You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hastalık Hastalığı-Hastalık Hastası

Hastalık Hastalığı-Hastalık Hastası

Administrator
Hastalık Hastalığı-Hastalık Hastası
Hipokondriasis, bedende bir bozukluğu olmadığı halde devamlı hastalık endişeleri ve çeşitli bedeni şikayetlerle kendini gösteren rahatsızlıktır. Bu kişiler hastalık hastası olarak bilinirler.

Hipokondriasis’de temelde yatan bozukluk, anksiyete ve kaygıdır. Bunların kaynağı kişinin ilişkilerine, hayat şartlarına bağlıdır. Ancak bu sıkıntılar bedene aktarılmış ve bedeni hastalık uğraşlarına dönüştürülmüştür. Genç yaşlarda başlamakla birlikte 40-60 arasında daha sık görülür. Kadında ve erkekte aynı orandadır.

BELİRTİLERİ

Hipokondriaklar, sağlıkları konusunda sürekli endişelidirler. Her dakika kendilerini dinler, en ufak bir pürüz çıktığında paniğe kapılırlar. Vücutlarından gelen her türlü sinyali büyük bir dikkatle izlerler.

Kendilerini dinlemeye o kadar alışmışlardır ki sonunda başkalarına kulak veremeyecek hale gelirler. Dış dünyayla ve çevresindekilerle ilişkileri hepten kopabilir. İster hayali, ister gerçek olsun, hastalıkları hayatlarının en önemli ve tek konusudur.

Bütün hayatları, hastalıklar ve belirtileri üzerine kurulduğundan ve her an ölüm korkusu içinde yaşadıklarından, hem kendilerine hem de yakınlarına hayatı zehir ederler. Meseleleri yalnızca hastalıktır, daha doğrusu belirtilerdir. İşte bu yüzden onların yakın çevresinde olmak, aynı ailede bulunmak zaman zaman dayanılmaz olabilir. Bir hipokondriakla yaşamak insanı çok yorar. Bu gibi kimseler kendilerini hiçbir doktorun anlayamadığından yakınıp dururlar.

Göğüste bir kas ağrısı duysalar hemen kalp hastası olduklarını düşünürler. Tıp kitaplarına merak salar, ilaç tanıtma yazılarını incelerler. Kullandıkları her ilaç yan etki yapar ve kendisini daha kötü hisseder.

Doktorun muayenehanesine gelişleri de ilginçtir. Ellerinde bir tomar reçete, büyük bir torba ilaç bulunur. Doktordan çıkarken kısa bir süre rahatlayabilir, ancak en küçük bir şikayeti olduğunda ciddi hastalık endişeleriyle hemen yine doktora koşarlar. Böyle bir hasta “Şimdiye kadar tahlil, film ve doktorlara harcadığım parayla servet sahibi olmuştum” diyordu. Bir başkası ise evini satmış, sağlık masraflarına harcamıştı.

NİÇİN HASTALIK HASTASI?

Hipokondriasis’in belirgin bir sebebi yoktur. Ancak bazı faktörler ortaya çıkmasına zemin hazırlar veya hızlandırır. Aile ve iş sorunları bunların ilkidir. Kişi, problemlerinin sıkıntıları içinde bunalırken yavaş yavaş bedenini düşünmeye başlar. Vücuduna o kadar takılır ki kendini rahatsız eden sıkıntıları bir kenara itmiş ve onları düşünemez hale gelmiştir. Artık doktor doktor dolaşarak sadece kendi bedenini inceler, hayatındaki gerçek olayların üzerinde hiç durmaz olur.

Hipokondriasis’lerin oluşmasında ve kronikleşmesinde doktor hatalarının da rolü vardır. Bazen muayene sonrasında hastasına yanlış bir şey söyleyen, şüphe aşılayan hekim, yatkın kişilerde hipokondriasisin ortaya çıkmasına yol açabilir. Yirmibeş yaşındaki erkek hastasını basit çarpıntı ve gerginlikleri için muayene eden doktor, şöyle deyince o kişinin hastalık hastası olmasına zemin hazırlamıştır: “Eyvah, seni iyi görmüyorum. İlerde kalp hastası olacaksın. Belirtiler iyi değil. Miyokard enfarktüsü geçireceğine işarettir.”

Genellikle bu hastalar çocukluktan beri evhamlı, aşırı hassas, korunmuş, anneleri babaları tarafından sık sık hastalanmasın diye üzerine düşülmüş kişilerdir. Fakat bazıları da çocukluk çağında büyük sıkıntılar geçirmiş, hayatın birçok streslerine katlanmış, çok genç yaşta sorumluluk yüklenmişlerdir. Bunlar sonradan hayatlarında tam rahat edecekleri zaman hipokondriak durumuna girerler.

Hipokondriaklar 3 değişik türde olabilir. Bunların başında, kendi kendini tedaviyle uğraşan, bütün zamanını kendini dinleyerek ve hayal ettiği hastalıklarını ilaçlarla, bitkisel çaylarla tedaviye çalışan hastalık hastası gelir. Yatağının başından çeşitli ilaçları, şifalı (!) içecekleri eksik etmeyen bu kişiler, belki de aşırı ve gereksiz ilaçlar yüzünden vücut dengelerini bozmuşlardır. Ama ilaçlarına güvenirler ve paniğe kapılmazlar, çevrelerine de fazla rahatsızlık vermezler. Sadece ilaçları bitip de almayı unuttuklarında ne yapacaklarını şaşırırlar.

İkinci grupta gerçek nevroz belirtileri gösteren hastalar vardır. Bunlar çok ciddi hastalıkları olduğuna inanırlar. Onlara göre, vücutlarının bir yerinde mutlaka bir kanser tümörü bulunmaktadır. Arayışı sadece tedavi için değildir. Doktor doktor gezmesinin tek sebebi, kendi kendine koyduğu teşhisin bir başkası tarafından da tasdik edilmesi, endişenin daha da artarak bir cehennem azabına dönüşmesini ummaktır. Bütün amacı, çok ağır bir şey olduğunu söyleyip, şüphelerini tasdik edecek bir doktor bulmaktır.

Bütün hayatı doktor muayanehanelerinde, tahlil ve röntgenler için gittiği laboratuarlarda, kliniklerde geçer. Bunun için gözlerini kırpmadan bir servet harcayabilirler. Kendi kendilerine de çok acı çeken bu tipler normal hayatlarını süremedikleri gibi, düzenli bir iş hayatı da tutturamazlar. Onlara göre hastalıklarına hiçbir ilaç fayda etmez. Onlarla yaşayıp yakınlarında olmak ise huzur bozmaya birebirdir. Teselli sözlerine bile ters tepki gösterirler. Çünkü onların asıl duymak istedikleri, gerçekten çok hasta göründükleridir. Ancak bu sözleri söylediğinizde sizin gerçek bir dost olduğunuza inanırlar.

Üçüncü tür ise, rahatsızlıklarının farkında olan ve kendi haline gülen hipokondriaklardır. Bu tür hastalık hastaları kendilerini iyi bilirler, bunun bir saplantı olduğunun farkındadırlar. Ancak yine de endişe duyup korkmaktan kendini alamazlar.

HANGİ HASTALIKLARA TAKARLAR?

Hipokondriakların en korktukları ve kendilerine yakıştırdıkları hastalık, kanserdir. Ancak belli bir tip veya belli bir kanser türü değildir. Hastalık hastası vücutlarının her tarafını tümörlerin kapladığını düşünüp endişe eder.

İkinci sırada kalp ve damar hastalıkları gelir. Kalp çarpıntısı, soluk alamamak, göğsün sol tarafında hissedilen sancılar hemen kalp hastalığına yorulur. Göğüs ağrıları gerçek kalp hastalarında yorulma ile artarken onlarda azalır. AIDS, hipokondriakların korktukları hastalıklar arasında üçüncü sıradadır.

NASIL TANINIRLAR?

Çok sağlıklı görünen bazı insanlar bile, çok garip sebeplerle hastalık hastası olabilirler. Ancak sağlığına dikkat eden insanla, hipokondriakı karıştırmamak gerekir. Arada büyük fark vardır. Hastalık hastaları, küçük birer ağrı veya vücutlarındaki farklı tepkileri büyük bir hastalık veya sebebi henüz bilinmeyen çeşitli rahatsızlıkların ilk belirtileri olarak görürler.

İnsan vücudu özellikle geceleri çeşitli değişikliklere sahne olabilir. Ağrılar, kramplar, çarpıntı meydana gelebilir. Bunların hiçbir anormal sebebi yoktur. Belirtiler ortaya çıkıp, şikâyetler devamlı olduğu zaman bir doktora görünmekte fayda vardır.

Hastalıklar hakkında bilgi edinmek, televizyonda veya gazetelerde sağlık köşelerini takip etmek, oralardan rahatsızlıklarla ilgili bilgiler almak yararlıdır. Ancak yazılan hastalıkları bir kişi kendinde arıyorsa, tehlike sinyalleri çalıyor demektir. Hastalık hastalarının tek derdi, gelecekteki hastalığıdır. Veya hissettiğini sandığı hastalık belirtilerini hangi hastalığa yorması gerektiğidir.

NE YAPILMALI?

Hipokondriaklar, bir psikiyatriste geldiğinde oldukça kronikleşmiş hastalardır ve tedavileri çok uğraştırır. Bu yüzden onlarla önce tedavi olmayı istemek konusunda anlaşmalı ve bazı prensipleri açıklayarak uymaları hususunda ikna edilmelidir:

1- Bu hastalar önce çok iyi muayene edilmeli ve bunun artık son muayene ve tetkikler olduğu belirtilerek kesin teşhise gidilmelidir. Hekim organik bir rahatsızlık şüphesi içinde olmamalıdır.

2- Hastaya hastalığın açıklanması son derece önemlidir. Genel olarak bu hastalara “sende hiçbir şey yok” tarzında bir izah yapılır ki hastalar bu izaha kızarlar ve kesinlikle güven duymazlar. Hastaya kendisinde hiçbir organik rahatsızlığın tespit edilmediği, ancak yıllar boyu geçirdiği sıkıntılara, streslere, bunaltıya bağlı bir ruhsal-sinirsel hastalığın bulunduğunu açıkça belirtilmelidir.

3- Hastaya hastalık şüphesi verecek ilaç yazmak doğru değildir. Bazı hastalara sıkıntısı, öfkesi, ruhi durumu için ilaç verilebilir. Fakat ilaçların herhangi bir organik rahatsızlıkla ilgili olmadığı, ruhi durum için verildiği belirtilmelidir. İlaçlar mümkün olduğunca yan etkisi az olan türden olmalıdır.

4- Hastaya, hekim-hekim dolaştığı takdirde rahatsızlığının uzayabileceği açıkça belirtilmelidir.

5- İstirahatin iyi gelmeyeceği, mutlaka çalışması, en azından bazı meşguliyetlerinin olması gerektiği izah edilir.

6- Ağrı veya nöbet tarzındaki bazı yakınmaları için doktora koşmak yerine şikâyetinin üzerine gitmesi tavsiye edilir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Administrator
RE: Hastalık Hastalığı-Hastalık Hastası
Hastalık hastaları o kadar kaygılıdır ki en ufak bir baş dönmesini kalp hastalığı olarak algılar sürekli elleri nabızlarında ve tahlillerle hastane hastane dolaşırlar.


Hastalık hastalığı yaşayanlar hem kendileri çok yıpranır çile çekerler hem de yakınlarını çok bıktırırlar. Sürekli hastalık konularında konuşan, bu konuda yazılan her haberi okuyup keserek saklayan bu kişiler her toplulukta bu konuyu açarlar. Çok hastane ve hekim dolaşan bu kişiler hekimlerle de geçinemezler çoğunlukla. Beni anlamıyor kimse şeklinde düşünen bu kişiler bir türlü rahatlayamazlar. Beden dismorfik bozukluk, psikotik bozukluklar, depresyon ve anksiyete gibi hastalıkların eşlik edebildiği hastalık hastalığı konusunu ve bu hastaların neler hissedip yaşadıklarını Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver ile konuştuk.



-Hastalık hastalığı nedir? Bize bunu tarif eder misiniz?

Halk arasında evhamlı olarak bilinen kişilerin çoğunda sorduğunuz bu hastalık hastalığı vardır. Kişi, ağır ve ciddi, bir ya da birden fazla hastalığa yakalanmış olduğu korku ve düşüncesindedir.



-Bu kişilerin temel davranışları nelerdir?


Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver ve Uğur İlyas Canbolat


Bu kişiler tüm dikkatini bedenine yöneltirler. Sürekli olarak bedeniyle uğraşır hale gelirler. Yoğun bir ölüm korkusu vardır.



-Aslında çoğu hastalık hastası olmayan kişilerde kendi bedenini dinler ona göre sağlık tedbirleri almazlar mı? Bu illa da bir hastalık işareti mi sayılmalıdır?

Çok önemli bir soru bu. Normalde sağlıklı kabul edilen herkeste olabilecek bedenin işlevleriyle ilgili duyumları bu kişiler hastalık lehine ve rahatsız edici olarak yanlış yorumlarlar.



-Örnekleyebilir misiniz?

Tabii. Mesela, ayağa kalktığı sırada yaşanacak hafif bir başdönmesi hissi kişinin kalp hastası olduğunu düşünmesine neden olur. Elleri sürekli nabızlarında ya da kalp üzerinde olabilir. Bazı kimseler yanlarında tansiyon ve şeker ölçüm cihazlarıyla dolaşıp sürekli kendi kendilerine ölçüm yapabilirler. İdrar ya da dışkılarını kontrol edip, rengine kokusuna bir anlam yüklemeye çalışabilirler. Hasta oldukları yönündeki inançları çok güçlü olduğundan sık sık hekimlere başvurarak muayene ve tetkik yaptırmak isterler.



-Hekimle güven ilişkisi yaşayabilirler mi? Yani hekime inanırlar mı?

Yapılan tetkiklerde hekim bir hastalık söz konusu olmadığını söylediğinde, rahatlamadıkları gibi hekimin altta yatan hastalığı anlayamadığı düşüncesiyle sık sık hekim değiştirirler. Bu hasta hekim ilişkisinde gerilime yol açabilir. O doktordan bu doktora koşturup hastalıklarına çare bulunması için uğraşırlar. Hayatı tehdit edici nitelikte ciddi bir hastalığın varlığı ve bunun bir türlü tanınıp tedavi edilmiyor olduğu düşüncesi hastalarda gerginlik yaratır.



-Hekimin tanısına karşı direnme ve güvensizlik onlar için yıpratıcı olsa gerek.

Pek tabii. Sadece kendileri de değildir bu süreçte yıpranan. Hiçbir hastalıklarının olmadığı tekrar tekrar söylenir ama bu sözler etkisiz kalınca aile ve yakınlarda da bıkkınlık oluşur. Bu da sorunun artması ve sürmesinde etkili olabilir.



-Bu kişiler sanırım sağlık konularına herkesten daha çok meraklıdırlar. Hastalıklar konusunda az sayılmayacak bilgilere de sahiptirler değil mi?

Evet öyle. Hasta oldukları korkusunun yarattığı endişeyi rahatlatabilmek için sık sık hastalık belirtilerinden konuşabilirler. İnternette ya da kitaplarda gazetelerde korkulan hastalıklarla ilgili yazıları okurlar. Okuduklarında kendilerinden bir şeyler bulurlar. Bu kişiler kendi bedenlerine o kadar fazla odaklanırlar ki, kendi bedenleri dışındaki meseleler ya da diğer insanlara olan ilgileri azalır.



-Herkesten daha fazla bir ilgi beklentisine girerler mi? Hastalık anlatma isteğinde bu tür bir amaç var mıdır?

Bu kişiler düşündükleri hastalık nedeniyle özel bir muamele, özel bir tedavi beklentisi içinde olabilirler. Bu doğru. Devamlı olarak sevk alarak, hastanede yatış, check-up, tomografi, MR incelemeleri talep ederler. Hatta bu nedenle yurt dışındaki tip merkezlerine ya da tıp dışı bir takım kişilere para akıtabilirler.



-Peki bu kişiler bir evhamın peşine takılıp sürüklenen kişiler midir yoksa gerçekten hastalıkları varsa ciddiye alıp gereğini yapan kişiler midir?

Maalesef tablo bu şekildedir. Bu kişilerin zihni hasta olduklarıyla bu kadar meşgul olmasına karşın, gerçek sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenmemeleri şaşırtıcıdır. Kalp hastalığı olduğuna inanan ancak sağlıklı olduğu söylenen bir hastaya kalp sağlığını koruması için egzersiz yapması, az yağlı beslenmesi önerildiğinde bu önerileri dikkate almaz. Yani tedavinin değil açıklamaların peşindedirler.



-Hastalık hastalığı kimlerde görülür? Cinsiyet durumu ile yaş faktörü nedir?

20-30 yaşlar arasında başlar. Erkekler ve kadınlarda hemen hemen aynı oranda görülür. Sosyoekonomik düzeyi düşük kişilerde daha sık görülür. Nörotik, takıntılı, narsistik kişilik özellikleri sergileyen kişilerde görülür.



-Toplumda görülme sıklığı konusunda elimizdeki veriler nedir?

Toplumun yüzde 1-4.5’u psikiyatrik hastalık tanısı alırken, yüzde onunda hipokondriyak uğraşlar ve inançlar vardır.



-Yıpratıcı ve bıktırıcı olan bu hastalık nasıl bir seyir izler? Alevlenme dönemleri görülür mü?

Hastalık süreklidir, ancak dalgalı bir biçimde zaman zaman alevlenir. Bu kişilerin hayatındaki sıkıntı yaratan durumlar, olumlu ya da olumsuz değişiklikler dengeyi bozarak atakları tetikler. Ağır iş koşulları, ekonomik güçlükler, aile içi sıkıntılar bedenle meşguliyeti tetikler. Yeni öğrenilen bir hastalık ya da yeni farkedilen bedensel bir değişiklik hastalıkla meşguliyeti tetikleyebilir.



-Hastalık hastalığının neden ortaya çıktığına ilişkin tıp neler söylüyor? Bu konudaki bilgiler nelerdir?

Bu konuda çeşitli görüşler vardır. Öncelikle, bu kişilerin uyarı eşiklerinin düşük olduğu düşünülür. Basit bir fiziksel belirtiyi korkunç bir olaymış gibi çarpıtılmış biçimde algılarlar. Belirti korkunç bir biçimde algılanınca kişi korkar ve mevcut belirti gerçekten de şiddetlenebilir. Ve böylece kişi gerçekten bir hastalığı olduğu konusunda ikna olur. Bedendeki bir duyum algılanır, bu duyum üstünde düşünülür, buna bir anlam yüklenir ve bunun üstüne eyleme geçilir.



-Öğrenilmişlik durumu hastalık hastalığı içinde geçerli midir?

Evet. Sosyal öğrenmeden de bahsedilmektedir. Çocuklar, sıklıkla aile bireylerinde görülen belirtileri taklit ederler. Erişkin kişilerin bedensel yakınmaları sıklıkla çocukluk çağında ebeveynlerinin dikkat ettiği belirtilere benzer. Bedenin belli bir bölgesine sürekli olarak dikkat edilirse kişi bedeninin o kısmındaki duyusal değişiklikleri daha iyi farkeder.



-Sizin Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi konusunda çalışmalarınız var. Bu açıdan bakarak bir değerlendirme yapar mısınız?

Psikodinamik kurama göre bir cevap vereyim bu sorunuza. Bu kişiler başkalarından duydukları kendileri farkına dahi varmadan bastırılmış olan öfke dolu ve düşmanca düşünce ve duygularını bilinçdışında farketmeden yer değiştirme mekanizmasıyla kendi bedenlerine yöneltirler. Agresif ve düşmanca duygu ve düşünceler bazı kişiler için kabul edilemezdir, ancak, bu duygu ve düşünceler çözümlenmedikleri sürece bir çeşit enerji olarak varlıklarını sürdürürler, ve işte bu enerji esas hedef yerine kişinin bedeninde kendini gösterir. Psikolojik çatışmayla ortaya çıkan enerji bastırılmış fiziksel enerji bedensel belirtilere yol açmaktadır.

Altta yatan nedenlerden bir diğeri erken çocukluk döneminde karşılaşılan olumsuzluklardır. Anneden ayrı kalan, ihmal edilen, ya da kötü muamele gören bebeklerin sinir sisteminin gelişimi ve çalışmasında değişiklikler olduğu gösterilmiştir. Öyle ki, bu kişiler büyüdüklerinde objektif ölçümlerle yapılan değerlendirmelere kendilerinin sağlıkları hakkındaki görüşü daha olumsuzdur.



-Bu kişiler hastalık numarası yapıyor olabilirler mi? Yakınları hekimlerin yaklaşımlardan çok kolay bu kanıya varabilirler.

Ne yazık ki, sık sık doktora gidip hiçbir sonuç alınamadığından bu kişilerin yakınları öfke duymaya başlayabilir ve hastalarının numara yaptığını düşünebilirler. Oysa bu kişilerin bedensel belirtilerini açıklayacak tıbbi bir neden olmamakla birlikte, yaşadıkları belirtiler gerçektir. Belirtiler kişinin bilinci dışında oluşmaktadır, yani kendisi bunları kontrol edememektedir. Bu bedensel belirtiler ortaya çıkmaktadır, çünkü bu kişilerin temelde yardıma ihtiyacı vardır. Aradıkları tek kazanç sıkıntılarının giderilmesidir. Oysa numara yapan kişiler para kazanmak, bazı sorumluluklardan kaçmak gibi kazançların peşindedirler. Ancak, sağlık sistemine binen gereksiz yük nedeniyle hekimlerin çoğu bu hastalara kızar ve numara yapmakla suçlarlar.



-Hastalık hastalığı olan kişilerde bu yakınmalarına eşlik eden başka fiziksel hastalıklar da var mıdır?

Özellikle kronik bir tıbbi hastalığı olan kişilerde hipokondriyazis görülme olasılığı yüksektir. Tıbbi hastalığı olan kişilerde, hastalığın fiziksel bulguları ve belirtileri kişinin hastalıkla meşguliyetini açıklayabilir düzeyde değildir. Ayrıca başka hastalıklarını çok da önemsemezler, çünkü onlar kendi kafalarındaki hastalıkla ilgili açıklama peşindedirler. Hatta tedavi edilebilir bir hastalık hoşlarına gitmez.



-Hastalık hastalığı ile karıştırabilecek durumlar ya da hastalıklar var mıdır? Varsa bunlar nelerdir?

Beden dismorfik bozukluk, psikotik bozukluklar, depresyon diyebiliriz. Bazen bir yakını hasta olan ya da bir yakınını ciddi bir hastalığa bağlı kaybetmiş kişilerde de ciddi bir hastalığı olduğu yönünde düşünceler olabilir, ancak bu geçici bir durumdur. Örneğin tıp fakültesi öğrencilerinin % 70’i yaptıkları her stajda gördükleri hastalıkların kendilerinde olduğu düşüncesine kapılmaktadırlar.



-Hastalık hastalığı ile beraber giden buna eşlik eden psikiyatrik hastalıklar nelerdir?
Tüm anksiyete bozuklukları ve depresyon hastalık hastalığına eşlik edebilir. Depresyondaki yorgunluk, kuvvetsizlik, kas ağrıları gibi bedensel belirtiler nedeniyle hasta olduklarına inançları daha artabilir.



-Hastalık hastalığının tedavisi konusunda klinik pratiğinizde neler yapıyorsunuz?

Öncelikle tıbbi kayıtlar ve hikaye iyice değerlendirilir. Hastanın ve şikayetlerinin kabul edilmesi önemlidir. Hastalığının olmadığı yönünde inatlaşma, dalga geçme ya da aşağılamalar kişinin onurunu kırar ve öfkelendirir. Buraya çok dikkat ederiz. İlaçlar ve psikoterapilerin faydası vardır, ancak hastaların psikiyatrik tedaviyi reddine sık tanık oluruz. Kişilerin dikkatinin bedenden gündelik olaylara doğru çekilmesi teşvik edici davranırız. Bu kişilere günlük tutarak belirtilerin ortaya çıkışını ve şiddetlenmesini ve psikolojik stres yaratan olaylar arasındaki ilişkiyi gözlemelerini öneririz. Böylece kişi hangi konuların kendini endişelendirdiğini görmesini sağlarız.



-Son olarak hastalık hastalığı nasıl önlenir? Bu konuda önerileriniz nelerdir?

Günümüzde toplum sağlık konusunda sürekli bir bilgi bombardımanına tutulmuştur. Her yerde hastalıklara yönelik bilgiler ve uyarılar bulunmaktadır. Üstüne üstelik meşhur kişiler ve politikacıların hastalıkları tüm gündemi meşgul ederken hipokondriyazisten korunmak zor gözükmektedir.
UĞUR İLYAS CANBOLAT
Bunu ilk beğenen sen ol.
R4BİA
RE: Hastalık Hastalığı-Hastalık Hastası
ben galiba hastalık hastasıyım
ben böyle değildim ama son zamanlarda evhamlanıp duruyorum
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Hastalık Hastalığı-Hastalık Hastası
bende kendimi haslaık hastası olarak biliyordum
meğer reflüm ve de gastiritim varmış :D
yoğun gaz yaptıkları için nabız alıp başını gidiyor
bende kendimi acilde buluyodum.
Şimdi alıştım artık, çok sıkıştırmadığı sürece sesim çıkmıyor :D
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.