bir maliyeti, bir külfeti yoktur ama, insana çok şey kazandırır. Tebessüm,
vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştiren bir güce sahiptir. Gülümseme,
sadece bir an sürer. Fakat, hatırası bazen ebediyyen yaşar. Ancak tebessüm,
kendiliğinden verilmedikçe, hiç kimsenin işine yaramaz.
Allahü teala sabredenleri ve iyilik edenleri sever. İnsanlara hizmet
edenleri, nasihat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş
yapanlara yardım edenleri sever. Kendini beğenenleri sevmez.
Gülümsemek sadakadır…
Müslüman dili ile, eli ile kimseyi incitmez. Zira başkasını incitmek
günahtır ve fitne çıkmasına sebep olur. Herkese karşı, güler yüzlü, tatlı
dilli olmak lazımdır. Münakaşa etmek, dostluğu giderir ve düşmanların
çoğalmasına sebep olur. Fitne çıkarmamalı, dost ve düşman ile de tatlı
konuşmalı, herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Muînüddîn-i Çeşti hazretleri
hep mütebessim yani güler yüzlü idi ve;
“Arifin bir özelliği, insanlara karşı devamlı güler yüzlü olmasıdır”
buyururdu.
Şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, hiç kimse, gülümseme olmadan, ona
ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir. Tebessüm,
yorgun olanı dinlendirir, ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder. Bazı
insanlar, çok yorgundurlar, gülümseyemezler. Böylelerine biz gülümsemeliyiz.
Zira gülümseyemeyenlerin, herkesten çok güler yüz görmeye ihtiyaçları
vardır.
Unutulmasın ki dinimiz, gülümsemeyi sadaka saymaktadır.
Hakiki bir Müslüman, tam ve mükemmel bir insan demektir. Güler yüzlü, tatlı
dilli, doğru sözlüdür. Kızmak nedir bilmez. Zira Peygamber efendimiz, en
güzel huylu, güler yüzlü, kibar tavırlı ve çok dürüst bir zat idi. Daima
hiddet ve şiddetden kaçmış, hiçbir zaman zulüm yapmamıştır. Müslümanların
daima iyi huylu, güler yüzlü olmasını istemiş, Cennete iyi huy ve sabırla
gidileceğini bildirmiş ve;
(Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük
yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş,
diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek,
başkalarına su vermek hep sadakadır) buyurmuştur.
Yusuf bin Esbat hazretleri buyuruyor ki:
“Güzel ahlakın alametleri; arkadaşının söylediğine itiraz etmeyip, kabul
etmek. Kendine ve herkese ve hatta her mahluka karşı merhametli ve insaflı
olmak. Kimsenin ayıbını araştırmamak.
Peygamber efendimiz güler yüzlü idi ve tebessüm ederek gülerdi. Gülerken,
mübârek dişleri görünürdü. Güldüğü zaman, nuru duvarlar üzerine ziya
verirdi. Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazan
gülerken mübarek ön dişleri görünürdü. Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az
söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlar ve;
(Mü’min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu.
alıntı
![[Resim: sems-i-tebrizi-sozleri-ii.jpg]](http://4.bp.blogspot.com/-xGAoZcgkZ7A/UbuBlKhTrxI/AAAAAAAABSI/MhYEJHQBGl4/s1600/sems-i-tebrizi-sozleri-ii.jpg)
"Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah'tandır."
