You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Gönlün itminana kavuştuğu gün bayram olacaktır..

Gönlün itminana kavuştuğu gün bayram olacaktır..

Ah Teslimiyet..!
Gönlün itminana kavuştuğu gün bayram olacaktır..
...

Camiye giriyor Mevla’nın eltafını ümit ediyoruz. Onun lütfu çok geniş olduğu için ümit ediyoruz. Ve huzuruna gelirken kendi kameti kıymetimize, hak nazarındaki değerimize bakmıyoruz. Senin kapına boynu tasmalılar gelse de Sultanın kapısına gelme şuuru içinde geliyorlar Allahım diyor öyle geliyoruz. Biliyoruz ki bin defa çamura düşsekte, bin defa batsak da, bin defa gırtlağımıza kadar bataklığa saplansakta huzuruna geldiğimiz zaman kullarım diye bizi rahmetin sinesine basacaktır. İşte bunun için geliyoruz Mevla’nın huzuruna.

Ramazan’ı Allah lütfetti yunalım yıkanalım diye. Taa bayramda cürm-ü hatanın affedileceği o mutlu güne tertemiz erelim diye. Mevlam Ramazanı ihsan etti.

Ve Ramazan çekildi gitti. 11 ay sonra bir daha gelecek Ramazan-ı şerif. Her gecesinde Mevla’nın ta şafak atıncaya kadar yok mu bana el kaldırıp yalvaran dediği Ramazan.

Yok mu bana istiğfar eden, teveccüh eden dediği Ramazan.

Tertemiz gönüllerin Mevla tarafından hüsnü kabul gördüğü Ramazan.

Çok kimseler bir daha Ramazan’ın ne demek olduğunu idrak edemeyecekler. Belki bu Ramazanı idrak edememenin ahu vahının demek olduğunu da bilemeyecekler. Mahkeme-i Kübra’da keşke keşke değip ellerini dizlerine vurduğu zaman anlayacaktır.

Keşke ihya etseydim, keşke Hakkın uyumadığı o gecelerde uyumasaydım. Keşke gafiller gibi yatmasaydım. Keşke gecemin dudağında veya zülüflerimin üzerinde iki damlacık gözyaşım olsaydı. Keşke günahların beni mahsun etmesine mukabil kalbim kalaklar içerisine çarpsaydı. Kalsaydım, derdime derman dese Mevlanın kapısına gelseydim. Sıkıldığım için geldim deseydim, bunaldığım için geldim deseydim, kimse derdime derman olamadı onun için geldim deseydim.

Şeytandan yanmış, nefisten yanmış, hissiyatımdan yanmış olarak yanmayacağım bir kapı bildiğim kapına geldim. Lütfedersen kapını açarsan derdimi sana şerh etmek istiyorum. Zira sinenin derdini ancak sen anlarsın, demişsen elini dizine vurmayacaksın. Keşke keşke demiyeceksin, yüzü gülen bir bayramla karşı karşıya geleceksin. Ümidinizi kırmak istemem, Cenab-ı Hak ümidinizi kırmasın.

Dağidar olmuş bir gönlüm vardır gönüllerin mahbubunun sevilmediği yirminci asırda. Yıkık bir hissiyatım vardır Resulü Ekrem (AS) kalplerde yerini alamadığı yirminci asırda. Gönüllerde Mevla’nın yerine maddenin kaim olduğu bir devirde sinesinde bir kalp taşıyan insanın dağidar olmamasına imkan var mıdır?

Ağzımızla demeğe cesaret edemesek bile hissiyatımızla ona doğru teveccüh edip, bütün kalbi heyecanımızla el kaldırıp O’na diyelim ki bize seni nasıl tanımamız gerekiyorsa onu lütfeyle Allah’ım. İçimize saygını doldur, haşyetini doldur, içimize muhabbetini doldur, seni sayalım, senden korkalım ve yalnız seni sevelim.

Akıp edip bir kere kapını dövmeye gelemedik. Gelemedik gelseydik Lebbeyk kulum diyecektin ama diyemedik. İşte şimdi bayramda geldik. Nasıl dökük, nasıl yıkık bunu kalbi olanlar bilir ve Sen çok iyi bilisin. Bizim sana takdim edeceğimiz ibadetlere değil de şu kalbimizin perişaniyetine, yıkılmış hissiyatımıza, şeytanın bile şu bayramda ümit ettiği rahmetin hürmetine merhamet et, yıkık taraflarımızı tamir eyle diyelim. Bunu demekte büyük şeydir gönül ister.

Biz yirminci asırda törpülenmiş bir nesiliz. Sağdan gelen fırtınalar sağımızdan bir şeyler koparıverdi. Soldan esen fırtınalar oramızdan da bir şeyler koparıverdi. Fırtınanın en büyüğü neye maruz kaldığımızı bilmeme fırtınasıydı. Nasıl bir belaya maruzuz onu idrak edememe fırtınasıydı. Müminler bilselerdi ki kalplerinden Allah’a ait mana, Allah’a ait ulvi hisler yıkılıyor o zaman Mevla’ya teveccüh edeceklerdi. Resul-i Ekrem adına kaybettikleri şeyleri idrak edebilselerdi.

Biz yıkık dökük bir nesil haline geldik. Enkazı fareleri bile barındırmaz yıkık bir bina haline geldik. Bu bir nesil için çok korkunç bir yıkımdır. Bir nesil Allah’ın azameti karşısında secde etmezse, bir nesil Allah’ın davasına sahip çıkmazsa, bir nesil Allah’ karşı saygı dolu ona teveccüh etmezse ve onun muhabbeti ile yine O’na sığınmazsa o nesil esasen mahvolmuştur.
Binaanaleyh böyle bir neslin mezarının başında duran bizlere, yıkık olan dökük olan, mezarın içinde yatan bizler olsak bile şu mubarek bayramda fikrimizle, idrakimizle kendi cenazemizin üzerinde durup ağlayabilirsek rahmetinden ümit edilir ki alev alev kabrin verasında yanan cehennem ateşinden Allah bizi korur, masun ve mahfuz buyurur.

İnsanın başkalarına, başkalarının perişan haline ağladığı, müteessir olduğu çok olur, bu günün insanı hususi ile en az ağladığı şey kendisidir, kendi cenazesi, kendi cürmü, kendi günahı, kendi yıkılışı, kendi dökülüşüdür.
Bu günün insanı kendi perişaniyetine ve yıkılışına başkalarına ağladığı kadar ağlayabilseydi Rahmet-i İlahi’den ümit edilirdi ki Cenab-ı Hak onun Ceyhun ettiği gözyaşlarını, onun yeniden bitmesine, bir nevbahar halinde neşvünema bulmasına, yemyeşil bir zümrüt olarak arzı didar etmesine sebebiyet verecekti. İnsan kendisi için ağlayabilseydi, içine dönebilseydi ve buna tercüman olarak sadece ve sadece Mevla’nın bildiği ve Mevla’ya teveccüh ettiği bir noktada Ona gözyaşı dökebilseydi Allah tamir edecekti onu.

Hakki müminliği bu nesil görmediği için ona hakiki müminliği anlatmak çok zordur. Bu bizim halimizdir. Bu hali görme tevecühümüze vesile olması bakımından arzettim yoksa batılı tasvir çok hoş değildir.

Ben kendi halime bakıp kendi muhasebemi yaptığım zaman netice cehenneme bir yol çıkıyor benim karşıma. Resul-i Ekrem’in şefaatinden mahrumiyet çıkıyor benim karşıma, kulluğumu durumumu formüle ettiğim zaman, upuzun yatıp uzandığım gaflet dolu gecelerimi formüle ettiğim zaman, upuzun halkla geçirdiğim günlerimi formüle ettiğim zaman, dilinden anlamadığım Kuran’ın acı acı ve garip garip yüzüme bakışı karşısında Mevlamın emirlerinin ne olduğunu anlayamadığımın muhasebesini yaptığım zaman bakıyorum da benim önümde bütün yollar cehenneme gidiyor.
Kuranı anlamayışım beni cehenneme götüren ayrı bir yol, Resullulahı tanımayışım- ruhum feda olsun- tanımayışım beni cehenneme götüren ayrı bir yol. Bütün bunlardan bizarım ama şu bizarlığımı size döktüğüm şerh ettiğim kadar Mevlayı Müteala şerh edebilseydim belki bana salim ve salih bir kalp lütfedecekti. Şu an belki sinem parça parçadır ama bunu da esasen sinesi parça parça olan anlar.
Perişanım cenan bugün perişan /Perişan olmayan bilmez.

Benim kadar mücrim olsaydınız cürmün ne demek olduğunu çok iyi bilirdiniz. Bana sadece bir insan dediğini bilsem Rabbimin bayram yapacağım.

Of demek bir deşarj olmaktır. Günahlarıma of, masiyetime of, hatalarıma of, isyanlarımın ızdırabını içimde duyamayışıma of, yıkılmış kalbime idrak edemeyişime of, perişan olmuş hissiyatımı anlayamayışıma of, namazlardaki kusuruma of, günde Mevla beş defa beni huzuruna çağırdığı halde haşyet içinde, saygı içinde kendisine teveccüh edemeyişime of. Siz de isterseniz benim gibi of deyin.

Ürpermeyen kalbi, sağının solunun arasında taşıması insan için vicdanında bir azap sırtında da yüktür. Müstarip olmayan bir kalbin insanın içinde taşıması insan için bir yüktür. Allah sırtımızda yük olarak koyduğu bu şeylerin altında ezilmekten bizleri halas eylesin.”

Alıntı


Amin..


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ah Teslimiyet..!
RE: Gönlün itminana kavuştuğu gün bayram olacaktır..
Uzun sayılır ama her cümlesi ayrı bir yakarış, yanmış bi sine gerçekten...
Dert bu işte..
Yarım yarım da olsa okumanızı tavsiye ederim...


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ah Teslimiyet..!
RE: Gönlün itminana kavuştuğu gün bayram olacaktır..
yeter ki oku )


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumun Uykucu Ninesi
RE: Gönlün itminana kavuştuğu gün bayram olacaktır..
Aminnnüzgün
[Resim: sems-i-tebrizi-sozleri-ii.jpg]

"Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah'tandır."
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.