You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

- Gyges'in Yüzüğü Olarak İnternet -

- Gyges'in Yüzüğü Olarak İnternet -

General
- Gyges'in Yüzüğü Olarak İnternet -
- Gyges'in Yüzüğü Olarak İnternet -
Bir peygamberin doğumuna bağlı olarak belirlenen sıfır noktası çok uzaklarda. İÖ-İS, bambaşka açılımla okunabilir. Tarihin İnternetten Önce ve İnternetten Sonra diye ikiye ayrılması gerektiğini düşünüyorum şimdilerde. Çünkü hayatımızı milât kadar keskin bir çizgiyle ikiye bölen internet, davranış tarzlarını da değiştirdi. Yerleşik evrensel değerlerle çelişir yepyeni meşruiyet alanları belirledi. Topluma bambaşka bir algı tarzı biçti ve giydirdi.
Tamam, internet sayısız kolaylığın ve faydanın kaynağı oldu. Bilginin ulaşılabilirliği yönünde çok ciddi bir alan genişlemesi sağladı, onu tekelcilerden kurtardı. İletişimin ve sosyalleşmenin tanımlarını esnetti. Bu yüzden kuşku yok geleceğin tümü internetindir. Fakat o bütün genişliğine rağmen sığdır, derin değildir. Sanaldır gerçek değildir. Gölgedir kendi değildir. Bir kısımdır hepsi değildir. Kendisiyle ilgilenenler hiç olmazsa bir süre daha toplumun olgun ve yaşlı tabakasını tümüyle temsil etmez. Bu da internetin önemli bir bilgi ve kültür diliminden yoksun olduğu anlamına gelir. Çok şeyi asıl sahibinden ç/alarak ortak kullanıma sunan internet bir anonimleşme alanı olarak da varlığını gösterdi. Ama her şeyden önce herkesin parmağına bir de "Gyges Yüzüğü" geçirdi.
Platon, Devlet'in ikinci kitabında bir çoban olan Gyges'in öyküsünü anlatır. Bir deprem neticesinde yarılan yerin içine giren Gyges, orada bir ceset görür ve cesedin parmağındaki yüzüğü alarak yeryüzüne çıkar. Bu, sihirli bir yüzüktür aslında. Parmağındaki yüzükle oynarken kaşı avucuna doğru çevirdiğinde görünmez olduğunu, kaşı eski haline getirince tekrar görünür olduğunu anlar Gyges. İnanılmaz bir güce sahip olduğunu farkedince yaptığı şey ise saraya girmek, kraliçeyi baştan çıkarmak ve kralı öldürüp yerine geçmek olur. Çünkü o, görünmediği zamanlarda toplumsal ahlâkın baskısından kurtulmuş, kendi iç ahlakıyla baş başa kalmıştır. İç ahlâkı ise bu kadardır. Nasılsa hiç kimse görmüyor!
İnternete dönersek. Eğer orada kendi gerçek ismimizi değil de bir nick kullanıyorsak parmağımıza Gyges'in yüzüğünü geçirmişiz demektir. Çünkü orada artık görünmezizdir ve bizi sansürleyen bir şey yoktur. Toplumsal ahlâkın baskısı üzerimizden kalkmıştır ve biz kendi içimizdeki ahlâk yasası ne kadarsa o kadarızdır. Bu sansürsüzlük hele de otosansürsüzlük panayırında kendi ismimizi korumaya alarak sanal bir ismin peçesi arkasına gizlendiğimiz andan itibaren hiçbir manevraya mani yoktur. Bir nick arkasına gizlenildiği, gerçek ismin saklandığı, bir başka ifadeyle toplumsal ahlâka bakan tarafın garantiye alındığı sürece internet her şeyi yapmaya olanak veren bir âlemdir bu yüzden. Ekran kabadayıları, internet delikanlıları, klavye kahramanları vardır onun. Klavyesi olan konuşur orada. Her Dr.Jeklly'ın Mr.Hyde'ı orada ortaya çıkar. İçten geçen, dile gelen her şey, arkaya bile bakmadan fütursuzca bırakıp gidilir ve ertesi sabah üstüne titreyen gerçek isimle gündelik hayata dönülür, işe, okula gidilir.
Mesafe! Oysa iç ahlâkla dış ahlâk arasındaki mesafenin büyümesi ahlaksızlığın ta kendisidir.
İnternet bir yandan içimizdeki farkında bile olmadığımız ben'leri açığa çıkarırken diğer yandan bizi unutmak istediğimiz yüzümüzle, saklamak istediğimiz kimliğimizle, hatırlamak bile istemediğimiz geçmişimizle de yüz yüze getirir. Orada artık siz kendiniz değil göründüğünüz, algılandığınız sizsinizdir. Sadece şimdiniz değil aynı anda geçmişinizden de mürekkepsinizdir. Üstelik kurtuluşu da yoktur bunun. İnternetin zaman ve mekân kaydından azâde tam bir tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân âlemi olması, Gyges yüzüğünün tesirini daha da arttırır. Zaman da sıfırlanmıştır, mekân da sıfırdır. Işık hızı, enerji transferi. Tıpkı mahşer gibi. İptali yok. Unutması yok. Affı yok. İhmali yok. Dönüşü yok. Reddi yok. Ne var ne yoksa görünür yüzlerden silinse bile ara yüzlerde, arka odalarda, bir yerlerde depolanır. Gün gelir önünüze dikiliverir. Üstelik görünen kadar gösteren, yani klavyeyi tutan el içinde bu böyledir. Onun için internete bir kez adım atınca görünür dosyalar kadar depolama alanlarını, gizli dosyaları ama en fazla da bilinç altını temiz tutmak gerekir.
İnternetin farklı bir bilinç, yepyeni bir bireysellik, radikal bir zihniyet hali olarak bütün değerleri alt üst ettiği, insanlığın algı tarzını ve değer ölçülerini "yenilediği", iç ahlâkı bile yeniden inşa ettiği meselesi yoğun biçimde tartışılan bir gerçek. Tartışmak muafiyetin kapısını açar oysa. Unutulmamalıdır ki mutlak ahlâkın tartışması yoktur, o internet için de geçerlidir. Ve Berat Demirci'nin şu eşsiz cümlesi her bilgisayarın "çatına" asılması gereken bir vecizedir:
"Âlemlerin Rabbi olan Allah sanal âlemin de Rabbidir."
Kelime Defteri/Nazan Bekiroğlu.
Bunu ilk beğenen sen ol.
~Laedri~
RE: - Gyges'in Yüzüğü Olarak İnternet -
çok güzel bir kitap imzalı eserini almayı kılpayı kaçırmıştım nasip olmadı gülücük
yazı için teşekkürler kardeşim
tekrardan okumuş olduk
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.