İnsanın yeryüzü macerasında muhabbetten başka bir arayışı olabilir mi bilmiyorum. Birbirlerini harbiden seven insanlar, Allah’ın arkadaş olmayı nasip ettiği insanlar yani, birbirleriyle sadece muhabbet ederler. Bana göre onlar, ideolojinin diliyle konuşmazlar, Yunus Emre’nin diliyle konuşurlar ve dua ederler sadece. Ve muhabbetin dibini bulurlar.
Ankara’da yaşayan muhabbet ehli bir adam var. Emin Acar. Ben de Emin Acar’ın muhabbetine dahil olabilmek için ziyaretine gittim bir arkadaşımla.
Sözü uzatmadan muhterem Emin Acar’a bırakıyorum:
“Ekmek mübarektir. Allah kimseyi ekmeksiz bırakmasın. İhtiyacı olan kardeşlerimiz gelip alıyorlar. Kapımız herkese açık. Buğday, insanı sakin kılar. Ekmek yiyen adam cinayet işlemez. Huzurlu olur. Biliyorsunuz, Somuncu Efendi de ekmek dağıtırdı. Bunu sürdürmekte fayda vardır. Medine’de süt ve hurma, Mekke’de zemzem ve ekmek makbuldür. Ekmek mübarektir, Hazret-i Adem’den bu yana… Ekmek yemeyen insanlar cani olur. Bakın bir kısım milletlere, yılan yiyorlar, yılan gibiler. Maymun beyni yiyorlar, Avrupalılar da ekmek yemiyor ve bol bol cinayet işliyorlar. Ekmek yemeyen insan gergin olur. Bakın biz Türklerde Allah’ın celâl değil, cemâl sıfatı görülür. Belki bunda ekmeğin bir hikmeti vardır. Ha, bir de üzüm çok önemlidir”
Üzüm deyince, söz üzüme gelince, ben dağılıyorum zaten.
“Hazret-i Peygamber her sabah üzüm yerdi. Kırk derde devadır. Üzüm zihni açar; sigara, alkol, uyuşturucu gibi alışkanlıklardan uzak tutar. Ancak üzümün yaş olanı evlâdır. Yaş olanı cumhuriyettir, yani ruhtur. Kurusu demokrasidir, cepte yenir, çocuklar içindir. Sirkesi milliyetçiliktir, serttir. Şarabı komünizmdir, yaklaşmayın. Bir de süt var tabii. Süt içmeye devam edin, Peygamberimiz vefatına kadar süt içmiştir. Bakın sütkardeşliği vardır ama yoğurt kardeşliği yoktur.”
Muhabbet doyumsuz…
“Okuma farzdır. Kur’an da ‘ikra’ hitabıyla başlar, bu millet tarihin her döneminde ‘ikra kapısı’nı açık tutmuştur. Selçuklu ve Osmanlı devletleri ‘ikra’yla kurulmuştur. Müslüman kardeşliği dediğimiz ahilik bu devletlerin harcı olmuştur.”
“İnsan hayatında dört ocak vardır”, diyor bir de. “Bunlara sahip çıkmak gerekir. Aile ocağı, din ocağı, vatan ocağı ve hac. Aile önemlidir, çünkü din orada öğrenilir. Anaya babaya saygı ve hürmette kusur etmemeliyiz. Eşimizle iyi geçinmeliyiz. Çocuklarımızı iyi yetiştirmeliyiz, çünkü onlar emanettir. Çocuklarınızı hayırlı evlatlar olarak yetiştirin ki amel defteriniz kapanmasın. Hac da aile ocağı gibidir. Peygamberin yaşadığı yerleri görmek, onu görmek gibidir.”
Muhabbetin sonunda garipler var: “En başta gariplerden kopmayacağız. Allah’ın ipine sarılacağız ki ruhumuzu koruyabilelim. İbadetlerimizi aksatmayacağız, Müslüman kardeşlerimizi ve tüm garipleri seveceğiz, kollayacağız. Bir birimize daha çok sarılacağız, daha çok seveceğiz. Şükür ve tebessümle geçecek ömrümüz inşallah.”
e,kurban