“Türkiye’ye yatırım yapmayan çok zengin şirketlerin ağzını aradım ve yatırım yapmaları için teşvik ettim. Fakat bana şunu dediler: 3-5 ay içinde Türkiye’de kaos oluşturularak bir iç savaşın çıkartılıp darbe yapılması sağlanacak. Bize gelen haber böyle, bu sebepten yatırımlarımızı durdurduk.” dediler.
Erdoğan bunları duyunca şaşkınlık yaşadı ve bunu engellemek için önlem alma yoluna gitti. Fakat iç savaşı nasıl başlatacaklarını bilmiyordu. Yapması gereken iç savaşı ve çatışmayı önlemekti. Bunu başarabilirse darbeyi de önlemiş olacak ve oyun bozulacaktı.
Tarih 28 Mayıs 2013’ü gösterdiğinde Gezi Parkı’ndaki 8 ağacı bahane eden “derin akıl” iç savaş ve kaos için düğmeye bastı. Bir anda Türkiye’nin her iline isyan dalga dalga yayıldı. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük şehirlerde şiddet ve kargaşa arttı. Her şey bir anda olmuştu. Bir anda!
Sadece sol fraksiyonların sokağa inmesiyle mi olacaktı her şey? Bu muydu plan? Değil!
Sağ ve dindar kesimin damarlarına basılacak ve onlar sokağa çekilecekti. İç savaş büyütülecek ve planın içinde olan ordu yönetime el koyacaktı. Küresel odakların kimi planları için pürüz çıkarmaya başlayan “Erdoğan” sözde götürülecekti.
Erdoğan, kendi planını ortaya koydu. Sağ ve dindar kesimin, solcuların yaptıkları yüzünden sokağa ve meydanlara inmesini engellemek için her şeyi yapacaktı. İsyan eden sol fraksiyonlara açtı ağzını yumdu gözünü gerekeni söyledi. “Çapulcu” söylemlerini hatırlayın. Bu aslında şu demekti: “Ey sağ ve dindar kesim siz oturun oturduğunuz yerde, ben sizin yerinize gerekeni söyleyeceğim ve yapacağım”
O sıralar “Yüzde elliyi evinde zor tutuyorum” dediğini hatırlıyorsunuz değil mi? Birçoğumuz bunu, sol fraksiyonlara tehdit olarak söylediğini sandık. Hayır, Erdoğan sağcı ve dindarları evinde tutmak için elinden geleni yaptı. Ama isyancılar ısrarla devletin malını yakıp yıktılar, dini değerlere saldırıp küfrettiler. Artık sağ ve dindar kesim patlayıp meydanlara ve sokaklara inmek üzereydi. Özellikle İstanbul’da... Erdoğan ikinci planını devreye soktu. Ve adeta dedi ki “Meydana inecekseniz hadi o zaman Yenikapı’da buluşuyoruz, haydin mitinge, hadi kızgınlığınız orada sloganlar atarak giderin” dedi ve mitingini yaptı.
Böylece iç savaşı bir kez daha önlemiş oldu. Eğer ki Erdoğan, sağcı ve dindar kesimi evinde tutamasaydı, Mısır’daki gibi iç çatışma ve ardından planda olduğu gibi rolü darbeci ekip alacaktı. Mursi’nin başına gelenler Erdoğan’ın da başına gelecekti.
"KAOS İTTİFAKI” yine devreye.
Kontrolsüzlük, gerginlik ve şiddet istiyorlar.
Şiddet ve gerginlikten uzak durun. Provokasyona gelmeyin.
İnanın derin akıl bunu istiyor.
Şimdilik bu kadar.
Mustafa Güldağı