- Hocam, dedi, ben 50 küsur yaşlarında bir insanım. Bu sabahki konuşmanız, benim yarım asırlık düşüncemi yıktı, dünyamı alt-üst etti.
- Nasıl? dedim. Anlatmaya başladı:
-Şimdiye kadar ben zannediyordum ki ahiret-mahiret, cennet-cehennem diye bir şey yok. Hocalar, cennetle müjdeleyip cehennemle korkutmakla dünya nizamını korumaya, insanların huzurunu sağlamaya çalışıyorlar. Hep böyle düşünürdüm. Fakat sizin bu sabah ahiret hakkındaki akılları teslim alan izahınızı dinledikten sonra, gerçekten ahiretin var olduğuna inandım!"
İşin ilginç yanı da, bu sözü söyleyen zatın, elli küsur yaşlarında, çok kere camide, namazda gördüğüm biri olması!
Ahirete imanı böyle olan bir insanın, diğer iman esaslarına imanı nasıl olur, namazı nasıl olur, sosyal hayatı nasıl olur, bir düşünün. Saf zihinler bulanmasın diye bu “nasıl olur”ları daha fazla açmıyorum.
Onun için Allah müminlere seslenerek:
-"Ey iman edenler! İman edin" buyuruyor. İman etmiş insanlardan yeniden iman istiyor.
Neydi acaba o Allah’ın yeniden istediği iman?
Allah’ın istediği iman, tahkiki imandı. Ahireti dünyadan daha parlak gören ve gösteren imandı. Her varlıkta Allah’ın imzasını gören, gösteren imandı...
Dr. Vehbi Karakaş