Tadil-i erkânla namaz, huşû ile namaz, cemaatle namaz, geciktirmeden namaz, farzlarına, vaciplerine, sünnet, mendup ve müstehablarına, edeplerine, kısaca en ince noktasına riayetle namaz, insanların içinde iken en sade ve en kolay namaz, Rabbiyle baş başa kaldığı zaman da en dayanılmaz namaz, denildiği zaman Sevgili Peygamberimizi hatırlamadan edemiyoruz. Ondan sonra Onun ashabını, izinden gidenleri, Onu bir gölge gibi takip edenleri hatırlamadan geçemiyoruz.
Onlar namaza durdukları zaman, Allah’dan başka her şeyi unutuyorlardı. Her şeye ve her sese kapalı yalnız Allah’a açık oluyorlardı. Hiçbir şeyi görmüyor, hiçbir sesi duymuyor ve hiçbir şeyden korkmuyorlardı.
Nübüvvet nurundan uzaklaştığımız oranda takvadan ve haşyetten de o kadar uzaklaşmışız. Böyle olduğumuz içindir ki camilerin kapılarında “lütfen telefonlarınızı kapatın” uyarılarını görüyoruz. Bırakın telefonu, bir pire uçtuğu zaman, helikopter geçiyor zannediyoruz.
Bazen de camilerde hiddetli ve gürültülü uyarılara muhatap oluyoruz: “Kardeşim şu telefonlarınızı kapatın namazda huzurumuzu bozuyorsunuz.”
Ben de diyorum ki biz eğer namazda gerçek huzuru yakalasaydık, kimin huzurunda olduğumuzun farkına varsaydık; değil telefonlar, uçaklar ve bombalar bile bizim huzurumuzu bozamazdı ve bizi korkutamazdı.
Allah Resûlü Efendimizden dersini ve büyüklüğünü alan büyüklerden birine sormuşlar:
-Namazda aklına bir şey gelir mi? Cevap vermiş:
-“Değil namazda, namazın dışında bile aklımdan Allah’dan başka bir şey geçmez.” Yine onlardan biri aynı soruya:
-“Namazdan daha çok sevdiğim bir şey yok ki namazda onu hatırlayayım.” Cevabını vermiştir.
İşte Vefalı Sevgili’ye vefalıca söz ve vefalıca tavır herhalde bu olsa gerek. Günde beş vakit namazın anlamı da budur. Yani ey beni bir an dahi unutmayan Vefalı Gerçek Sevgili! “Seni unutmadım, unutamıyorum. N’olur bana kendimi ve Kendini unutturma! Kendinden uzaklaştırmakla beni cezalandırma!” demektir.
Eğitimci İlahiyatçı Yazar Dr. Vehbi Karakaş'