You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

"GİACOMETTI'NİN ATÖLYESİ"

"GİACOMETTI'NİN ATÖLYESİ"

köyün delisi
"GİACOMETTI'NİN ATÖLYESİ"
Başlangıç bölümü, s. 7-10

Dünya ile tarihinin sürekli büyüyen, önüne geçilmez bir devinim içinde nasıl dönendiği; bu devinimin hep daha kaba amaçlar için, dünyanın yalnızca görünürdeki tezahürlerini değiştirebildiği gerçeğini – diyemezsek de – hüznünü, her insan ola ki hissetmiştir. Şu görünürdeki dünya neyse odur ve bizim dünyayı değiştirme edimimiz onu bütünüyle başka bir dünyaya dönüştürmeye yetmeyecektir. Görünürdeki görünüşü şiddetle değiştireceği yerde, insanın, bu görünüşten kurtulmaya uğraşacağı, yalnızca bu görünüşü değiştirme ediminin her çeşidini reddetmek için değil, mümkün olduğunca arınarak içindeki o gizli yerin sırrını çözmek için de, çaba göstereceği bir alemi ve ancak böyle bir alemden başlayarak mümkün olabilecek insanî bir serüveni, demek ki özlemle düşünüyoruz. Bu daha çok ahlaki bir serüven olurdu kuşkusuz. Ama her şey bir yana, belki de şu insanlıkdışı duruma, şu önüne geçilmez düzene borçluyuz, ölçülebilir olanın dışına çıkma cesaretini gösterebilecek bir uygarlığa duyduğumuz özlemi. Benim için dünyayı daha da dayanılmaz kılan, Giacometti'nin yapıtı: çünkü aldatıcı görünüşünden arındırılmış insandan geriye kalanın sırrını çözmek için, gözünü rahatsız eden şeyi uzaklaştırmayı, o kadar iyi biliyor ki bu sanatçı. Ama bizim katlanmak zorunda kaldığımız bu insanlıkdışı durumu gereksemiştir belki Giacometti de, duyduğu özlem iyice çoğalsın da, arayışını gerçekleştirme gücünü kendinde bulabilsin diye. Öyle ya da böyle, bütün yapıtı, sadece insanı değil, en sıradan nesneyi bile kapsayabilen bu arayış gibi geliyor bana. Ve, seçtiği nesne ya da insanı, aldatıcı yararsal görünüşünden sıyırmayı başardığında, Giacometti'nin bu nesne ya da insandan bize sunduğu görüntü, muhteşem. Hak edilmiş, ancak gelişi önceden kestirilebilen bir karşılık bu.

Güzelliğe, tikel, herkeste farklı olan, görünür ya da gizli yaradan, her insanın içinde taşıdığı, koruduğu ya da geçici fakat derin bir yalnızlık için dünyayı terk etmek istediğinde kapandığı, çekildiği yarasından başka kaynak aranmaz. Demek ki bu sanatla, sefalet düşkünlüğü arasında büyük fark var. Giacometti'nin sanatı, her insanın, hatta her şeyin o gizli yarasını bulmak istiyor gibi geliyor bana: yarası, insanı ya da şeyi ışıtsın diye.

Yeşil ışığın altında Osiris birden görünüverdiğinde, –çünkü niş, duvara olduğu gibi, köşe yapmayacak şekilde yerleştirilmiş– korktum. Acaba doğal olarak bunu ilk gözlerim mi fark etti? Hayır. Önce omuzlarım ve bir elin abandığı enseköküm; ya da beni, Mısır'ın binlerce yıllık geçmişine dalmaya, zihinsel olarak eğilmeye, hatta giderek, sert bakışlı, sert gülümseyişli o küçük heykel karşısında yerle bir olmaya zorlayan kütlevi bir şey. Gerçekten de bir tanrıydı gördüğüm. Amansızlığın tanrısı. (Belki çıkaramıyorsunuzdur, Louvre'un bodrum katındaki, ayaktaki Osiris heykelinden söz ediyorum.) Korktum, çünkü, yanılmak imkânsızdı, bir tanrıydı gördüğüm. Giacometti'nin bazı heykelleri karşısında bu dehşet duygusuna yakın bir heyecana kapılır, neredeyse bir o kadar da büyülenirim.

Bu heykellerin bende yarattığı tuhaf başka bir duygu daha: tanıdıktırlar, sokakta yürürler. Oysa, zamanın derinliklerinde, her şeyin başlangıcındadır bu heykeller; heybetli bir hareketsizlik içinde, hiç durmadan yakınlaşıp uzaklaşırlar. Bakışım, bu heykelleri ehlileştirmeye, bu heykellere yakınlaşmaya kalkışmayagörsün –fakat öyle şiddetle, gürültü patırtıyla değil, yalnızca onlarla benim aramdaki, daha önceden farkına varamadığım, yakıncacık dedirten bir uzaklık yüzünden – hemen, göz alabildiğine uzaklaşırlar: çünkü onlarla aramdaki uzaklığın katları açılıvermiştir. Nereye gidiyorlar? İmgeleri hâlâ görünür olduğu halde, neredeler? (Özellikle bu yaz Venedik' te sergilenen sekiz büyük heykelden söz ediyorum.)

Sanatta neye yenilikçi denir, pek anlamam. Bir yapıt gelecek kuşaklarca anlaşılmalı, öyle mi? Ne diye? Ne anlama gelir ki bu? Bu kuşakların o yapıtı kullanabilecekleri anlamına mı? Ne için kullanacaklar? Bilmem. Ama, her sanat yapıtının, eğer daha büyük ölçeklere ulaşmak istiyorsa, oluşma anlarından başlayarak, sonsuz sabır, özenle, binlerce yıl önceye dönmesi, bu yapıtta kendilerini tanıyacak ölülerin doluştuğu bellekötesi geceyi yakalaması gerektiğini –her ne kadar karışık bir biçimde olsa da– çok daha iyi anlıyorum.
Hayır, hayır, sanat yapıtı, çocuk kuşakların geleceğine adanmaz. Sanat yapıtı, sayısız ölüler alemine sunulur. Onu ister benimseyen, ister reddeden ölülere. Ama bahsettiğim bu ölüler, hiçbir zaman sağ olmamışlardır. Ya da unutuyorum. Bir zamanlar sağ olduklarının unutulması için yeterince sağ kalmışlardır; hayatları –bu diyardan– tanıdık bir işaret bekledikleri o sâkin kıyıyı aşmayı gerektirdiği için.
Burada oldukları halde, Giacometti'nin sözünü ettiğim şu figürleri ölümden başka nerede olabilir? Gözümüz çağırdıkça yanımıza gelmek için bırakıp kaçtıkları ölümden başka.



Giacometti'nin Atölyesi


Özgün adı: L'Atelier D'Alberto Giacometti


Kapak Resmi: Alberto Giacometti
Kapak Tasarımı: Emine Bora


Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Nisan 1990
3. Basım: Ocak 2007




"Nesnelere yaklaşmak gerektiğinde Giacometti'nin önce gözü, sonra da kalemi, kölemsi nitelikte her çeşit kasıtlı hazırlıktan arınıyor. Yüceltme, –ya da günümüz modası uyarınca, aşağılama– bahanesiyle Giacometti nesnenin üzerine –ister incelikli, ister zalim, ister gergin olsun– en ufak bir insani iz düşürmeyi reddediyor...
"Ne kadar saygı duyuyor nesnelere. Her nesnenin kendine has bir güzelliği var; çünkü her nesne, kendisi olma edimi içinde, 'yalnız'; her nesnenin içinde, yeri doldurulamayacak bir şey var." – Jean Genet



PEAH!


“Somali'de, 90 günde, 29.000'den fazla çocuk açlıktan öldü. Mübarek Ramazan ayında son altmış yılın en büyük kuraklığını yaşayan Afrika ülkelerine 5 TL. yardım etmek için bir kısa mesaj atabilirsiniz:

Afrika yaz 5601 (Türkiye Diyanet Vakfı)
Afrika yaz 2868 (Türk Kızılayı)
Afrika yaz 3072 (İHH- İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)..
Bunu ilk beğenen sen ol.
köyün delisi
RE: "GİACOMETTI'NİN ATÖLYESİ"
" Ama bahsettiğim bu ölüler, hiçbir zaman sağ olmamışlardır. Ya da unutuyorum. Bir zamanlar sağ olduklarının unutulması için yeterince sağ kalmışlardır; hayatları –bu diyardan– tanıdık bir işaret bekledikleri o sâkin kıyıyı aşmayı gerektirdiği için. "

yazara sonsuz teşekkürler (:
PEAH!


“Somali'de, 90 günde, 29.000'den fazla çocuk açlıktan öldü. Mübarek Ramazan ayında son altmış yılın en büyük kuraklığını yaşayan Afrika ülkelerine 5 TL. yardım etmek için bir kısa mesaj atabilirsiniz:

Afrika yaz 5601 (Türkiye Diyanet Vakfı)
Afrika yaz 2868 (Türk Kızılayı)
Afrika yaz 3072 (İHH- İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: "GİACOMETTI'NİN ATÖLYESİ"
vatandasın sanat anlayısı garıp geldı bana bıraz gülücük bıze ya sanat sanat ıcındır dendı yada sanat toplum ıcındır;bu vatandas ta sanat oluler ıcındır dıyor anladıgım kadar ıle.. tuhaf ama begendım bu adamın tarzını gülücük

tesekkurler muhterem baco gülücük
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
köyün delisi
RE: "GİACOMETTI'NİN ATÖLYESİ"
rica ederim muhterem baco :D
bu eleman başka (:
PEAH!


“Somali'de, 90 günde, 29.000'den fazla çocuk açlıktan öldü. Mübarek Ramazan ayında son altmış yılın en büyük kuraklığını yaşayan Afrika ülkelerine 5 TL. yardım etmek için bir kısa mesaj atabilirsiniz:

Afrika yaz 5601 (Türkiye Diyanet Vakfı)
Afrika yaz 2868 (Türk Kızılayı)
Afrika yaz 3072 (İHH- İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.