açısından iyi olacaktır.
Kars çoban köpeği zekidir eğitimi zor olmayacaktır. Çoban köpeği olduğundan öğrenmesi çok hızlıdır köpeğini ödüllendirip eğitimini hızlandırabilirsiniz. Kars çoban köpeği olduğundan sürekli aktif olması gerekir. Onunla oyun oynayabilir vep egzersiz yaptırabilirsiniz. Aksi halde kilo alma olasılığı ve tembellik olabilir. Tembel olursa çobanlık zor olabilir.
Kaynak haber7.com
Hayvanlarla ilgili hadisler
İbn Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin, av köpeği tarla, bağ, bahçe ve sürü bekleyen çoban köpekleri dışındaki köpeklerin öldürülmesini emrettti demiştir (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, 1,1571)
Câbir b. Abdullah, Resûlullah köpeklerin öldürülmesini emretti. hatta çölden gelen bir kadının köpeğini bile öldürdük Daha sonra köpek öldürülmeyi yasakladı ve, "Hâlis siyah olanını, iki noktalı olanını öldürünüz. o, şeytandır" buyurdu demiştir. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, 1,1572)
Abdullah b. Mugaffel şöyle demiştir:
"Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, köpek öldürmeyi emretti. Daha sonra, 'Halkın bütün köpeklerle sıkıntılası yok' buyurdu av köpeği ile çoban köpeğine izin verdi" demiştir. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, I,1573)
Ebû Hüreyre'den rivayetle Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:Kim, ne av, ne sürü ne de tarla için olmayan bir köpek tutarsa, her gün amelinden iki kırat eksilir" buyurmuştur. Burada evlerde, evlerin içindeki süs köpekleri kasdedilmektedir. köpeklerin derileri bakteri üretmekte, salyasında, etinde ve derisinde trişin denilen Kurt ve Tenia bağırsak parazitlerini barındırmakta parazitler evlerde insanlar ve özellikle çocuklar için tehlike oluşturmaktadır. Mikroskop ve bakterinin bilinmediği, teknolojinin gelişmediği dönemde, Yüce Peygamber'e bunlar, Allah tarafından bildirilmiştir...Peygamber'imiz sallallâhu aleyhi ve sellem, evlerde köpek beslenmesine karşı çıkmıştır. Bu çok zeki ve sevimli hayvanlardan günümüzde kaçakçılık ve aramalarda emniyet hizmetlerinde yararlanılmaktadır.
Hz. Peygamber sav Eğitilmiş köpeğini besmele çekerek saldığında yakaladığını ye" buyurdu.
Resûlullah, "Oku attığında avı delip geçerse, avı ye. Ancak geniş tarafı vurmuş ise onu yeme" buyurdu.
Hz. Peygamber sav, "Okunu attın, avı bulamadın ancak sonra buldun, kokmamış ise onu ye" buyurmuştur. kokuşmuş ise bırak"
Hz. Peygamber sav, Hayber Gazvesinde kaynayan tencerede "Evcil eşek eti" görünce "Tencereleri dökünüz, kırınız veya yıkayınız" buyurdu. dinimizde dört ayaklı hayvanların sadece geviş getirenleri yenilmekte, bu da Kur'ân da işaret edilmiştir tek tırnaklı hayvanlar ve geviş getirmeyen hayvanları yemek yasaktır...
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, evcil eşek etini yemeyi yasakladı
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Hayber Gazvesi'nde evcil eşek etlerini yasaklamış, at etlerine müsaade etmiştir.
at eti yemek haram değildir. Ancak İmam Mâlik, Ebû Hanîfe mekruh olduğu görüşündedir Delil ise Ebû Dâvûd'un rivayet ettiği bildiren hadistir. hadisin kuvuvvetli olmaması, kuvvetli hadislerde at etinin helâl olduğunun bildirilmesi, Ebû Dâvûd un hadisi ile amel edilmesine engel teşkil etmiştir.
Nahl sûresinin 5. âyetinde, havanların insanlar için yaratıldığı, bunlardan yararlanılıp yenildiği belirtil"At, katır ve eşekleri binmemiz ve süslenmemiz için yarattı..." buyurulmakla at, katır ve eşeklerden söz ederken, bunların binilmelerine işaret edilmiş yük taşımacılığında kullanılacağı bildirilmiştir. Ve at etinin yenilmesi tartışmalıdır kalmıştır.En sağlam yol, tartışmadan uzak durmaktır.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem keler için Ben o nu ne yerim, ne de yasaklarım" buyurdu.
Resûlullah sallallâhu aleyhi m sellem, yüze damga vurmayı yasaklamıştır.
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin yanından yüzüne damga vurulmuş eşek geçmiş. Resûl-i Ekrem, "Buna damga vurana Allah lânet elsin" buyurmuştur.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yüzüne damga vurulmuş bir eşek gördü ve iyi karşılamadı. Allah'a yemin olsun ki ben, yüzün en uzak yerinden başka yere damga vurmam" demiştir. Kendisi, eşeğin kalçalarına damga vurmuş hayvanların kalçalarına damga vuranların ilki olmuştur. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II, 2118)
"Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sırtı iki beyaz çizgili olan yılanın öldürülmesini emretti. Çünkü bu cinsler, gözü köreltir hâmile kadına zarar verir" demiştir.
İbn Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemi köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim. buyuruyordu ki Yılanları ve köpekleri öldürünüz. sırtı iki beyaz çizgili ve kısa kuyruklu olanını öldürünüz. bu iki kısım gözü kö-reltir hâmile kadına çocuğunu düşürtür." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II, 2233)
Hz. Peygamber Mina'da mağarada iken "Mürselât sûresi" indi. bir yılan çıktı., "Bunu öldürün!" buyurdu. yılan kaçınca Resûlullah, "Allah, sizi onun şerrinden koruduğu gibi onu da sizin şerrinizden korudu" buyurdu.
Hayvanlara İyi Davranmak
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir karınca, bir peygamberi ısırdı, o da karıncaların yuvasını yaktırdı. Allah Teâlâ: 'Seni bir karınca ısırdı diye mi, bir ümmeti yaktın!' buyurdu." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II,
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kadın, kedi yüzünden azaba uğramıştır. Kediyi ölene kadar hapsetmişti ve yüzden cehenneme girdi. Onu ne doyurmuş, ne su vermişti
Ebû Hüreyre'den rivayetle Resûlullah buyurmuştur:
"Bir köpek, kuyu başında susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın onu gördü ayakkabısını su doldurarak köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı." (Sahîh-i Miislim Muhtasarı, II, 2245)
Yüce Allah'ın yarattığı, canlı cansız varlıktaki varatanın, hikmeti dikkate alınmalıdır. Küçücük bir karıncadan başlayarak her canlıya iyi davranılmalıdır. Allah’ın rızasının basit şeylerde de bulunabileceği unutulmamalıdır. İslâm'ın büyük günah saydığı fuhşa düşen kadının, zavallı bir köpeğin helâkine yol açacak derecedeki susuzluğunu gidermesi sebebiyle bağışlanması, ibretlik bir olaydır. kadının köpeği suladığı sırada fuhuş yapmaya devam edip etmediği bildirilmemektedir. kadın günahlara son vermiş tevbe etmiş olabilir. Köpeğe karşı bu davranışı bağışlanmaya sebep olmuş olabilir. Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri, hiçbir canlıyı cansızı boşuna yaratmamıştır. Hepsi hikmete dayanır. O sırrın ve hikmetin bilinmesi zordur. Yaratılışın sırrını ancak ve ancak onu yaratanın bilir Ne Yüce Yaratıcıya ne de O'nun Peygamberine haddimizi aşarak soru soramayız. Bildirilenle yetinmek zorundayız...
"
Babilin kibirli Keldânî kavminin kralı Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu... İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd’u Allahü teâlâya çağırdı Nemrûd reddetti İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi. hapsettirdi ateşte yakılmasını emretti ve ateşe hazret-i İbrâhim’i mancınıkla attılar. Allahü teala “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmet ol!” diye emretti (Enbiyâ 69).ve Ateş yemyeşil kesildi.
İbrâhim aleyhisselâm Keldânî kavmini îmâna dâvet etti. zâlim Nemrûd küfürden vazgeçmedi kibirliydi. Allahü teâlâ, ona zayıf bir kul olan sivrisinekleri gönderdi. askerlerini helak eddi Topal bir sinek, “Ya Rabbi! gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvardı, Allahü teala “Seni Nemrûd’un helakine memur ettim, buyurdu topal sinek Nemrûd’un burnundan girdi beynini kemirdi Nemrûd tokmaklarla başına vurarak can verdi
Resûlullah buyurmuştur: Bir köpek, susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı) her canlıya iyi davranılmalı Allah’ın rızası aranmalıdır. İslâm'ın en büyük günahı fuhşa düşen kadının, zavallı bir köpeğin helâkını önlemesi onun susuzluğunu gidermesi ve bağışlanması, ibretlik bir olaydır. Cenâb-ı Zülcelâl hiçbir canlıyı boşuna yaratmamıştır. Hepsi hikmettir. sırrı ve hikmeti ancak yaratan bilir
Küçücük bir karıncadan başlayarak her canlıya iyi davranılmalıdır. Allah’ın rızasının küçük şeylerde de olabileceği unutulmamalıdır. Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri, hiçbir canlıyı boşuna yaratmaz Hepsinin hikmeti. Vardır Resûlullah buyurmuştur: Bir köpek, susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı.(Sahîh-i Müslim Muhtasarı) biz Yüce Yaratıcıya ve Peygambere haddimizi aşan soru soramayız. Bize Bildirilenle yetinmek zorundayız...
Kaynak yaklaşansaat.com
KUR'AN'DA CANLILAR
göklerin ve Arz'ın yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesin de, denizdeki gemilerde, Allah'ın, Gök'ten indirdiği suda ve onunla Yeryüzü'nü diriltmesinde, her canlıyı orada yaymasında, rüzgârları estirmesinde, bulutların Gök'le-Arz arasında, 'müsahhar'akleden bir topluluk için ayetler vardır. BAKARA/164
O(Allah) ki, rahimlerde, size dilediği gibi şekil verir. O'ndan başka İlah yoktur. O Aziz'dir, Hakim'dir.
Al-İ İMRAN
Arz'da, hiçbir canlı ve iki kanatlı kuş yoktur ki, sizin benzeriniz bir 'ümmet' olmasın. Kitap'ta
Levhi Mahfuzda hiçbir şeyi eksik bırakmadık. onlar, Rab'lerine toplanacaklardır.
[EN'AM(6)/38]
Gaybın anahtarları, Allah'ın yanındadır, onu hiç kimse bilmez, ancak O bilir. Karada ve denizde olanların tümünü, O bilir. Bir yaprak düşmez ki, O bilir.
Arz'ın karanlığındaki bir 'habbe' yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir Kitap'tadır.
[EN'AM(6)/59
Muhakkak Allah, 'habbe'yi ve çekirdeği patlatandır. O, diriyi ölüden, ölüyü diriden çıkarır. Allah böyledir. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz? EN'AM(6)/95
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan, ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?" YUNUS(10)/34
Arz'da, hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allah'a ait olmasın. Tüm canlıların, karar yerini de, geçici yeri de, (Allah) bilir. Bunların hepsi, apaçık Kitap'ta dır.
[HUD(11)/6]
Ben, gerçekten benim de Rabb'im, sizin de Rabb'iniz Allah'a, tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-tutmadığı hiçbir canlı yoktur. Muhakkak Rabb'im, dosdoğru bir yol üzerindedir."
[HUD(11)/56
O (Allah) ki, Arz'ı yaydı, onda dağlar ve ırmaklar kıldı. Her bir üründen, ikişer çift yarattı. O, geceyi, gündüze örter. Şüphesiz, düşünen kavim için ayetler vardır.RAD(13)/3
Allah, her bir dişinin, neyi yüklendiğini ve rahimlerin, neyi eksiltip ve neyi arttırdığını bilir. Her şey O'nun yanında bir ölçüyledir.
[RAD(13)/8]
Göklerde ve Arz'da, canlılardan ve meleklerden kim varsa, Allah'a secde ederler, onlar büyüklük taslamazlar.
[NAHL(16)/49]
Hakkı örtenler, görmedi mi, muhakkak gökler ve Arz bitişik idi, ikisini ayırdık. her canlıyı sudan yarattık. İman etmiyorlar mı?
[ENBİYA(21)/30]
Ey insanlar, dirilişten yana kuşku içindeyseniz, bilin ki: Biz sizi, topraktan; sonra 'nudfe'den sonra bir 'alak'tan sonra biçimi,belirsiz 'muzğa'dan yarattık.
Bu apaçık bir beyandır. Dilediğimizi, tayin edilmiş süreye kadar, rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, erginliğe eriştiriyoruz.
Sizden, kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, ilim bilirken, hiçbir şey bilmez duruma yaşlılığa döndürülmektedir.
Yeryüzünü, kupkuru görürsün, ancak Biz, onun üzerine su indirdiğimiz zaman; titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.
[HACC(22)/5]
Ey insanlar, size misal verildi, dinleyin. Muhakkak, Allah'ın dışında çağırdığınız ve boyun eğdiğiniz kimseler, toplanıp bir araya gelse bile, bir sinek yaratamazlar.
[HACC(22)/73]
Biz, insanı, çamurdan; l özden yarattık. onu nudfe olarak, sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
meniyi, bir 'alak' olarak yarattık. zigotu, 'muzğa' embriyo kıldık. embriyodan, 'izam' kemik kıldık. kemiğe, et giydirdik. onu, başka bir yartılışla inşa ettik.
Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.
[MÜ'MİNUN(23)/12-14]
Allah, her canlıyı ve hayvanı sudan yarattı. kimisi, karnı üzerinde, kimisi, iki ayağı üzerinde kimisi de dört ayağı üzerinde yürümektedir.
Allah, neyi dilerse, yaratır. Muhakkak Allah, her şeye güç yetirendir.
[NUR(24)/45]
Allah, sudan beşer ve insanı yaratıp, ona nesep ve soy yaratandır Rabb'in, Kadir'dir takdir edendir
[FURKAN(25)/54]
De ki: "Arz'da gezip dolaşın ve yaratmanın nasıl başladığına bakın. Sonra Allah, 'ahir ve sonu nşa edecektir. Muhakkak Allah, herşeye Kadir'dir."
[ANKEBUT(29)/20]
Kendi rızkını taşıyamayan canlılardan nicesi vardır ki, Allah, onları ve sizi rızıklandırır. Ve O, işitendir, bilendir. [ANKEBUT(29)/60]
Sizi topraktan yaratması, O'nun ayetlerindendir. Sonra siz, beşer ve insan olarak yeryüzüne yayıldınız.[RUM(30)/20]
Göklerin ve Arz'ın yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması, O'nun ayetlerindendir. Muhakkak, alimler için ayet ve hikmet vardır.
[RUM(30)/22]
O (Allah) ki, her şeyi, en güzel şekilde yarattı insanı yaratmaya çamurdan başladı.
[SECDE(32)/7]
Allah, sizi topraktan, nudfe'den(meniden) yarattı. Sonra size, eşler kıldı. O'nun ilmi olmaksızın, hiçbir dişi, ne gebe kalır, ne doğurur.
insanın), ömürünün uzaması ve kısalması, ancak bir Kitap'ta dır. Muhakkak bu, Allah için kolaydır.
[FATIR(35)/11]
Görmedin mi? Allah, Gökyüzü'nden su indirdi. Biz, onunla, ürünler-meyveler' çıkardık. Dağlardan da, beyaz, kırmızı, renklerde ve kuzguni siyah 'yollar-ocaklar' kıldık [FATIR(35)/27]
Ölü olan Arz'ı diriltmemiz, onlara ayettir. Biz ondan, tohumlar-taneler çıkarttık, ondan yersiniz.
[YASİN(36)/33]
Arz'ın bitirdiklerinden, onların bilmedikleri her şeyden, 'çiftler ve eşler yaratan Allah, ne yücedir!
YASİN(36)/36]
İnsan, görmüyor mu biz onu, nudfe'den meniden yarattığımız halde; o, bize hasımdır O yaratılışını unutarak, diyor ki: "O çürümüş kemikleri, kim diriltecekmiş?"De ki: Allah , onu diriltecektir; O, her yaratmanın Alimi'dir."
[YASİN(36)/77-79]
Bunu ilk beğenen sen ol.