Her çocuk aslında bir potansiyel İbrahim olarak doğar. Her çocuk bir yürek seferi olarak gelir dünyaya...
Dünya, İbrahim'le Nemrut arası tercihlerin yapıldığı yerin adıdır. Her gün karar vereceksiniz. Her gün ya İbrahim olup Hakk'ı bulacaksınız, ya da Nemrut'laşıp İbrahim'leri ateşe atacaksınız!
Ama unutmayın: Nemrut ateşine attıklarınızın biri de kendi çocuğunuz olabilir. Cehâletimiz ayrı ateş... İhmallerimiz ayrı ateş...Öfkelerimiz ayrı ateş... Sevgisizliğimiz ayrı ateş...Nefretlerimiz ayrı ateş... şiddete meylimiz ayrı ateş...Maddeciliğimiz ayrı ateş...Umursamazlığımız ayrı ateş..
Etrafımızda kıvılcımlar uçuşuyor... Kıvılcım lardan biri de keşke yüreğimize düşüp, yüreğimizi ateşlese!..Yüreğimiz hep böyle çorak kalacağına, bari tutuşup yansa! Belki "pişkin" olmak yerine "pişmeyi” öğrenirdik. "Hamdım, "Yandım, "Piştim" diyebilmek ne saadet! Yunus Emre, bu yüzden, mes'ut olmalı. Hamdı, yandı, pişti; kendi imtihanını verip ebedî vuslata ulaştı.
Bizim sınav maratonumuz ise sürüyor. Oysa, öğrencilik yıllarımızda, okulun bitmesiyle birlikte sınav maratonunun da biteceğini zannederdik...
Hoş şimdiki gençler de öyle zannediyor. Hayat, bir anlamda, tekrarlanan hatalar zinciri! Ve hayat, her gün değişik sorular, sorunlar ve sorumluluklarla birlikte gelen yeni bir sınav maratonu...
Dünya zaten büyük bir "imtihan salonu." Ya kazanacaksınız, ya kaybedeceksiniz. Ama bazı kazanımlar gerçekte "kayıp", bazı kayıplar ise gerçekte "kazanım" olabiliyor.
Hayat dikkat ister. Dedik ya, her çocuk bir İbrahim olarak doğar. Marifet İbrahim olarak doğmak değil, hayat boyu İbrahim kalabilmek.
Yavuz BAHADIROĞLU,Tefekkür Dergisi
Dilerim derdim affıma vesile olur..
Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..