“Şüphe yok ki, biz sana kevseri verdik.” (Kevser; 1)
Mahşer günü, sıcaklıkta cehennemden bir köşe gibidir. O gün güneş yere yaklaşır ve mahşeri kalabalığın üzerine alev gibi sıcaklık yağdırır. Allah-u Zülcelal’in arşının gölgesinden başka ne bir gölge, ne de bir gölgeli ağaç veya örtü yoktur. Arşın gölgesinde ise, sadece amelleriyle Allah-u Teala’ya yakınlık kazanmış olan Salih mü’minler barındırılır. Sıcaklığın tabi sonucu olan susuzluğu giderecek bir içecekte yoktur. Bu korkunç mahşer yerinde Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in şerefine bir havuz kurulur. Bu havuzun suyu cennetteki Kevser nehrinden geldiği için ona Kevser havuzu ismi verilmiştir.
Enes b. Malik (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:
“Şüphe yok ki, biz sana kevseri verdik.” (Kevser; 1) ayeti ile başlayan sure indiği zaman Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) görülmemiş derecede sevindi ve bize şöyle dedi:
“Kevser’in ne olduğunu bilir misiniz? O, cennetteki bir nehirdir. Rabbim kıyamet gününde bana o nehirden bir havuz va’detmiştir. Havuz büyük ve üzerindeki kadehler yıldızlar gibi parlak ve onlar kadar çokturlar.” (Müslim)
Ebu Zerr (Radıyallahu Anh) anlatıyor:
"Ey Allah'ın Resulü dedim, Kevser havzının kapları nedir?" Şu cevabı lutfettiler:
"Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun, onun kapları açık ve karanlık bir gecede gökteki yıldızlardan daha çoktur. Cennetin kap-larından kim içerse artık hiç susamaz. Havzın cennetten çıkan iki oluğu gürül gürül akar. Genişliği uzunluğuna denktir. Bu da Amman'dan Eyle'ye olan mesafe kadardır. Suyu sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır." (Müslim, Tirmizî)
Müslümanlar havuzun başına gelip Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in şerefine bu sudan içerler ve bu suretle mahşer gününün öldürücü sıcaklık ve susuzluğundan kurtulurlar.
Kıyamet gününde bu havuza ulaşmak ve onun suyundan içmek için Allah-u Zülcelal’e dua etmeli ve O’nun rahmetinden bunu ümit etmeliyiz. Ancak bunun yanında Salih amel ve ibadetlerimizi de ihmal etmemeliyiz.
Buhari’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“(Kıyamet günü) havzın başında yanıma sahabelerimden bir topluluk gelirler. Fakat onlar havzın başından (su içmeden) geri çevrilirler. Bunun üzerine ben:
“Ya Rab! (onlar) benim sahabelerimdir.” diye şefaat etmek isterim, fakat Allah-u Teala:
“Muhakkak ki senin, onların senden sonra neler icat ettiklerine dair hiçbir bilgin yok. Onlar (senden sonra) dinlerini terk ederek arka arkaya, gerisin geriye doğru (eski küfür hallerine) dönüp gittiler, buyurur.” (Buhari)
Bu hususta alimler şöyle demiştir:
“Allah’ın dininden dönen yahut da dinde Allah’ın razı olmadığı ve izin vermediği herhangi bir şey ihdas ve icat eden herkes havuzun başından kovulup uzaklaştırılacaklardan olacaktır.”
Bundan Allah-u Zülcelal’e sığınırız…
Unutmayalım! insanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir.
O gün Allah'a ve karşılaşacakları bu güne inanmış olanlar o dehşetli ve beyinleri kaynatan sıcağın altında Havz-ı Kevserde kana kana içerek serinleyecek, inkar edenler ise, beyinlerini kaynatan sıcağın ve hesap gününün dehşeti ile içleri kavrularak duracaklar.
Ayet-i kerimede; “Beni zikredin, bende sizi zikredeyim.” (Bakara; 152) buyurulmuştur. Bizim O’nu zikretmemiz, dünyadayken O’nun emirlerine itaat edip, Salih amelleri işleyip günahlardan kaçınmamızdır. O’nun bizi zikretmesi ise, bu zor yerlerde imdadımıza gelmesi ve bizlere yardım etmesidir.
O halde Akıllı bir insan gibi nefsine sor; o dehşetli günde havz-ı Kevser suyundan içerek serinlemekmi, yoksa beyni kaynayarak ve susuzluktan içi yanarak beklemek mi ister. Tabiki nefis güzel olanı.
O zaman anlatılanları sadece okumakla kalma, kalp gözüyle görerek yaşa ve o gün için salih amel işleyerek hazırlık yap.
Çünkü her şeyin üzerinde insanın en büyük kazancı kuşkusuz Allah’ın rızasıdır.
giderayak işlerim var bitirilecek,