HATIRA KAYBI
Yapılan bir çalışmada insanların çoğunun, yıllar önceki komşularının/ arkadaşlarının telefon numaralarını hatırladıkları, buna karşın şu anki arkadaşlarının telefon numaralarını bilmedikleri ortaya çıkmış.
Bunun nedeni bence her şeyi bizden bağımsız makinelere yüklememiz. ‘Açar telefonu bakarız sorun değil’ diye düşünüyoruz.
Asıl sorun zihnimizin sistem dışı kalması, beynimizin yapacağı basit işleri hayatı kolaylaştırmak adına makinelere yaptırmamız.
Eski numaraları neden hatırlıyoruz? Çünkü onlar sadece numara değil aynı zamanda insandı… Silip atamayacağımız insanlar…
Makineler hatıraların saklandığı fotoğraflarla dolu. Kartlara basılıp itinayla albümde saklanan, arada açılıp eş dostla bakılıp canlanan hatıralar da, hayatımızdan usulca gitti.
Zaten az sayıda yüreğimizde yer edinen bazı şeylerin ellerimizden uçup gitmesi beni rahatsız ediyor. Geri dönüşüme atılıp, yaşanan anı yok eden, hafıza kartında hapsolan fotoğrafları bu yüzden sevmiyorum çekmiyorum. Zihnimde tebessümle hatırladığım güzel anları yine zihnimde saklıyorum. Zihnimizin, konforumuz için devre dışı bırakılmasını bir yere kadar kabul ediyorum ama, her gün doz artırarak yüreğimizden uzaklaşmasına ve et parçası gibi olmasına gönlüm razı değil.
Bunca teknolojik imkana rağmen hiç zamanımız yok.
‘Hayat çok hızlı akıyor’ diyoruz. Aslında hayat akması gereken hızda akıyor.
Çiçekler baharda açıyor. Kar kışın yağıyor. Sorun bizim koşuyoruz olmamız.
Çok beğenerek okuduğum Kemal Sayar’ın bir sözü ile yazımı bitiriyorum:
“Yavaşla”
Yavaşla ki hayatla senin tempon bir olsun, ona tanık ol.
Yavaşla ki tam zamanında açan çiçeği, mevsiminde yağan karı kaçırma.
Yüreğinle beyninin irtibatı kopmasın.”
Bir gün iletişimimizi sağlayan ağlardan yoksun kalırsak, hafıza ve hatıra kaybından alzheimer türevi bir hastalıktan topluca ölebiliriz yoksa…"
Elvan Turanlı/Şehir medya