You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

GÜZELLİĞİ SINIFLAMA..

GÜZELLİĞİ SINIFLAMA..

Profesör
GÜZELLİĞİ SINIFLAMA..
Güzelliği Sınıflama

[Resim: Seven%20Hearts.JPG]
Kimileri, güzelliği şöyle sınırlamış:

1- Beş duyu organıyla algılanabilen güzellikler: Gördüğümüz, tattığımız vb. güzellikler.

2- Akl-ı selim ve sağlam bir fıtratla tanınabilen güzellikler: İmanî değerler, faziletler, sevgi, doğruluk, samimiyet, mertlik, adil olma vb.

3- İnsaoğlunun ancak bir takım fiziki zorluklar çekerek ve öğrenerek tanıyabildiği güzellikler: Bunlar da ikye ayrılır; Birincisi: Öğrenme, tahsil, bir dalda uzmanlaşma vb. yollarla elde edilebilen bir tanıma gücü. Edebiyat ve şiir güzelliği, lafzi ve manevi sanatlar, mimari güzellikler vb. gibi alelade insanların tahsil edemeyeceği ve onu tanıyabilmek için fıtrat ve yeteneğin yanısıra kişinin bir takım eğitimlerden geçerek uzmanlaşması gereken güzellikler.

İkincisi; ancak kişinin manevi zorluklar çekerek ve maddi-manevi kirlerden uzak durarak tanıma ve teşhis gücü edinebildiği güzellikler: Ezeli ve ebedi olan Hak Teala'nın güzel isim ve sıfatlarında tecelli eden ilahî güzelliği idrak edebilme, nefsini tezkiye edip arıtmaksızın rastgele herkesin yapamayacağı bir iştir. Bu güzellikleri görebilmek için ilmi ve fıtrî hazırlıklar yeterli değildir, bunların dışında bir de ruhun bütün maddi bağlılıklardan yani her türlü pislikten temizlenmesi gerkir. Binaenaleyh, ister fıtri ve algılama, ister sonradan öğrenme ve edinme yoluyla olsun insanoğlunun her boyutuna mahsus bir güzellik türü vardır ki, bunlar nitelik ve nicelik açısından farklı güzelliklerdir.

Bir başka grup da güzelliğin insanda neşe ve sevinç yarattığını ve neticede ona "zevk" verdiğini söylemekte[1] bu "zevk"leri şöyle sınıflandırmaktadır:

Zevk ve acı üçe ayrılır:

1- Duyu organları yoluyla alınan zevk ve acılar: Tatma, görme, dokunma, koklama ve işitme duyuları yoluyla alınan zevk ve acılar.

2- Hayal kurarak ve vehme kapılma yoluyla ulaşılan zevk ve acılar: İyi şeyler arzulayıp bunların hayalini kurma, şöhretten zevk alma, isim yapma ve kazanıp galip gelme gibi şeylerden hoşlanma (ve tersi durumdan acı ve elem duyarak rahatsız olma).

3- Yüce ruhlar ile külli ilahi nefsin algıladığı akli zevkler: Hakkı idrak etmek, hakka yürüme ve ona ulaşma, nesneleri gerçek halleriyle görüp idrak edebilme, ilk hakkı bilme ve sonu-sınırı olmayan ilahi mutlak güzelliği müşahede etme gibi. Keza O'na itaat ve O'nun ubuduyetinden zevk alma ve O'nun sonsuz celal, cemal, kudret, hikmet ve rahmetine teşekkür ederek şuhuda - müşahede haline- gark olma.

Mezkur görüşün sahibi, bunları kaydettikten sonra insanların zevk karşısında üç çeşit nefse sahip olduğunu belirterek şöyle der:

1- Nufus-i Dâniye (aşağılık ve deni insanlar): Aşağılık ve değersiz maddi şeylere para-pula eğilim gösterirler; o kadar ki, duyu yoluyla algıladıkları zevkler hayali zevkleriyle çatışır ve ters düşerse duyum zevkini tercih ederler.

2- Nufus-i Mutavassıta (vasat insanlar): Makam, şöhret, iyi bir isim yapma... vb. şeylerden zevk alırlar ve böyle şeyleri güzel, memnuniyet ve mutluluk verici olarak görürler. Böylelerinde duyum yoluyla kazanılan zevkler hayali zevklerle çatışırsa, birinci şıktakilerin tersine, hayali ve zihni zevkleri duyu yoluyla kazanılan -fiziki- zevklere tercih ederler.

3- Nufus-i Âliye ve Musta'liye (yüce ve üstün insanlar): Hakikat ve gerçek güzelliklerden başka hiç bir güzelliğe ilgi duymazlar, nihaî amaçları aklî zevklerle ebedi olan manevî kemallerdir. Kalıcı ilahi hasletlerle ilahi marifetler ve alem-i kuds'le ölümsüz dünyanın -ahiret- soyut hakikatlerinin peşindedirler. Bunların verdiği zevk ve hoşnutlukla fâni hissi zevkler ve bâtıl hayali zevkler çatışacak olursa hayali ve hissi zevklerden bütünüyle vazgeçer ve akli zevk ve hoşnutlukları tercih ederek diğer geçici ve değersiz zevklere iltifat etmezler. Bilakis, nice cevherlerle dolu akli zevkler deryasında bilim ve marifete dalarak hak ve hakikate gark olup nefislerinin kemal ve ıslahıyla uğraşır, hakiki mâşuk ve ezeli mahbublarıyla râz-u niyaza koyulurlar.

İnsanlar genellikle hissi ve somutsaldırlar; insanların çoğu duyu yoluyla algılayabildiği şeylere mahkumdur. Orta veya vasat sınıf dediğimiz vehim ve hayelle yaşayanlarsa bunlara oranla pek azdır. Ne var ki onlar da, üstün ve seçkin insanlara oranla pek azdırlar. Gerçek anlamda "insan" olan aklî ve akılcı insanlar pek, ama pek azdırlar.

"Onlar nadir bulunan mücevherler misali az mı azdırlar; çağlar boyunca çok az sayıda insan bu yüce makama ulaşabilmiştir."

İbn-i Sîna "Hakk-ı müşahede dediğimiz o yüce makam herkesin ulaşabileceği bir makam değildir" der ve şunu ekler: "Asırlar geçer de himmet ve gayreti yüce, marifetle nurlanmış nadir insanlar, aşk ve sevgiye gönül vermiş olanlar bu yüce makama ulaşır, bu izzetli sultanlığı elde edebilirler ancak."[2]

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: GÜZELLİĞİ SINIFLAMA..
'' Nufus-i Âliye ve Musta'liye (yüce ve üstün insanlar): Hakikat ve gerçek güzelliklerden başka hiç bir güzelliğe ilgi duymazlar, nihaî amaçları aklî zevklerle ebedi olan manevî kemallerdir.''

Allah razı olsun, onlardan olmayı nasip etsin.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
...
RE: GÜZELLİĞİ SINIFLAMA..
Allah Razı Olsun.

                                                                        “Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde otururlar.”
Aristofanes
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: GÜZELLİĞİ SINIFLAMA..
Cemal esması kalplerine nakşolan güzel insanların gördükleri güzel, işittikleri güzel,söyledikleri hikmet ikramını kazanmış güzel insanlardır...Allah hepinizden Razı olsun..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.