“Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder” (Atasözü)
“Kadının eğitilmesi toplumun eğitilmesidir” (Şemseddin Sami)
Toplum yapısının şekillenmesinde tesiri en güçlü unsur annedir. Dolayısıyla kadın her yerde geleceğe köprü kuran, topluma damgasını vurandır.
Kadın ve erkek bir zincirin halkaları gibi birbirine muhtaç ve bağımlılıkla yaratılmıştır. Fıtraten kendilerine yüklenmiş olan rollere sahiplendiklerinde birbirlerini tamamlayıcıdırlar. Roller karışırsa toplumun düzeni bozulmaya yüz tutar. Ne yazık ki günün sistemi kadına erkek gibi toplumu kalkındırıcı, maddeyi üretici bir rol biçmektedir.
Bugün batı, insanlığa çılgınca bir tüketim ve bunun mukabilinde üretim öngörmektedir. Bunun için de kadın ve erkek arasında ayrım yapmamaktadır. Günümüzde bu üretim ve tüketim psikolojisinin tesirinde kalan toplumumuz da kadını, kendi asli vazifesini unutturarak kamusal alanlarda çalışmaya yönlendirmektedir.
Hâlbuki kadın zaten üretkendir. O toplumda insanı, insanlığı, sevgiyi, fazileti üretendir. En büyük potansiyeli olan annelikle geleceğe imza atandır.
Kadının bu potansiyelini ortaya çıkaramaması, kendine biçilen hayat rolünü oynayamaması kimlik bunalımına sebeptir. Bunun sonuçları da toplumda uzun vadede sosyal ve ahlaki buhranlar şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Kadının ailedeki anne, eş ve ev hanımlığı işlevlerinin toplumsal niteliğini görmemek oldukça büyük bir gaflettir. Alkol bağımlılığı, suça ve şiddete yönelme, aşırı cinsellik, intiharlar gibi çeşitli ruhsal problemler daha çok, kadının asli görevinden uzaklaşması sebebiyle, anne şefkatinden mahrum yaşanmış çocukluğun neticeleri olarak ortaya çıkabilmektedir. Toplumun düzeni, gelişmesi ve insanlığın huzuru için kadının fıtri rolüne döndürülmesi şarttır.
“Bize iyi anneler verin Size iyi bir dünya verelim” (söz)
Kadının Eğitim Seviyesi Çok Düşük
Her çocuk bir nesli temsil eder. Dolayısıyla çocuk bir yerde toplumun temelidir. Bu noktada çocuk eğitimi apayrı bir önem arz eder. Toplumun gelecekteki temel yapısını oluşturan çocuğun eğitimi için de öncelikle annenin eğitimli olması gerekir.
Yapılan istatistikler toplumumuzda kadının eğitim seviyesinin çok düşük olduğunu göstermektedir. Kitap okuma alışkanlığı, düşünce ve fikir yapısını geliştirme gayretleri maalesef çok yaygın değil.
Ama bunun yanı sıra el becerileri, pasta, börek, yemek çeşitleri tv dizileri, alışveriş merkezleri, ucuzlukçular, modalar, markalar, fiyatlar, indirimler hep kadının en önde gelen ilgi alanı dâhilinde.
Çocukların temiz ve şık giyimli olması, vücutlarının gürbüz ve sağlıklı görünmesi de anneliğin tek ve yeterli vazifesi olarak telakki edilmektedir. Hâlbuki asıl olan, çocuğun bedeninden ziyade ruhunu doyurabilmek manevi açlıklarını giderebilmektir. Annelik budur… Yoksa bedeni sağlıklı ama ruhu hastalıklı; yüzü, elbisesi temiz ama fikir ve mana ufku kirli, çocuklar yetiştirmek annelik değildir. “İyi evlatlar iyi annelerin meyveleridir” Unutulmamalıdır ki iyi terbiye her zaman kuvvetli şahsiyetlerin eseridir.
Bir anne çocuklarıyla beraberliğini sürdürebilmek ve onların inançlı, ruhen sağlıklı olduklarını görmek mutluluğunu ancak çok önceden kendini eğitme yoluyla elde edebilir. Kendini yetiştirmeyen, geliştirmeyen bir annenin çocuklarına verebileceği bilgi birikimi zayıflayacak hatta zamanla tükenmiş olacaktır. Bu da onun çocuklar üzerindeki tesirini azaltacak ve iletişimin kopmasına sebep olacaktır. Ailede annenin eğitim seviyesinin geriliği, çocuklarda terbiye ve disiplin mekanizmasının işlerliğini yitirmesi demektir. “Kendini ıslah edemeyen Başkasını ıslah edemez.” (söz)
İyi Kariyer Eğitimli Olmak Değildir
Aslında her anne baba çocuğunun iyi yetişmesini, mükemmel olmasını bekler. Bu, çocuk eğitiminde önemli bir motivasyondur. Ancak çocuğumuzun iyi yetişmesinin, bizim iyi insan olmamıza bağlı olduğu gerçeği göz önünde tutularak, çocuk eğitimi için işe önce kendimizden başlamalıyız. Kişinin kendini değiştirmesi çok zor, ama mümkündür. Mümkün olmasaydı Peygamber Efendimiz (sav) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurmazdı… Anne veya anne adayı, çocuğunda görmek istediği üstün vasıfları önce kendi şahsında yerleştirmeye çalışmalıdır. Annenin eğitimi, çocuk eğitiminde atılacak ilk ve en önemli adımdır. Bugün bütün mesleklerin bir eğitim öğretim kurumu, okulu vardır. Ama toplumda en önemli ve en zor bir meslek olan anneliğin eğitim-öğretim kurumu yoktur.
Günümüz maarif sisteminde erkekle aynı müfredata tabi tutulan genç kızımız ne yazık ki kendi asli mesleği olan annelik ve ev hanımlığına daha bir yabancılaşmakta, uzaklaşmaktadır.
Onun için bir kadını herhangi bir meslekte iyi bir kariyerinin olması veya birçok okullar bitirmesi eğitimli olduğu anlamına gelmez. Eğitimci yazar Seyhan Büyükcoşkun’un ifadesiyle; “Kadının aile içerisindeki başarısızlığını ev dışındaki hiçbir başarısı telafi edemez.”
Allah Resulü’nün (sav) ifadesiyle, “Cennet annelerin ayağı altındadır.” Ancak öyle zannediyoruz ki bu müjde taşıdığı mesuliyetin ağırlığını bilen, sistemli bir çalışma ve gayret sarf eden, azimli, özverili anneler içindir.