Sonra Resulullaha doğru, yürümeye başladı. Bunun üzerine Hazreti Peygamber kendisine şöyle dedi:
-Ey Eşec! Muhakkak sende iki ahlâk vardır. Allah da, Peygamber de onları sever!
-Annem ve babam sana feda olsun! Onlar nelerdir?
-Onlar hilm ile sabırdır!
-Acaba bu iki ahlâkı ben çalışarak mı elde ettim, yoksa tabiî olarak mı bende vardı?
-Hayır! Allah seni o ahlâklar ile beraber yaratmıştır.
-Hamd o Allah’a mahsustur ki beni Allah ve Resûlü tarafından sevilen iki ahlâk ile yaratmıştır!
- Allah, hâlim olan, Allah’tan utanan, zengin, namuslu, çoluk çocuk babası ve muttaki bir kimseyi sever ve muhakkak ki fâhiş, kötü konuşan, çenesi düşük olan, dilencilik yapan, ısrarcı olan bir ahmaktan da nefret eder.
Allahü teâlâ kıyamet gününde mahlukları bir araya getirdiği zaman bir dellâl şöyle çağırır: “Fazilet ehli nerede?” Bu çağrı üzerine, az oldukları halde, bir kısım insanlar kalkıp süratle cennete doğru yürürler. Melekler bunları karşılar ve kendilerine şöyle derler:
-Biz sizin süratle cennete doğru gittiğinizi görüyoruz, ameliniz neydi?
-Biz fazilet ehliyiz!
-Sizin faziletiniz neydi?
-Biz zulme uğradığımız zaman sabrederdik. Bize kötülük yapıldığı zaman affederdik. Bize karşı cehaletle muamele edildiği zaman hilm, yumuşaklık gösterirdik.
Bunlara denir ki: “Cennete giriniz! Çalışanların ecri olmak bakımından cennet ne güzel evdir!”