‘’24 yıl önce genç bir teğmeni şehit veren çocuklarını kaybetmiş yaşlı bir çift geldi.
Teğmenin annesi dedi ki, ‘’evladım’’ dedi. ‘’bizler sürekli Kemal’in mezarının başındayız. Eve geliyoruz, ordan yine mezarlığa gidiyoruz, 24 yıldır bu böyle. Evdeyken kapının zili çalıyor, diyorum ki Kemalimmi geldi acaba! Yerimden kalkıyorum, dur bakalım diyorum kendime, daha biraz önce Kemalimin mezarının başından geldim.’’ Ama diyor ‘’anne yüreği, sanki her zil çaldığında oğlum gelecekmiş gibi içim kıpır kıpır oluyor. Belliki bizim için en güzeli Kemalimin mezarının yanında o mezarda bulunmak, öbür dünyada ahirette onunla buluşmak.’’ Kemalin babası orda oturuyor sessiz, başını öne eğmiş, söylenen her şeyi onaylayan bir baba. Bu aile 5 katlı bir apartmanda 5.katta oturuyorlar. Apartmanın asansörü yok. Merdivenlerden 5 kat çıkıyorlar ve 5 kat iniyorlar. Aslında çıkamıyorlar, sürüne sürüne çıkıyorlar. Yakınları diyor ki, ‘’sizi düzayak bir yere taşıyalım’’ . ‘’Hayır’’ diyorlar. ‘’Çünkü bizim evladımız en son bu evden çıktı, hala salonda, mutfakta, odalarda, eşyalarda, her yerde onun soluğu var. Onun soluğu olduğu bu evde biz en son soluğumuzu veririz ve ancak o zaman çıkarız.’’ diyorlar.