You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Forumcu
Firak
fromm’ göre sevme ihtiyacımızın arkasında firak(ayrılık) duygusu yatar. insan yalnız sevgi(iki ayrı varlıktaki birbirini çekme olayı) ile firaktan kurtulup vahdete(birliğe) varabilir. ilim, bilmek demekse bilmek fark etmekle, tefrik etmekle, birbirinden ayırmakla başlar. insan anne rahmine düştüğü andan doğduğu ana kadar hem bedenen hem de ruhen annesiyle bir vahdet halindedir. iki ayrı varlıktırlar ama aynı zamanda bir bütündürler. çünkü çocuk annesinden ayrı olduğunun bilincinde değildir. kendisini annesinden ayrı bir varlık olarak hissetmemiştir henüz. doğduğunda bedenen ayrılırlar iki ayrı varlık haline gelirler fakat hala birdirler çünkü çocuk annesinin memesi, sütü, ilgisi, sevgisi ve bakımı olmadan bir dakika bile hayatta kalamaz. kendi başına, bağımsız bir varlık haline gelmesi annesinden ayrıldığını hissetmesi ve bilmesi ‘ben idraki’ yla başlar. çocuk doğduktan bir süre sonra kendi dışındaki nesneleri fark etmeye, birbirinden ayırmaya başlar.

önce nesneleri birinden ayırır sonra kendisinin annesinden farklı bir canlı olduğunun farkına varır. işte bir kez ‘ben idrakı baş gösterdikten sonra vahdet/birlik bozulur ve bütün parçalanır. “ben” idrak edildikten sonra “sen” bir de “o” meydana gelir. “ben” olduğu müddetçe “sen” ve “o” vardır. şu halde firakın nedeni ‘ben’ idrakıdır. ben idrakı kişiyi vahdetten uzaklaştırıp kesrete(çokluğa) düşürür.

fromm’a göre insanın bütün huzursuzluklarının kaynağında işbu vahdetten uzaklaşma demek olan yalnız ve ayrı oluş yani “firak” vardır.

her insanın bu hazin kaderi aslında insanlık tarihinin de kaderidir. tıpkı çocuğun ana rahminde tabii yollardan beslenmesi gibi insanlık tarihinin ilk devirlerinde insanlık tabiat ile iç içe, uyum içinde bir hayat sürüyordu. sonra aklı ile bir kültür inşa ettikçe tabiatı terk etti. şu halde insan ferdi için ilk firak ‘anne rahminden kopuş’tur. "insanlık" içinse ilk firak tabiattan kopuştur. insan tabiattan koptukça kültürü inşa etmiştir. insan aklının ürünü olan kültür tabii değildir, sunidir.

insan diğer canlılara kıyasla ‘akıl ’ ile mükafatlandırılmıştır. o kendinin şuurundadır. kendisinin, diğer insanların, geçmişinin ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkındadır. kendi kendisinin ayrı bir varlık olarak bilincinde olması, ömür süresinin kısalığını, kendi kararıyla doğmayıp belki sevdiklerinden önce belki de onlardan sonra ama kendi istek ve iradesi dışında öleceğini bilmesi, yalnızlığının ve ayrı oluşunun farkında olup, doğal ve toplumsal güçler karşısında aciz kalışı insanın ayrı ve kopuk yaşantısını çekilmez bir hapishaneye çevirmektedir. şayet bu hapishaneden kurtulup dışarıya çıkamaz, kendini dış dünyayla, bir insanla ya da bir düşünceyle bütünleştiremezse çıldırır.

insan tarih boyunca “firak”ın çıldırtan hapisanesinden, karanlık ve dar dört duvarı arasından “vahdet”in aydınlık ve ferahına nasıl ulaşacağı sorunuyla yüzleşedurmuştur. firak sorununu kadim toplumlar toplu dini ayinler düzenleyerek vecd hali ile ‘kendilerinden geçerek’ çözmeye çalışmışlardır. “vecd ” kelimesinin karşılığı eski türkçe’de “esrime”, ingilizcede “ecstacy” tır.

firaktan vahdete varış şu halde vecd ile yani insanın “ben”inden geçmesi, yahut ona kendi benliğini unutturacak derecede yüksek, yüce bir aşk ve iştiyakın tazyikiyle mümkündür. vecd halinde, dış dünya ve ayrılık duygusu yiter, “firak” ın yerini “vahdet” alır. modern toplumlardaysa dini ayinlerin yerini alkol, uyuşturucu ve seks almıştır. fakat bu üç modern vasıtada da vecd, kısa süreli ve geçici bir çözümden ibarettir. insanın varoluşsal sorunu olan firak yarasına merhem olmaya muktedir değillerdir.

alkole, sekse ve uyuşturucu maddeye sığınarak firak duygusundan kaçmayı deneyenler ayıldıktan sonra daha büyük ve derin bir firak duygusuna kapılırlar. ve sonuçta aynı şeylere daha sık ve daha yoğun bir biçimde başvurmaya itilirler.(bağımlılık)

fromm’a göre insan ‘firak’ın zindanından ‘vahdet’ in ferah ve aydınlığına kavuşmak için alkol,uyuşturucu ve seks dışında başkaca yollar da dener. bu yolların başındaysa kalabalığa, topluma uyma gelmektedir. kişi bir ideolojiye, cemaate, derneğe, kuruma, topluluğa üye olur. tornadan çıkmış gibi bir ayniyete ulaşarak firaktan kurtulma çabası...

kur’anda allah’ın huzurunda ilk defa bilinçlice ‘ben’ diyen ‘şeytan’dır. allah’ın huzurunda hz. âdem’e secde etmeyerek kibri yüzünden cennetten yani vahdetten kovulmuştur. şu halde benim burada ‘ben demek’ten kastım, kendinde külli iradeden ayrı ve bağımsız bir kudret vehmetmek cehaletidir. şeytan, allah’ın huzurunda haddini bilmeyerek ‘o’nun emrine karşı gelmek günahını işlemiş ve huzurundan kovulmuştur. şu halde kim kendinde allah’tan ayrı ve bağımsız bir kudret görüp "ben" diyorsa o şeytana yaklaşmış, allah’tan uzaklaşmıştır. benlik, bencillik,kibir hep şeytana atfedilen günahlardandır. kur’anda yerilen ve kötülenen şahıslardan firavun kibrin ; zenginliğiyle meşhur karun bencilliğin sembolüdür. kur’anda bu semboller üzerinden benlik, bencillik ve kibir yerilir.

islam düşünce geleneğinde şeytan şöyle tarif edilir : ‘şeytan denilen iş bu kuvve-i vahimedir.’ vahime, vehim kökünden gelir. vehim, olmayan bir şeyi var kabul etmektir.şeytan, allah’ın huzurunda bir vehimden ibarettir. şu halde ‘ben’ de aslında esasında bir vehimdir.

modern insan dehşet bir azabın pençesinde benine, bencilliğine, kibrine yatırım yapmaya onu beslemeye devam ettikçe ne alkol ne uyuşturucu ne sex ne ideoloji ne biriktirdiği mal ne sahip olduğunu sandığı mülk ne de güvendiği çek defteri onu firak’ın ıstırabından kurtarmaya yetmeyecektir. aksine benlik, bencillik, açgözlülük, kibir ile sıfatlandıkça vahdetten uzaklaşacak ve firak’ının azabını arttıracaktır. dünya ahiretin tarlasıysa ve bu dünyadaki ömrümüzde ne yaptıysak ahirette onun karşılığını bulacaksak, bu dünyada benine yatırım yapıp, bencilliğini şişirenler hem bu dünyada büyük bir ıstırab ile boğuşacak hem de ötesinde derin bir azaba düçar olacaklardır.

(iktibas- ferdi ertekin)
Deliye her gün  bayram...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.