![[Resim: 6850612665_a0070824f1.jpg]](http://www.tesettur.gen.tr/upload/resimler/haber/6850612665_a0070824f1.jpg)
Peygamberimizin Hz. Hatice’yi Hira dağında mum ışığında yemeğe davet ettiğini duyan var mı? Ya eşiyle el ele tutuşup, Mekke sokaklarında yürüyüş yaptıklarını?..
Psikolojik/terapötik açıdan romantizm; kişinin kendi hayallerine, dış dünyadan karşılık bulma çabası şeklinde tanımlanabilir.
İnsanlar içsel/manevi değerlerini yitirdiklerinde, dışarıdan nesnel takviye yapmak zorunda hissederler kendilerini. Geçmişte “bir lokma bir hırka” diyen Müslümanlar ne oldu da AVM/Lüks tutkunu olup çıktılar dersiniz? İnsanı insan yapan değerler alaşağı edilirse, kişiyi kıymetli hale getiren prensipler yok sayılırsa olacağı bu tabii ki.
Anne/babalarımızın yaptığı evlilik pratikleri günümüzde yok denecek kadar az maalesef. Onlar evlenirken iyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta birbirine dayanak olacak bir evlilik yapıyorlardı. Son zamanlarda ailelerin çoğu, eşin maddi zorlukları nedeniyle bitiyor örneğin. Hani kötü gündü?
Ve psikolojik tanım didiklemesine geldi sıra: Kişinin hayallerine, dışarıdan karşılık bulma çabası. Bu tanım aslına bakarsanız çok tatlı ve masum bir süreç. Her insanın bir hayali vardır. Hayaller insanları diri tutar. Hayallerin en tatlı tarafı, günün birinde gerçekleşme ihtimalinin olmasıdır. Umut aşılamasıdır.
İyi de evliliklerle ilgili sorun nerede?
İnsanların evlilikle ilgili hayalleri işgal altında! İşte sorun burada! Ülkenin en doğusundan en batısına kadar evlerde oturan kadınların tamamının hayali aynı olmaya başlamışsa…? Kadınların tamamı akşam kocasından çiçek beklemeye başlamışsa…? Kadınlar eşlerini cam silerken, halı süpürürken görmek isteyip duruyorsa…? Adamlar, eşlerinin hayatlarını sürekli canlı/hareketli tutmasını söyleyip duruyorsa…? Herkes birbirine şiir okuyup, birlikte mum ışığında yemek yeyip, dans etmek istiyorsa…?...vs…vs…vs. HAYAL BUNUN NERESİNDE…?
Alıntı
