BÜLENT AKYÜREK
Küsmeden, darılmadan, kavga etmeden konuşabilmek hayâl oldu.
Memleket gerilim içinde.
Birbirimize korkarak selam veriyoruz.
“Çayınızı nasıl içersiniz sorusu” bile siyasi anlaşılıyor.
Her cümlesinde tepki toplamaktan korkan yazarlar, sanatçılar köşesinde tozlanmaya devam ediyor.
Gazete köşelerinden birbirine sıkıyorlar, televizyon ekranları ringe dönüştü.
Diziler tutmuyor, yoğurtlar tutmuyor, kardeşlik mayası tutmuyor.
“Niçin Müslümansın, niçin Müslüman değilsin, niçin sağcı, niçin solcusun?” gibi saçmalıkların içine düştük.
Bazı şeyleri niçini yoktur. Ne demiş Antik Yunan şairi:
“ Gül niçinsizdir, açtığı için açar…”
Bu memleketin insanlarını barıştırıp kucaklaştıracak aydınlar yok mu?
Niçin yazarlar hedefe ateş etmeden geçimini sağlayamıyor?
Kötü bir yüzyılın başındayız. Yaralarımızı acilen sarıp helalleşmeli ve yine birbirimizin türküsünü dinlemeliyiz.
Birbirinin türküsünü dinleyemeyenler birbirlerini sevemezler ama sevmeliyiz…
Önümüzdeki yıllarda belki de işgale uğrayacak olan memleketimizi kurtarmak için barışmalıyız, dertleşmeliyiz.
Çocuklar empati yapamaz, kendisini başkasının yerine koyamadığı için zalim olurlar, tıbben böyle…
Galiba hepimiz çocuklaştık…
Şimdi yeniden bir Aşık Veysel türküsünde birleşmeli, barışmalıyız.
Geç olmadan, yazık olmadan, karlar erimeden…
Sevmek zorunda değiliz, birbirimizi anlamaya çalışalım, hepsi bu!