İnsanın en büyük düşmanı, doğrudan doğruya kendisidir.
Çiçero
İnsanın damarlarında kan gibi dolaşarak ruh metamorfozunun gerçekleştiği bir bilinç yenileme; yüreğin metafizik başkaldırmasıyla yeniden ve yepyeni bir doğum sancısı içerisinde hakikati tavaf etme eylemidir diriliş.
Maskeyle yüzün, yüzle kalbin, gerçekle gölgenin arasında gidip gelen insanın, içinde bulunduğu durumdan hakikatin sezgisiyle; ruhunda inşa ettiği bilinç kalesinin her bir kerpicini, her bir taşını sevgiyle bir araya getirerek oluşturduğu düşünsel eylemle harekete geçmenin kıvılcımıdır tavaf. Bilinç kalesini El Vedud’dan aldığı muhabbet kozasıyla ören insan, dünyanın çivisinin sevgi olduğunu, bu çivinin çıktığı yerde kaosun başlayacağının idrakindedir.
Varoluş sancısının en hummalı olduğu saatte, göklere ulaşan harlı ateşi ancak yağmur dindirebilir. İnsana insandan yakın, aklının kuşatamadığı hakikati, yürek kuşatabilir ancak. Yüreklerde kurulur en büyük devlet ve yüreklerde gerçekleşir en büyük fetih. Yürek tavaf etti mi insan anlamın doruk noktasına, sevginin en ulvi derecesine çıkar.
Hakikati tavaf etmek, Ebabil kuşlarına su taşımaktır…
Dirilişe gidiyorum;
Ruhuma inen vahye kulak vermeye,
Gözyaşlarının pınar olduğu,
Yıldızların ışığında ıssız çöl gecelerine…
Tanrı’nın insana ruhundan üflemesiyle insanı buyur ettiği; açtığı kapıdan girebilmek… Ölü durumda bulunan ruhun kendini silkeleyip canlanacağı, ufuktaki umudun müjdesini hissettiğinde gözlerden süzülecek bir katrenin muhabbet halkasına damlayacağı, çevresini kuşatan karanlığın yerini nurun alacağı bir kapı ve ardında göğe yükselen bir yolda anlamın şahikasına ilerleyebilmek…
Ve sen yürüyeceksin… Tüm kuşkuları, kaygıları, tereddütleri bir yana bırakarak İbrahim’in ateşe gittiği gibi ilk adımını atacaksın ve yürümeye başlayacaksın. Eşyada görünen görünmeyen sırları idrak etmeye başlayacaksın. Her fark ettiğin sır, seni bir üst makama çıkaracak. Her çıktığın makamda acziyet şurubunu bir yudum daha içerek toprak kokusunu yüreğine dolduracaksın.
Her bir zerre bulunduğu yerden nasıl tavaf ediyorsa, her atomun kalbinde nasıl nötronlar, protonlar varsa ve hiç durmadan tavaf ediyorlarsa sen de durmayacaksın. Aşkın şelaleleşen gönül ırmaklarında yıkanarak dünyaya geldiğin andaki gibi tertemiz olacaksın. Yüreğindeki tüm siyah noktalardan arınacak, umudu nefesine hapsedeceksin. Estetiğin büyüsüne kapılmayarak, gösteri toplumunun şaşalı hükümranlığına aldanmayarak, tüketimin yerini kanaatin aldığı bir hayat düsturuyla nefes alıp vermeye başlayarak tavaf edeceksin yeryüzünü.
Üstümü örtmeyi dileyemedim hakkıyla yağmurlardan
Sözleri toplayıp hicret ettim sükût kuyusuna
Buz dağındaki yüreğimi eritebilir mi haykırışlarım?...
Üstüm açıktı ve ben hala üşüyordum
Örtün üstümü vefalı bir yar /toprak/ ile
Örtün ki veda ettiklerim vefalı olsun benden
Kıymete binsin sevgi,VE sevgimiz