Hayatı bir futbol oyununa benzetebiliriz. Stadyum ve oyun sahası dünyadır. Stadyum sahibi, takım başkanı ve hakem adil ve tek olan Allah’tır. Oyuncular biz insanlarız. Hergün sahaya yeni oyuncular giriyor, bazıları dışarı alınıyor. Yani Allah’ın takdiriyle hergün binlerce insan doğuyor ve ölüyor.
Oyunda karşı rakip takım ise nefis ve şeytanlardan kuruludur. Onların amacı ibadet etmemizi ve yardımlaşmayı engellemektir. Sahada yardımlaşma sadaka ve zekatlarla oluyor. Tıpkı futbolcunun yere düşen takım arkadaşını kaldırması gibi…
Bizim ibadet etmemiz ve yardımlaşmamız rakip kaleye gol atmak demektir. Ama futbol oyunundan tek farkı, burada yardımlaşarak ve ibadetlerle gol atmamız birtek bizim kendi şahsımıza yarıyor. Yani her insanın attığı gol kendi hanesine yazılıyor.
Maçın bitiş düdüğü kıyamettir ve her oyuncunun attığı gollerinin ücretinin ödenme zamanıdır. Yani büyük mahkemedir.
Her maçta olduğu gibi dünya sahasında da seyirciler vardır. İki tür seyirci vardır. Birincisi gördüğümüz hayvanlar, ikincisi göremediğimz meleklerdir. Ama şu var ki bütün seyirciler, büyük mahkemede attığımız gol veya yediğimiz gollere şahitlik yapacaklar.
Celal Çelik
BDK Tasarımcısı