You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
RE: hayata dair...
Hayatta bir kez gittiğinde asla geri dönmeyen üç şey:
Zaman, sözcükler ve fırsattır...
...
Hayatta hiç bir zaman kaybedilmemesi gereken üç şey:
Barış, umut ve dürüstlüktür...
...
Hayatta en değerli üç şey:
Sevgi, kendine güven ve arkadaşlardır...
...
Hayatta hiç emin olunamayacak üç şey:
Düşler, başarı ve zenginliktir...
...
Hayatta insanı geliştiren üç şey:
Çok çalışma, samimiyet ve başarıdır...
...
Hayatta insanı mahveden üç şey:
Cesaretsizlik, gurur ve öfkedir...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Başarısızlık ben bir başarısızım demek değildir;
Henüz başaramadım demektir...

Başarısızlık ben hiçbir şey gerçekleştiremedim demek değildir;
Bir şeyler öğrendim demektir...

Başarısızlık aptallaştım demek değildir;
Deneyerek yaşamak için gerekli inanca sahibim demektir...

Başarısızlık ümitsizliğe kapıldım demek değildir;
Deneme cesaretini gösterdim demektir...

Başarısızlık istediklerime sahip olamayacağım demek değildir;
Değişik tarzda bir şeyler yapmalıyım demektir...
Başarısızlık ben aşağılığım demek değildir;
Mükemmel değilim demektir...

Başarısızlık zamanımı boşa harcadım demek değildir;
Yeniden başlamak için bir nedenim var demektir...

Başarısızlık vazgeçmeliyim demek değildir;
Daha sıkı çalışmalıyım demektir...

Başarısızlık asla başaramayacağım demek değildir;
Daha sabırlı olmalıyım demektir...

Başarısızlık benden ümidini kestin demek değildir;
Bir bildiğin var demektir...
- John C. Maxwell -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
(Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer...)
* Hastayken yatağa girer, dinlenirdim... Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek gibi düşünmezdim...
* Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz, yakardım...
* Daha az konuşur ama daha çok dinlerdim...
* Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim...
* Şömineyi yakmak isteyen biri olduğunda, leke olacak diye daha az korkardım...
* Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım...
* Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım...
* Saçım bozulmasın diye arabanın camının açılmasını önlemezdim...
* Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum...
* Televizyon seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim...
* Ömür boyu garantili, pratik vs. denilen hiçbir şeyi satın almazdım...
* Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarırdım...
* Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini, yüzünü yıka” demezdim... Onlara daha çok “Seni seviyorum” ve ondan da çok “Özür dilerim” derdim...
* Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu...
* Dikkatle bak... Gerçekten gör... Yaşa... Vazgeçme... Küçük şeyler için şikayet etmeyi bırak...
* Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı ile ilgilenmezdim...
* Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım...
* Unutmayın... Sahip olduğumuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah’a şükredin...
* Tek bir hayatımız var ve bir gün sona eriyor... Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz...
* Emma Bombeck Avustralya’da kanserden öldü... Okuduğunuz yazıyı, kanser olduğunu öğrendikten sonra kaleme aldı...)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Düzeltebileceğin tek şey kendinsin...
Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin...
Dolayısıyla halatları çöz... Güvenli limandan uzaklara yelken aç... Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet...
...
Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı...
Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir...
Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir heykel yoktur...
...
Yapabileceğin kadar söz ver... Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap...
Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.
Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle...
...
Dalın ucuna gitmekten korkma... Meyve oradadır...
Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir...
Şans bukalemun gibidir... Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir...
...
“Tarihte en etkili 100 kişi” adlı kitabı okudum... Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm...
Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün “hırladığın” içindir...
Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin...
Şimdi başla... Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla...
...
Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim...
Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven...
Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu...
Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor...
...
Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar; sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar...
Öteki insanlardan daha akıllı ol... Yalnız bunu onlara söyleme...
Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir...
Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın...
İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder...
İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır:
Kendisi... - Aldous Huxley -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Sevdiğinle yaşamak güzel ama hayat zordur...
Uğraş ister birliktelik ve çiçek gibidir sevgi...
Bilin ki sevginin can suyudur ilgi... Kavga olacak doğal ki...
Sözcükler yüreğini delmezse hoştur dövüş sonrası barış...
Kişilikte olursa yarış, kim kimi sindirirse kazanır sanmayın...
Böylesi yarışta kaybeden kaybeder... Kazanan da kaybeder...
Yaşamı paylaşmak, sevgiyi paylaşmaktır... Anlaşmaktır...
Vermeden alınamaz tek şeydir mutluluk... Önce ver... Sonra al...
Aldığını vermek ödeşme; verdiğini almak haktır...
Sevgi sıcak yataktır... Sıcak uyumak yatağında, dokunmaktır sevdiğine...
inanın çok zordur dokunmak; istemediğin tene...
- Erich Fromm -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil, onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler... Aşkı sıradan şeylerin esiri yapmak, onun tutkusunu almak ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir...
Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden bir insana vermeyi düşünmektir...
Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak sadece çözüm bulmakla kalmayız, kendimizin genel sorun çözme yeteneklerini de artırırız...
Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize... Sevgi eski yaraları açmak değildir; onları kapatmaktır... Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir...
Olgun insan pek çok yol, pek çok çözüm ve pek çok sonuç olduğunu bilir. Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez. Ama kim olduğumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir...
Kendilerine inananlar ve yaşadıkları ana güvenenler hayatı en keyifli bulanlardır... Bunlar, geçmişin pişmanlılar değil anıları depolayacak, bir yer olduğunu; geleceğin korku değil umutla dolu olması gerektiğini öğrenmişlerdir. Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır...
Sevmekle geçen bir hayat asla sıkıcı olmayacaktır...
“Seni seviyorum” demekten asla bıkmayın ve sakınmayın...
Sadece kalp için hasat zamanı yoktur... Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir...
- Leo Buscaglia -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Sanırım kim olduğumu merak edip duruyorsun, ama sürekli bir adı olmayanlardanım...
Adım sana bağlı. Aklından ne geçerse bana öyle seslen.
Çok eskiden olmuş bir şey düşünüyorsan; diyelim biri sana bir soru sordu, sen de cevabını bilmiyordun.
Benim adım bu.
Belki de bardaktan boşanır gibi yağmur yağıyor.
Benim adım bu.
Ya da biri senden bir şey yapmanı istedi. İstediğini yaptın. Gelgelelim yaptığının yanlış bir şey olduğunu söylediler-”bağışla bir yanlışlık oldu,”- ve başka bir şey yapmak zorunda kaldın.
Benim adım bu.
Belki de çocukken oynadığın bir oyun ya da yaşlanıp pencerenin yanındaki sandalyende otururken durup dururken hatırladığın bir şey.
Benim adım bu.
Ya da bir yerlere yürüdün her yan çiçek doluydu.
Benim adım bu.
Belki de çok uzaklardan birinin seslendiğini duydun. Sesi neredeyse bir yankıydı.
Benim adım bu.
Ya da yatağa uzanmış, neredeyse uykuya dalmak üzereydin; bir şeye güldün kendinle ilgili. Günü bitirmenin en iyi yolu.
Benim adım bu.
Belki de iyi bir şey yiyordun, bir an ne yediğini unuttun, yine de iyi bir şey olduğunun bilincinde yemeyi sürdürdün.
Benim adım bu.
Ya da o kız sana gelip öyle dediğinde kendini iyi hissetmedin. Bir başkasına da söyleyebilirdi: Onun sorunlarını daha iyi bilen birine.
Benim adım bu.
Belki de alabalıklar gölcükte yüzüyordu ama ırmak yalnızca sekiz santim enindeydi ve ay ben üzerinde parlıyor, karpuz tarlaları ayışığında boyutları çarpılmış ışıldıyor, her yan karanlık ve sanki çevredeki tüm bitkilerden birden yükselmekte.
Benim adım bu.
- Richard Brautigan -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Düşünüyorum da,
sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek...
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
naif yönlerimizin keşfedilmesi,
cesaretsizligimizin anlaşılması,
korkularımızın paylaşılması
sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında
kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız...
...Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
...
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna
el kaldırmaya kıyamaz?
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım
karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak.
İncinsek, yaralansak.
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.
Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez.
...
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, sartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.
- Rabindranath Tagore -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Temizlik yaptım bugün... Hem de tüm benliğimde...
Tüm kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı temizledim...
En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş bütün pislikleri attım...
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce... Görmenizi isterdim... İçimde ne
kadar da büyük bir yer kaplıyorlarmış...
Kırgınlıklarımı atarken, bakmadım neydi onlar diye... Gelecek
geçmişten çok daha fazla yaşanmaya değer...
Onların yerine bağışlamayı yerleştirdim özenle..
Titizlikle her kırgınlığın üzerine ektim bağışlamanın tohumlarını...
Bağışlamayı ekerken, tekrar kırılmaktan korkuyordum belki...
Kıskançlığımı çıkardım... Meğer ben ne az kıskançmışım... Çok kolay oldu. Sevindim... Sanki kaybettiğim bir eşyamı bulmuş gibi oldum...
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde... Nasıl temizlerdim bilmiyorum...
Sıra korkularıma gelmişti... Çıkarmaya bile korktum önce... Ne çok alışmışım
onlarla yaşamaya...
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır anlayamadım... Her gün yeni yeni
endişelerle beslenen yeni korkular birikmişti içimde...
Mutluluklarımı, umutlarımı ne de çok ertelemişim... O an bu ilgiyi onlara
verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekleseydim, almadan
verip, beklemeden sevseydim, herşeyden önce içimdeki sevginin ve gücün daha fazla farkında olsaydım böyle bahar temizliklerine ihtiyaç kalmazdı...
Çok zorlandım korkularımı temizlemekte... Birbirlerinin içine halkalar
biçiminde girmişlerdi, kenetlenmişlerdi adeta...
Ama bir bebek şefkatiyle, öperek, severek, okşayarak ve onları bir zaman kâbus gibi yaşamaktan pişmanlık duymayarak çıkardım içimden...
Kızsaydım korkularıma, bağırıp çağırsaydım onlara yine dönüp dolaşıp geleceklerdi biliyorum...
Temizlik yaptım bugün, bahar temizliği...
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim... Almadan vermeyi, sevilmeden sevmeyi, paylaşmayı ektim... Çılgınlık ektim, doğallık, bağışlama ektim içime...
Aşk ektim her hücreme... Coşku, heyecan, sessizlik ektim...
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana... Kabullenme ektim... Baş eğme değil... Olduğu gibi kabullenme...
- Edward Morrison -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Her gün, kendi kendime, bütün sorunlarımı aynı anda çözmeye çalışmayacağıma ve sizden de bunu yapmanızı beklemeyeceğime söz vereceğim.
Her güne, kendim, siz ve içinde yaşadığım dünyaya ilişkin yeni şeyler öğrenmeye çalışarak başlayacağım.
Her güne, birbirimizi daha iyi tanıyabilmemiz için, size üzüntümün yanı sıra sevincimi de iletmeyi düşünerek başlayacağım.
Her güne, bir insan olduğumu ve ben kusursuz oluncaya kadar sizin kusursuz olmanızı istemeyeceğime kendime hatırlatarak başlayacağım.
Her güne, dünyamızdaki güzellikleri daha çok fark etmeye çalışarak başlayacağım.
Her güne, yeniden seven insan olma sürecine giderek başlayacağım ve sonra neler olacağını izleyeceğim.
- Leo Buscaglia -
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.