Bazısının burnunun direği sızlar.
Bazısının boğazı düğümlenir.
Çünkü anadan, atadan ıraktır.
Çünkü yârdan uzaktır.
Burnunda tütmektedir vatan toprakları.
Özlemiştir toprağında oynaştığı, dolaştığı sokakları.
Minareleri, minarelerin ışıklarını görmeyeli çok olmuştur.
Bir de ezan dinlemeyi eli kulağında müezzinden.
Aslında ayrılmak istememiştir zaten.
Tıpkı Sevgili peygamberimiz gibi.
Hani hicret ederken Safa Tepesi’den Mekke’ye yaşlı gözlerle şöyle sesleniyordu:
“Ey şehir, senden çıkarılmasaydım vallahi seni asla terk etmezdim. Bir gün döneceğim ey Mekke.”
Bazıları da vardır ki güler geçer, vatan denince.
Çünkü vatanı sadece toprak zanneder.
Uğruna kan döküldüğünü unutur.
Oralarda dolaşan ecdadının soluğunu ve ter kokusu hissedemez.
Çünkü gurbetçilerden bazıları bulundukları yere öyle bağlanmışlardır ki memleketlerine ve yakınlarına yabancılaşırlar. Doğdukları yer gurbet olmuştur adeta. Bunlar bulundukları ülkenin vatandaşı olmakta ve doğdukları topraklara dönmek istememektedirler.
Dünyaya bağlananlar da böyledir. Bunların gözlerinde dünya güzel bir yârdir. Bu sahte güzel, onun gerçek güzele ulaşmasına engel olur.
Dünyanın nimetlerine sıkı sıkıya bağlandıklarından asıl yurt ahireti unuturlar.
Adem (a.s) ve Havva anamızın yasak meyveden yemeleriyle vatandan uzaklaşmışız anavatandan.
Bu sebeple mümin, hasrettir sevgiliye. Onun için ölüm, hasretin son bulmasıdır.
İsteyen de istemeyen de sımsıkı bağlandığı bu misafirhaneden kopacak ve geldikleri ahiret yurduna dönecektir.
Dünya, sürekli kalacağımız bir değildir. Onun için gurbettir.
Abdullah-ı Ensâri Hazretleri şöyle buyurur:
"Dünyâ ne demektir biliyor musunuz? Gönlüne gelen ve seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran her şey dünya demektir. Seni O'ndan başka bir şey ile meşgul eden her şey de fitnedir. Bu kısa ömrü, Allahü Teâlâ’dan uzaklaştıran şeylere yaklaşmakla geçiren, O'ndan başka şeylerle meşgûl olan kimse, âhiretini harâp etmiş olur. Bu ise, akıl sahiplerinin yapacağı şey değildir."
Hz. Mevlana’nın “Geminin yüzmesi için su lazımdır, ama suyu geminin içine alırsan gemi batar.” sözünü iyi düşünmeli.
Son Mürşid-i Kâmil Süleyman Hilmi Tunahan(k.s) Hazretleri dünyaya bakışımızın nasıl olması gerektiğini şöyle açıklar:
“Kalplerinize Allah ve Rasülünden başka bir sevgi koymayın. Dünya ile güneşin arasına ay girince güneş tutulur. Bu durumda dünya karanlıkta kalır. Kalbe dünya sevgisi girince Mevla’nın nuruna mani olur. Parayı cebinize koyun, kalbinize değil.”
Resûlullah efendimiz her zaman; "Allahümme yâ Mukallib-el-kulûb, sebbit kalbî alâ dînike." duâsını okurdu (ki, ey büyük Allah'ım! Kalpleri iyiden kötüye kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dîninde sâbit kıl, yâni dîninden döndürme, ayırma! demektir).
Son söz Rabbimizin:
“Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir…” (Hadid, 20)
![[Resim: sigpic2959_12.gif]](http://www.mecazen.com/signaturepics/sigpic2959_12.gif)
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)