yüzotuzalt›nc› sahîfesinde ve (Efli’at-ül-leme’ât)in üçüncü sahîfesinde hadîs-i flerîflerin
çeflidleri, flöyle ta’rîf edilmekdedir:
1 — (Hadîs-i mürsel): Sahâbe-i kirâm›n “rad›yallahü teâlâ anhüm ecma’în” ismi
söylenmeyip, Tâbi’înden birinin, do¤ruca, Resûl-i ekrem “sallallahü aleyhi
ve sellem” buyurdu ki, dedi¤i hadîs-i flerîflerdir.
2 — (Hadîs-i müsned): Resûl-i ekreme “sallallahü aleyhi ve sellem” isnâd eden
Sahâbînin “rad›yallahü teâlâ anhüm ecma’în” ismi bildirilen hadîs-i flerîflerdir. Müsned
hadîsler, müttas›l veyâ münkat›’ olur.
3 — (Hadîs-i müsned-i müttas›l): Resûl-i ekreme “sallallahü aleyhi ve sellem”
kadar, isnâd› müttas›l olan, ya’nî aradaki râvîlerden hiçbiri noksân olm›yan
hadîs-i flerîflerdir.
4 — (Hadîs-i müsned-i münkat›’): Sahâbîden “rad›yallahü teâlâ anhüm ecma’în”
gayr› bir veyâ birkaç râvîsi bildirilmiyen hadîs-i flerîflerdir.
5 — (Hadîs-i mevsûl): Sahâbînin “rad›yallahü teâlâ anhüm ecma’în”, (Resûlullahdan
iflitdim, böyle buyurdu) diyerek haber verdi¤i, hadîs-i müsned-i müttas›l demekdir.
(Mevâhib-i ledünniyye) tercemesi ikinci cild, otuzdördüncü sahîfede ve
Ahmed Na’îm be¤in “rahmetullahi teâlâ aleyh”, ‹mâm-› Nevevînin “rahmetullahi
teâlâ aleyh” (Hadîs-i erba’în)i tercemesinde, k›rkikinci hadîsde, böyle olan
hadîs-i flerîflere, (Hadîs-i merfû’) denilmekdedir.
6 — (Hadîs-i mütevâtir): Birçok Sahâbînin, Resûl-i ekremden “sallallahü aleyhi
ve sellem” ve baflka birçok kimsenin de bunlardan iflitdi¤i ve kitâba yaz›l›ncaya
kadar, böyle hep, çok kimselerin haber verdi¤i hadîs-i flerîflerdir ki, bunlar›n,
bir yalan üzerinde söz birli¤i yapmalar›na imkân olmaz. Mütevâtir olan hadîs-i flerîflere
muhakkak inanmak ve yapmak lâz›md›r. ‹nanm›yan kâfir olur.
7 — (Hadîs-i meflhûr): ‹lk zemânda bir kifli bildirmiflken, ikinci asrda flöhret bulan
hadîs-i flerîflerdir. Ya’nî bir kimsenin Resûl-i ekremden “sallallahü aleyhi ve
sellem” o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan dahî, baflka kimselerin iflitdi
¤i hadîs-i flerîfler olup, son duyulan kimseye kadar, art›k hep mütevâtir olarak
bildirilmifldir. Meflhûr hadîslere inanm›yan da kâfir olur. (‹bni Âbidîn, s. 176)
8 — (Hadîs-i mevkûf): Sahâbîye “rad›yallahü teâlâ anhüm ecma’în” kadar söyliyen
hep bildirilip, Sahâbînin, Resûl-i ekremden “sallallahü aleyhi ve sellem” iflitdim
demeyip, böyle buyurmufl dedi¤i hadîs-i flerîflerdir.
9 — (Hadîs-i sahîh): Âdil ve hadîs ilmini bilen kimselerden iflitilen, müsned-i müttas›
l ve mütevâtir ve meflhûr hadîslerdir.
10 — (Haber-i âhâd): Hep bir kimse taraf›ndan söylenilen, müsned-i müttas›l
hadîs-i flerîflerdir.
11 — (Hadîs-i mü’allak): Bafldan bir veyâ birkaç râvîsi veyâ hiçbir râvîsi belli
olm›yan hadîs-i flerîflerdir. Mürsel ve münkat›’ hadîsler de mü’allakd›r. Bafldan yaln›
z birinci râvîsi bildirilmiyen hadîse (Müdelles) denir. Tedlîs mekrûhdur.
12 — (Hadîs-i kudsî): Ma’nâs›, Allahü teâlâ taraf›ndan, kelimeleri ise, Resûl-i
ekrem “sallallahü aleyhi ve sellem” taraf›ndan olan hadîs-i flerîflerdir. Hadîs-i kudsîleri
söylerken, Peygamber efendimizi “sallallahü aleyhi ve sellem” bir nûr kaplard›
ve hâlinden belli olurdu.
13 — (Hadîs-i kavî): Söyledikden sonra, bir âyet-i kerîme okudu¤u hadîsdir.
14 — (Hadîs-i nâsih): Son zemânlar›nda söyledikleri hadîs-i flerîflerdir.
15 — (Hadîs-i mensûh): ‹lk zemânda söyleyip, sonra de¤ifldirilen hadîslerdir.
16 — (Hadîs-i âm): Bütün insanlar için söylenmifl hadîs-i flerîflerdir.
17 — (Hadîs-i hâs): Bir kimse için söylenmifl hadîs-i flerîflerdir.
18 — (Hadîs-i hasen): Bildirenler, sâd›k ve emîn olup, fekat hâf›zas›, anlay›fl›,
sahîh hadîsleri bildirenler kadar kuvvetli olm›yan kiflilerin bildirdi¤i hadîs-i flerîflerdir.
19 — (Hadîs-i maktû’): Söyliyenler, Tâbi’în-i kirâma “rahmetullahi teâlâ aleyhim
ecma’în” kadar bilinip, Tâbi’înden rivâyet olunan hadîs-i flerîflerdir.
20 — (Hadîs-i flâz): Bir kimsenin, bir hadîs âliminden iflitdim dedi¤i hadîs-i flerîflerdir.
Kabûl edilir, fekat sened, vesîka olamazlar. Âlim denilen kimse, meflhûr
bir zât de¤ilse, kabûl olunmazlar.
21 — (Hadîs-i garîb): Yaln›z bir kimsenin bildirdi¤i hadîs-i sahîhdir. Yâhud, aradakilerden
birine, bir hadîs âliminin muhâlefet etdi¤i hadîsdir.
22 — (Hadîs-i za’îf): Sahîh ve hasen olm›yan hadîs-i flerîflerdir. Bildirenlerden
birinin hâf›zas›, adâleti gevflek olur veyâ i’tikâd›nda flübhe bulunur. Za’îf hadîslere
göre fazla ibâdet yap›l›r. Fekat ictihâdda bunlara dayan›lmaz.
23 — (Hadîs-i muhkem): Te’vîle muhtâc olm›yan hadîs-i flerîflerdir.
24 — (Hadîs-i müteflâbih): Te’vîle muhtâc olan hadîs-i flerîflerdir.
25 — (Hadîs-i münfas›l): Aradaki râvîlerden, birden ziyâdesi unutulmufl olan
hadîs-i flerîflerdir.
26 — (Hadîs-i müstefîz) [müstefîd]: Söyliyenleri üçden çok olan hadîsdir.
27 — (Hadîs-i muddarib): Kitâb yazanlara, muhtelif yollardan, birbirine uym›-
yan fleklde bildirilen hadîs-i flerîflerdir.
28 — (Hadîs-i merdûd): Ma’nâs› olm›yan ve rivâyet flartlar›n› tafl›m›yan sözdür.
29 — (Hadîs-i müfterî): Müseylemet-ül-kezzâb›n sözleridir. Ve ondan sonra gelen
münâf›klar›n, z›nd›klar›n, müslimân görünen dinsizlerin uydurma sözleridir.
Ehl-i sünnet âlimleri, merdûd ve müfterî hadîsleri aram›fl, bulmufl, ay›rm›fllard›r.
Din büyüklerinin kitâblar›nda, böyle sözlerden hiçbiri yokdur.
30 — (Hadîs-i mevdû’): Birkaç sahîfe önce bildirildi.
31 — (Eser): Mevkûf ve maktû’ hadîs veyâ düâ bildiren merfû’ hadîs demekdir.
(Sened), hadîs rivâyet eden âlim “rahmetullahi teâlâ aleyh” demekdir.
saadet_i ebediyye
(not:adobe reader dan kopyaladıgım ıcın (ı) harfını almıyor)