Kimilerine göre “imparatorluk” vardır ucunda... Kimilerine göre, “Aman canım, çevreyolunda gitmek sultanlıktır, sapağa girmeye ne gerek var”dır.
Bence, “Evlilik sapağına girmek değil, o sapakta kalmak mühimdir.”
“Ben” iddiasının bitmesi, “biz” sadâsının duyulmaya başlaması gereken yerdir orası. “Tek başına” olmaktan kurtulup, “can yoldaşına” kavuşma yeridir.
“-Evlenen bir insan, önce “ben” demeyi bırakacak, “biz” demeye dilini alıştıracak. Madem ki hayatını bir başka insanla birleştirmeye karar vermiştir, o hâlde bunun getireceği her türlü yükü ve sorumluluğu, sızlanarak değil, seve seve omuzlarına alacak.
Allah aşkına analar! Alışveriş yaptığınız zamanlarda, oğullarınıza poşet taşıtın. Onlara her şeyi hazır vermeyin. Onları, bir kadının ve birkaç çocuğun sorumluluğuna hazırlamak adına, biraz eğitin. Yarın gelinlerinizin “âh” etmesini istemiyorsanız, lütfen, “erkek” gibi oğul yetiştirin. “Nane molla”, “çıt kırıldım” tiplerden, adam olmaz ki “koca” olsun!
Ayrıca analar, lütfen kızlarınızı da, “Oku, mesleğini eline al da, elin oğluna bakma kızım!..” mantığıyla büyütmeyin. Kızlarınızı, “Dilediğin zaman gel yavrum, âilen arkanda!..” sözleriyle, ayrılığa alıştırmayın. Söküğünü dikmekten, çorbasını pişirmekten âciz kızlar yetiştirmeyin. Gerçi, nerede beceriksiz, çorbasını ağzına götürmekten âciz kız var, onlar daha kıymetli olur ya, o da işin ayrı bir sırrı… Siz o tarafa takılmayın.
Geçenlerde bir dergide rastladım. Dul ya da bekâr hanımlar:
“-Çalışmazsak geçimimizi sağlayamıyor, ayakta duramıyoruz!” diyorlarmış.
Evli hanımlar ise:
“-Biz de sâkinleştirici almazsak ayakta duramıyoruz.” diye yakınıyorlarmış.
Ne yazık!.. Hâlbuki evlilik, yükün artması değil, ikiye bölünüp hafiflemesi demek olmalı. Maddî-mânevî güç birleşmesi olmalı. Ne oldu ki bu gençler şimdi, sâkinleştirici ilaç almadan, ayakta duramayacak kadar hâlsiz düşüyorlar?
Allah Teâlâ, “İyileri iyilerle, kötüleri kötülerle karşılaştırırız.” buyuruyor. Lâkin imtihan dünyası olması hasebiyle, işte, iyileri kötülere, kötüleri iyilere yazdığı da vâki... Belki de en güzeli, “kötü” kelimesini lügatimizden çıkarıp, “imtihan” kelimesiyle değiştirmek olacaktır. Zira evlilik, en zorlu bir “nefs tezkiyesi dersi”dir.”
“Yuvayı dişi kuş yapar.” derler ya, onun da gücünün, sabrının bittiği nokta olur. Demek ki, “erkek kuş”un, “dişi kuş”a her şekilde destek, yardımcı ve arkadaş olabilmesi gerekir. “Evin direği erkektir.” derler bir de… Ama erkeğin de, betonu var, ahşabı var, çeliği var. Durduğu yerde sallanan direkten, eve ne fayda Allah aşkına… Evlilik, çocuk oyuncağı değildir. Pek mukaddes bir birlikteliktir ve ölene dek devam etmesi dilenir. O hâlde, her iki tarafın da bu şuurla başlaması, şeytanın fısıltılarına kanmadan, sabırla, güzel muâmeleyle, mezara kadar beraber gitmeye azmetmesi gerekir.
Yarı yolda bırakanlar için, söze bile hâcet yok
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)