Korkulu rüyaların uykusuna yatalı beri ay doğmuş üzerimize. Yıldızlar halimize sessizce göz kırpar. Tarihin alaylı bakışları altında eziliriz, yaptığımızdan yüzümüz kızarır. Bu mahcubiyet nasıl bir duygudur ki yaşamak ölümden beter. Çektiğimiz ızdırabın acısıyla yanarız, hıçkırır ve ağlarız. Şimdi bizim için sessiz bir ağıt yakılır. Bu içli ağıdın nağmeleriyle sallanırız boşlukta, titreşiriz, bedenimiz sanki bir fırtınaya tutulmuştur. Sanki bir ışığız da üfleseler sönüvereceğiz. Bir derin uykudayız ki gökyüzünden haberimiz yok. Yeryüzünün bataklığına saplanıp kalmış bakışlarımız. Gurbetin yalnızlığındayız. Çaresiz ve zayıfız. Yüreklerimiz bir hasretin derdiyle yaralı...
...
helim dur/biat dergisi/bahar 1996