Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Hadis İlmi İle Alakalı İsnad Dindendir.!!!

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 1 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : Ehli_Hadis
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Forumcu
*
266
mesajlar
113
konular
65
REP PUANI
Yeni Üye

Dec 2013
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
04-03-2021, Saat:06:42 PM
Dikkat edin!!! Ey Müslümanlar (((İsnad Dindendir))) Bu yazıyı okumanızı Tavsiye Ederim!!! Kısa ve öz bir Yazı ve Hadis rivayet Ederken İsnadı önem vermenin değeri.

Müslim Sahih’inin Mukaddimesi’nde (I:87) Abdân b. Osman’a uzanan senedle şöyle rivayet etti: Abdân b. Osman, Abdullâh İbnü’l-Mübârek’i şöyle derken işittiğini söylüyor: “İsnad dindendir, isnad olmasaydı, dileyen dilediğini söylerdi.” Bu sözü aynı şekilde Tirmizî Sünen’inin sonuna ekli el-‘İlelü’s-sağîr adlı kitabında (XIII:307) İbnü’l-‘Arabî ve el Mübârekfûrî şerhlerinde (IV:377), İbn Ebû Hâtim el-Cerh ve’t-ta‘dîl’de (I-I:16) nakletmiştir.

Âlimler isnadı şöyle tanımlar: İsnad nakledeni söyleyerek sözü ona nispet ettiğinde ‘sözü söyleyenine isnad ettim’ ibaresinden masdardır [yani fiilinin masdarıdır].****

Örneğin, İmâm Ebû Abdillâh el-Buhârî’nin el-Câmi‘u’s-Sahîh’inde (I:201) ilim kitabında, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e yalan isnad eden kimsenin günahı babında (I:201) Mekkî b. İbrâhîm bize tahdîs etti, o da Yezîd b. Ebû 
Ubeydillâh’tan -Seleme b. el-Ekva‘ın azadlı kölesi-, o da Seleme’den bize tahdîs etti, dedi. Seleme şöyle demiştir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: Kim söylemediğim şeyi bana isnad ederse, Cehen-
nem’deki yerine hazırlansın.” şeklindeki sözü isnad diye isimlendirilir.

Hâfız İbn Hazm (rh.a.) el-Fisal fi’l-milel ve’l-ehvâ’ ve’n-nihal isimli kitabında (II:81-84) özetle şöyle diyor:

 “İsnad, sikanın sikadan Peygamber’e (s.a.v.) ulaşıncaya kadar ittisalle nakletmesidir. Onlardan her biri, kendisine haber veren kişinin ismini ve nesebini haber verir. Yine onlardan her biri hâli, zâtı, adaleti, [bulunduğu] zamanı ve mekânı bilinen kimselerdir. Allah, bunu diğer milletlere değil, Müslümanlara has kılmış, asırlar geçmesine rağmen Müslümanlar indinde onu yeni ve taze olarak bırakmıştır. Sayılarını ancak Yaradan’ın saydığı kimseler hadis talebi için uzak bölgelere yolculuk yapar, kendisine en yakın kimseden hadisi kaydetmeye gayret gösterir. Allah onlar için hadisin korunmasını üstlenmiştir. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun. Onlar naklettikleri şeyde en ufak bir hatayı kaçırmazlar. Her biri için bu söz konusu olursa, fâsık bir kimsenin mevzu bir kelimeyi hadislere zorla dâhil etmesi mümkün olmaz. Şükür Allah Teâlâ’ya’dır.

Hâfız Kâdı Ebû Bekr İbnü’l-‘Arabî (rh.a.) Sirâcü’l-mürîdîn isimli kitabında şöyle dedi: Hocamız Mağrib’in Hâfızı Abdülhay el-Kettânî (rh.a.) de Fihri-sü’l-fehâris ve’l-esbât adlı kitabında (I:50) ondan şu şekilde nakletmiştir: Allah bu ümmeti, kimseye vermediği isnadla şerefli kılmıştır. Yahudi ve Hıristiyanlar’ın yolunu tutmaktan, isnadsız hadis rivayet etmekten, Allah’ın nimetini yok sayıp kendinizi töhmet altında bırakmaktan, seviyenizi alçaltmaktan, Allah’ın lanet ve gazap ettiği bir toplulukla ortak davranmaktan ve onların geleneklerine uymaktan sakının.” 

Hâfız İmâm İbn Teymiyye Minhâcü’s-Sünneti’n-Nebeviyye’sinde (IV:11) şunları söylemiştir: “İsnad bu ümmetin ve İslam’ın özelliklerindendir. Yine isnad, İslam’da Ehl-i sünnet’in özelliklerindendir. Râfiza buna çok ihtİmâm göstermez. Zira onlar sadece isteklerine uygun olan şeyleri tasdik ederler. 
Haberin yalan olduğunun alameti –onlara göre-hevâlarına muhalefet etmesidir. Bu sebeple Abdurrahmân b. Mehdî şöyle demiştir: İlim ehli, lehlerinde ve aleyhlerinde olan her şeyi yazarlar, hevâ ehli ise sadece lehlerinde olanı yazarlar. Ehl-i bidat, uydurdukları farklı bir yolu tutar ve ona itimat ederler. Hadisi hatta Kur’ân’ı asıl kaynaklarında itimat için değil, sadece desteklemek için zikrederler.
Hatib el-Bağdadi Hadis İlminde İsnad hakkında şöyle demiştir; 
Bu ümmet hadisi kendi devrinde doğruluk ve güvenilirliği ile tanınmış kimseler 
vasıtasıyla yine aynı vasıftaki şahıslardan naklederek haberlerini tâ ilk kaynağa kadar 
ulaştırmışlardır. Sonra da hafızası güçlü, zapt kabiliyeti yüksek ve hadisi aldığı hocalarıyla 
uzun müddet temas halinde olan râvîlerle, bu vasıfta olmayan râvîleri tanıyıp birbirinden 
ayırabilmek için hadis râvîlerini sıkı bir kontrole tabi tutmuşlardır. Hadisin bütün tarikleri 
yazılmış ve birbiriyle karşılaştırılmış, hatalı olanlar temizlenmiştir. Metnin kelimeleri en 
doğru şekilde tespit edilmiş, adeta harfleri bile sayılıp kayıt altına alınmıştır. Nihayet bir 
hadisin yirmi ya da daha fazla senedini tespit etmek suretiyle rivâyetlerde vuku bulabilecek 
hataları ayıklamışlar ve böylelikle rivâyetleri teker teker elden geçirmişlerdir. İşte bu 
niteliklere sahip olan isnâd, Allah Teâlâ’nın bu ümmete bahşettiği en büyük nimetlerdendir.
Hatîb el-Bağdâdî, Ahmed b.Ali, Şerefu Ashâbi'l-Hadîs, (thk. Mehmet S.Hatiboğlu) D.İ.B., s. 43.



Çevrimdışı
هل أنا حقاً أنا ؟
*
5,392
mesajlar
483
konular
7,651
REP PUANI
Yeni Üye

Sep 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
05-03-2021, Saat:06:18 PM
nifak ehlinden birçokları isnad ilmini karartmaya ve güvenilirliğine gölge düşürmeye çalışıyor. bu nedenle müminlerden bir kısmı bu mirasa sahip çıkmak için doğru bilginin imkanı açısından haberin değerini ortaya koyan akli argümanları iyice öğrenmesi gerekir. sonra içimizden, Allahı hakkıyla takdir edememiş ve iblisin dinine tabii olmuş İslamoğlu yahut vahyi kendi reyine arz eden caner gibilerine; sünneti ispat sadedinde "haydi o zaman bana kuranda müziğin haram olduğunu göstersinler!" diyen hocalar(!) çıkıyor.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi