You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Gazap ve Sinirlenmek , Öfkelenmek

Gazap ve Sinirlenmek , Öfkelenmek

Forumcu
Gazap ve Sinirlenmek , Öfkelenmek
İnsana acı veren kötü bir davranışın, kişinin ruhunda uyandırdığı kızgınlık, intikam duygusu ve cezalandırma isteği anlamına geldiği ifade edilmektedir.1

Öfkelenmek, sinirlenmek insanların sosyal yaşantısında iyi bir davranış olarak görülmediği gibi, İslam dini de öfkelenmeyi kınamıştır. Bir insan öfkelendiği zaman kalp atışları hızlanır ve kan basıncı artar. Dolaşım hızı artan kan beyine hücum eder ve beyinde birikme yapar. Beyin beklenenden fazla kanla karşılaştığı için işlevi yavaşlar ve insan aklını iyi kullanamaz. Bazen bu ileri boyutlara giderse beyin kanamasından insan hayatını kaybedebilir. Aklımız bizlerin en büyük sermayesidir. Görüldüğü gibi insanın en büyük sermayesi olan aklı, öfke yüzünden işe yaramaz hale gelmektedir. Ehl-i Beyt İmamları’nın buyruklarında geçen “Hâkim sinirli anda karar vermemelidir” sözünün nedeni ortadadır. Zira sinirli insan aklını kullanamamaktadır. Nihayetinde verdiği kararlar akıl muhakemesi neticesinde değil de duygu yoğunlu altında verilmiştir.

Evet, sinirlenmek insanın insanlık sermayesi olan aklını elinden alır. Bundan dolayı da İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur. “Öfkelenmek tüm kötülüklerin anahtarıdır.”2 Aklını kullanamayan bir insan tehlikelidir. Her an kötülük yapıp hataya düşebilir. Bu hadisin iyi anlaşılabilmesi için bir örnek verelim. Bir kişinin, bir başka kişiye yapmış olduğu bir hatadan dolayı ona sinirlendiğini ve onu öldürmek istediğini varsayalım. Hatalı olan şahsı öldürmek isteyen kişi, bir an öfkesine hâkim olup onu öldürürse neler olabileceğini düşünse; yıllarca hapse dayanamayacağını, hapse girerse ailesinin perişan olacağını, karşı tarafın çocuklarının ve ailesinin mağdur olacağını aklından geçirse, adamı öldürmekten vazgeçecektir ve böylece önemli bir kötülük önlenmiş olacaktır. Bu durumda İmam Cafer Sadık’ın (a.s) sözü daha iyi anlaşılmaktadır. “Öfkelenmek tüm kötülüklerin anahtarıdır.”

İslam dininde sinirlenmek haram edilmemiştir. İslam dini, kişinin öfkesini ortadan kaldırmasını değil de öfkesini kontrol altına almasını istemektedir. Bundan dolayı Hz. Resulullah (s.a.a) bir hadisinde sirkenin balı bozduğu gibi gazabın da (öfke/sinir) imanı bozduğunu belirtmiştir.3 Hadise biraz dikkat edersek öfkelenmenin imansızlık sayılmadığını görürüz. Resulullah, sadece böyle bir imanın insanın işine yaramayacağını belirtmiştir. Bal çok faydalı bir yiyecektir, bunun yanında sirke de faydalıdır, ancak bal ile sirke karıştığı zaman, sirke balın faydasını ortadan kaldıracaktır. İman, ona amel edenlere faydalar sağlar. Ama aşırı öfkenin içinde olduğu bir imanın insana faydası olamaz. Çünkü öfkeli anında insanı, aklı değil öfkesi yönetir. Bu nedenle insan sıkça hataya düşebilir. Bu durumda insan manevi değerlere istediği gibi sarılamaz.

Hz. Resulullah “Cesaretli kişi, öfkeli anında öfkesine hâkim olandır.”4 buyurmuştur. Öfkeli haldeyken bağırıp çağırmak, etrafa zarar vermek, herkesin yapabileceği bir iştir. Zira o anda akıl çalışmaz ve insan geçici bir delilik yaşar. Deli insanlarında nasıl davrandığı ortadadır. Öfkeli haldeyken bağırıp çağırmak, etrafa zarar vermek marifet değildir. Marifet, zor olan öfkeli anda, öfkeye hâkim olup akıllıca davranmaktır.

Öfkeli insan kendisine hâkim olamadığı anda mutlaka hata yapar. Bu hususta Ehl-i Beyt’ten (a.s) gelen bir hadiste “Öfkelenen insan cehenneme girmeden rahatlamaz.” diye buyrulmuştur. Biraz önce de ifade edildiği gibi öfke, insanı hataya sevk eder. Hataya düşen insanın da kıyametteki alacağı ceza mutlaka ki cehennemdir. İmam’ın “…cehenneme girmeden rahatlamaz.” buyruğundaki maksat, öfkeli insanın intikam peşinde olacağı, sinirini yatıştırmak içinde hatalı davranacağıdır.

İslamî kaynaklara göre gazap, üç kısımdır: 1- Aşırı öfke (ifrat) 2- Hiç öfkelenmemek (tefrit) 3- Kontrollü öfke (itidal). İslam dini, birinci kısım olan aşırı öfkeyi kınamıştır. Biraz önce belirttiğimiz öfkeyi yerici hadisler buna işaret etmektedir. İkinci kısım olan hiç öfkelenmemeği de İslam dini kabul etmemiş ve bu durumu korkaklık olarak tanımlamıştır. İslam’ın kabul ettiği üçüncü kısım olan kontrollü öfkedir. İslam, insan da öfkenin var olması gerektiğini savunmuştur.

İslam dininde öfkenin haram olmadığını belirtmiştik. Öfke, haram olamaz. Çünkü insanın hayatını devam ettirebilmesi için öfke mekanizmasının iyi çalışması gerekir. İnsanın ailesine, namusuna sahip çıkabilmesi için veya malını bir başkasına kaptırmamak için öfke duygusunun var olması gerekir. Başkalarının, bir insanın malına, namusuna, ülkesine vs. dokunmaması için öfke duygusu var olmalıdır.

İslam dini, öfkeyi ortadan kaldırmak istememiş, sadece onun yerinde ve zamanında kullanılmasını önermiştir. Yani öfkenin kontrol altına alınmasını istemiştir.

Öfkenin İnsana Zararları:

Öfkenin insana vereceği zararları maddeler halinde sıralarsak şöyle diyebiliriz:

1- İnsanın kalp atışlarının düzenini bozarak insan sağlığına büyük zararlar verir. Bu durum insanı ölüme kadar götürebilir.

2- İnsanın toplumsal ve aile ilişkilerini bozarak olumsuz yönde etkiler. Örneğin evde devamlı sinirli olan bir aile ferdi, olarak ailenin huzurunu bozar. Bundan hem kendisi, hem de ailesi rahatsız olur.

3- İnsanın manevi hali de öfkeden olumsuz etkilenir. Öfkenin tüm kötülüklerin anahtarı olduğu belirtilmişti. Öfkeli insanın daima günahlarla karşı karşıya olduğunu göz ardı etmemiz mümkün değildir.

4- Öfkeli, insan iş hayatında da olumsuzluklarla karşı karşıya kalır. İş ortamında bazen kişinin yaptığı iş beğenilmez, bazen de o kişi başkalarının işini beğenmez. Bu doğaldır. Ancak bu gibi durumlarda insan hemen sinirlense, o işe bir çözüm bulunamayabilir ve iş olumsuz bir şekilde sonuçlanır. Ama sinirlenmeyip işin hatalı tarafı araştırılsa sonuç daha iyi olacaktır.

5- Bazen de sinir, insanı ekonomik yönden olumsuz etkiler. İnsan sinirlendiği anda gözü bir şey görmez, aklını kullanamaz ve çevresine zarar vererek etrafındaki eşyaları kırıp döker veya sinirli halde verdiği kararla maddi zarar ve kayıplara uğrayabilir.

6- Sinir ağız bozukluğuna sebep olur. Sinirli insan devamlı olarak dili ile çevresindeki insanları rahatsız eder.

7- İnsan sinirlendiği zaman, sinirlendiği insanın ayıplarını ortaya çıkarır ve onu halkın nezdinde küçük düşürmek ister. Başkalarının ayıplarını ortaya çıkarmak da dinimizce haram edilmiştir.

8- Aşırı sinirlenmek, hayâ perdesinin ortadan kalkmasına sebep olur.

9- İnsan, belki de yıllar harcayarak bir dost elde edebilir. O dostu kaybetmek an meselesidir. İnsan konuştuğu yanış bir sözle veya yaptığı yanlış bir hareketle, yıllarca zahmet çekip kazandığı dostunu kaybedebilir. Sinirini kontrol altına alamayan biri, her an dostunun kalbini kırabilir. Siniri kontrol altına almamak, dost kaybettirir, düşman kazandırır.

Öfkenin İlacı:

Her hastalığın bir tedavisi vardır. Aşırı sinir bir ruh hastalığı olduğu için mukaddes İslam dini de aşırı sinire tedavi yolları sunmuştur. İnsanın sinirine hâkim olmayı öğrenmesi için iki yol önerilmiştir. Bunlardan biri teorik olarak, insanın bilmesi gereken bilgilerdir. Diğeri ise pratik olarak şahsın uygulaması gereken şeylerdir. Bunları sırayla şöyle sayabiliriz:

Bilinmesi Gerekenler (Teorik Tedavi):

1- Sinir’in insana vereceği zararları düşünmek. Yazımızın başında aşırı sinirin insanın sağlığına çok zarar verdiğini söylemiştik aynı zamanda insanın sosyal ve kişisel hayatını olumsuz yönde etkilediğini belirtmiştik. İnsanın, sinirine hâkim olmayı öğrenmesi için ilk önce sinirin insan üzerindeki zararlarını çok iyi bilmesi gerekir.

2- Bildiğimiz gibi insanın hareketlerini kontrol eden insan aklıdır. Akıl iyi çalışmadığı anda insan her an tehlikelere düşebilir. Sinirlenen bir insanın akıl mekanizması iyi çalışmadığından, insanı her an hataya düşürebilir. Sinirli yapıya sahip bir insan, sinirlendiği zaman devamlı hataya düşüp zarara uğradığını bilirse bu bilgi onun sinirine hâkim olmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.

3- Başka canlılar gibi insan da yaşamayı seven bir varlıktır. Hiçbir zaman ölmek istemez. Bundan dolayı da sağlıklı olmayı arzu eder. Sinirlenmek, başta kalp hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Sinirli yapıya sahip bir insan, aşırı sinirin bir gün onu yataklara düşüreceğini, hatta onu ölüme kadar götüreceğini bilirse, sinirlenmemek için elinden geleni yapacaktır.

4- İnsan sinirlenmeden önce niçin sinirleneceğini bilmelidir. Bazen insan hiç de değmeyecek şeylere sinirlenir ve siniri yatıştıktan sonra boşuna sinirlendiğini anlar. Bundan dolayı insan alışkanlık haline getirir de sinirlendiği anda, neden sinirlendiği hususunda düşünürse belki de değersiz şeylere sinirlendiğini anlayacaktır. Zaten bu düşünce sırasında zaman geçecek ve şahsın siniri yatışacaktır. Bunu da alışkanlık haline getirmek insanın sinirine hâkim olmasında insana yardımcı olacaktır.

5- Her insanın zaafları vardır ve her insan zaaflarını saklar. İnsan sinirlendiği zaman hâkimiyetini kaybeder ve tüm zaafları ortaya çıkar. Zaafları ortaya çıkan insan da halkın yanında küçük duruma düşer. Ayıplarının ortaya çıkmasını istemeyen biri zamanında sinirlerine hâkim olmayı öğrenmelidir.

6- İnsan sinirlendiği zaman hatalı davranışlarda bulunur. Bu hatalı davranışlar da genelde kalp kırmak veya maddi olarak başkalarına zarar vermekle sonuçlanır. Bunu unutmamak gerekir ki kalbi kırılan veya maddi zarara uğrayan şahıslar gün gelir de daha güçlü hale gelip intikam almak isterse o zaman insan zor duruma düşer. İnsanın bunu bilmesi, sinirine hâkim olmayı öğrenmesinde yardımcı olacaktır.

Uygulanması Gerekenler (Pratik Tedavi):

Siniri kontrol alına almada, bilinmesi gereken bilgilerin yanı sıra uygulanması gereken bazı uygulamalarda vardır. Bunlar sırasıyla şöyledir.

1- Sinirlenmeden önce şahsı sinirlendirecek etkenleri ortadan kaldırmak gerekir. Örneğin şahıs bir yere gittiğinde o yerde karşılaşacağı durumdan dolayı sinirleneceğini biliyorsa oraya gitmemelidir.

2- Sinirlenmenin kaynağı araştırıldığı zaman, sinire sebep olan etkenlerin başında bencillik, gurur, kibir, hile, gösteriş ve tamah olduğu görülür. Bunların her birini bu yazımızda incelemek konumuzun mecradan çıkmasına sebep olacağından, konuyu birkaç örnekle noktalayalım.

Kibir: Kibirli kişi herkesten saygı bekler, saygı gösterilmediğinde sinirlenir.

Bencillik: Bencil şahıs, her şeyi kendisi için ister. Bu da her zaman mümkün olmadığı için sinirlenmesi kaçınılmazdır.

3- İnsan, sinirleneceğini anladığı anda, konuyu başka yönlere çekip veya başka şeyler düşünerek sinirlenmeyi engelleyebilir. Çünkü insan sinirlendiği konuyu düşündükçe siniri iyice artar.

4- İnsan sinirleneceğini anladığı anda veya sinirlendikten sonra sinirinin çabuk yatışması için halini değiştirmelidir. Oturuyorsa ayağa kalkmalı, ayaktaysa oturmalı veya o ortamı terk etmelidir…

5- İnsan, bir konu hakkında birisiyle tartıştığında sinirlenirse, konuya devam etmemeli ve susmayı tercih etmelidir. Çünkü öfkeli halde tartışmak sağlıklı sonuçlar vermeyecektir. Susmak sinirin yatışmasında büyük bir etkendir. Burada tarihten bir örnek vermek yerinde olacaktır. Hz. Ali’nin (a.s) büyük komutanlarından Malik-i Eşter bir gün pazarda dolaşırken bir Yahudi yediği meyvenin kabuğunu onun üzerine atarak onunla dalga geçer. Malik dönüp Yahudi’ye bakar ama bir şey söylemeden yoluna devam eder. Çevreden bakanlar olayı şaşkınlıkla izler. Malik oradan ayrıldıktan sonra Malik’i tanıyan biri Yahudi’nin yanına gelerek “Sen ne yaptığının farkında mısın? Onun kim olduğunu biliyor musun? O Ali’nin büyük kumandanıdır. Çok şanslısın Malik’in mutlaka önemli bir işi vardı da sana bir şey demeden gitti yoksa seni buracıkta öldürürdü.” dedi. Yahudi yaptığı hatayı anlayınca özür dilemek için hemen Malik’in arkasından koştu. Onun mescide gittiğini öğrenen Yahudi hemen mescide doğru yöneldi. Mescide varınca onun naamz kıldığını gördü ve beklemeye başladı. Malik namazını bitirince dua etmeye başladı. Yahudi de onun duasını duyuyordu: “Allah’ım o Yahudi’yi hidayet eyle, doğruyu bulmasına yardımcı ol.” Yahudi gördüklerinin ve duyduklarının karşısında şaşırmıştı. Malik duasını bitirdikten sonra, Yahudi, Malik’in yanına gelerek “Ey Malik, senin yaptığın bu büyüklük karşısında ben bu dinin ne güzel bir din olduğunu anladım. Bana İslam’ı öğret, ben de Müslüman olayım.” dedi. Evet, Malik’in ona gücü yetmesine rağmen sinirine hâkim oldu. Hem kendisi kazandı hem de bir Yahudi’nin doğru yolu bulmasına vesile oldu.

6- Konunun uzmanları, sinir duygusunun aşırıya ulaşmasında çevrenin ve arkadaş ortamının büyük etkisi olduğu kanaatindedirler. İnsanın, sinirli kişilerle arkadaşlık yapması, onu da sinirli bir kişi haline getirecektir. Bundan dolayı insanın, sinirli arkadaşlardan uzak durmasını tavsiye etmişlerdir.

1 İslam Ansiklopedisi, c.13, s, 436.

2 Usul-u Kafi, c. 1, s. 303.

3 Biharu’l-Envar, c. 73, s. 266.

4 Sahih-i Buhari, c. 8, s. 34.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.