GÜNÜN AYETİ
Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. (Ahzap; 32)
![[Resim: ezan_sesi_takvim%20(2).jpg]](http://www.ezansesi.com.tr/images/upload/ezan_sesi_takvim%20(2).jpg)
GÜNÜN HADİSİ
Zamanındaki dünya kadınlarının hayırlısı Meryem'dir, İslam ümmetinin kadınlarının da en hayırlısı Hatice'dir. (buhari)
ESMA-ÜL HÜSNA
13-El-Bari
Yaratan, örneği olmadan varlıkları icat eden Cenab-ı Hak buyuruyor: "O Allah ki Yaratandır, kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir, En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerlerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." Haşr, 24
![[Resim: ezan_sesi_takvim%20(1)(1).gif]](http://www.ezansesi.com.tr/images/upload/ezan_sesi_takvim%20(1)(1).gif)
GÜNÜN MENKIBESİ
Mabeyn katiplerinden Abdülhamid bağlısı olmayan birisi hatıralarında anlatıyor:
-Bir akşamdı, mabeynde nöbetçi olarak ben kalmıştım. Gelen, mektup, telgraf, rapor ve tezkerelerin listesini tertipleyip huzura çıkmak üzere iken telgraf geldi.
İstanbul'da Laleli Postahanesi memurlarından birinin Yıldıza çektiği bir telgrafta, karısının o gece doğum yapacağı, doğumunun çok zor olacağına dair doktorlar tarafından dikkat işareti verildiği, elinde hiçbir vasıta bulunmadığı ve merhamet-i şahaneye sığındığını bildiriyordu. Bu mektuba kıymet vermedim ve listeye almadım.
Huzurda, padişah adeti üzere herşey ayrı ayrı gözden geçirdikten sonra ilave etti:
-Başka bir şey var mı?
Telgrafı söyledim. Arza değmeyeceğini düşünerek listeye almadığımı söyledim. Emir verdi:
-Hemen getiriniz.
Getirdim.
Dikkatle okudu. Ve derhal mütehassıs bir tabip ve yavere, doğru Laleli'ye giderek doğumu kontrol altına almalarını, benim de kendilerine refakat etmemi ferman etti.
Gittik ve işimizi bitirip sabaha karşı döndük. Bir de ne görelim: Hünkâr, bahçe üzerindeki odasında, ışıklar açık, cama vurarak bizi çağırmıyor mu? Sabaha kadar uyumayıp bizi beklediğini anladık. Netîceyi sordu. Doğumun zor olduğunu, fakat müdâhale ile kadının kurtulduğunu, çocuğa “Abdülhamîd” isminin verildiğini, ihsân-ı şâhânenin de âile reisine teslim edildiğini, adamın ağlayarak ömür ve devletlerine dua ettiğini anlattım. Bizi ayakta dinledi. Sadece rahatladığını gösteren bir “oh” çekti. Ve paravanın arkasına geçerek sabah namazına durdu.,