![[Resim: Islamic-Wedding.jpg]](http://muhammedzahid.com/wp-content/uploads/2015/05/Islamic-Wedding.jpg)
Müslüman, zamanımızda çeşitli sebeplerle yuva kuramayan binlerce insanın göz önüne alarak, ‘Ey iman edenler! Allah’a ve Rasul’e itaat edin, amellerinizi iptal etmeyin.’ (Muhammed, 33) ilahi ikazına kulak vermeli ve eşler en büyük salih amellerden biri olan aile müessesesini dağıtmama noktasında hassas olmalıdır. Boşanmak için bahane üreten ya da habbeyi kubbe yapan bunun üzerinden eşini tahkir eden Müslüman, en hafif ifadesiyle nikah ibadetinin irfani derinliğini anlamayan bir nasipsizdir. Müslüman kendisine sükunet bulanacağı, helalinden ihtiyaçlarını karşılayacağı bir eş nasip ettiğinden dolayı Allah Azze ve Celle’ye şükreder, bu şükrün gereği olarak bir gözünü, bir kulağını kapatır, her hatayı görmez ve duymaz. Her insan kendi başına ayrı bir âlem olduğu hakikati ortadayken dünyada sorunsuz bir evlilik hayatı tahayyül etmek muhaldir. Filhakika iki farklı insan her konuda aynı şeyi düşünemeyeceğine göre ihtilafların zuhuru kaçınılmazdır. Binaenaleyh sükut-u hayale uğramamak için eşler evlilikten beklentilerini birbirlerini dikkate alarak realize etmelidir. ‘Şer’ gibi görünen bir mizaçta aile adına ‘hayr’ olabilir. Allah Azze ve Celle’nin rızası üzere tesis edilen bir yuvada farklılıktan istifade yoluna gitmek bilmediğimiz nice hayırların keşfine imkan sağlar. Nitekim Allah bu hususa dikkat çekerek, ‘Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur.’ (Nisa, 19) buyurmaktadır. Bu noktada kula düşen meseleyi sadece zahiri planda değerlendirmeyip Allah Teala’nın mukadderatına teslim olup takdir edilen hayırları ummaktır. Yüksek bir ahlakla tezyin edilerek üsve-i hasene olarak gönderilmiş olan Allah Rasulü’nden bile eşlerinin birer insan olarak zaman zaman alındıkları olurdu. Ancak onlar hiçbir zaman kırgınlıklarını kalplerinin derinliklerine gömerek kalıcı hâle gelmesine müsaade etmedikleri gibi bu hallerin davranışlarına yansımasına da fırsat vermediler. Fakat engin feraset sahibi Allah Rasulü (sas) onların halet-i ruhiyelerine bir ruh doktorunun nazarıyla bakar, çözüm ve çare sunardı. (…) Ezcümle, gayr-i İslâmî bir çalışma ortamından veya yoğun iş temposundan mütevellit stresle, zaman zaman eşler birbirlerinin kalbini kıracak söz ve davranış içerisinde olabilir. Bütün bunlar yemeklerdeki tuz ve baharat mesabesinde kabul edilmeli hatta birbirinin kıymetini daha iyi takdir edebilmek için bir fırsata dönüştürülmelidir. Bu kırgınlıkların kalpte yer etmesine ise asla müsaade edilmemelidir. Kalpten kalbe yol olduğuna göre kalbe yerleşen kırgınlıklar bu yolu kapatarak sevgi akışına mani olacak, belki de bir süre sonra ailenin dağılmasına sebep olacaktır. Akşam kapı açıldığında ‘selam’la başlayan ev sohbetleri yürek yollarındaki tıkanıkları açan tecdid ameliyesidir. Sohbet, ailenin muhabbet iksiridir. Kaybettiğimiz aile içi huzur, sohbet meclisleriyle avdet edecektir.
Selim Seyhan, Hüküm Dergisi, Nisan 2015