1. Kuvvetli ihlâs sahibi olmak.
2. Samimi istikâmet ehli olmak.
3. Gayretli, sebatkâr olmak.
4. Tam teslim olmak.
Zikir mühim bir aşk ve imân ölçüsüdür. Seven sevdiğini çok zikreder, ara vermeden gece gündüz, her saatte, her anda zikreder, anmadan yapamaz. Zikrullâha vâsıl olan her şeye kavuşmuştur. Zikrullâhtan mahrum olan da her şeyi kaybetmiştir. Zikrullâh kalbin nuru, ruhun huzuru, gönlün cilâsı, aklın ölçüsüdür. Zikre devam edenin kalbi mâmur, fiil ve ahlâkı güzel, ruhu sevinçli olur. Bir kalbe aşk-ı ilâhî girerse, o gönülde Allah zikrinden başka hiç bir şey kalmaz, hepsi yok olur. Evvelce geçirilen büyük mecâzî aşklar bile. Kalbi zikirle meşgul etmeli, zikirle uyandırmaya, çalıştırmaya gayret etmelidir. İyi çalışıldığı taktirde zikir bütün letâiflere dağılır, nefse, sonra cesede. Bunun için de;
1. Akşam yemeklerini az yemek ve erken yatmak.
2. Seherlerde kalkmaya azimli olmak.
3. Ders yaparken gönlü Allâh’a bağlamak.
4. Uykuyu, konuşmayı azaltıp, helâle dikkatli olmak.
5. Salihlerle, sâdıklarla berâber olmak.
6. Gündüzleri de daima gönlü Cenâb-ı Hakk’a bağlamak gerekir.