1- Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek,
2- Kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek,
3- Kâfirleri [kendisini sevseler de onları] sevmemektir.”
“En faziletli amel, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.”
“İbadetlerin en kıymetlisi, hubb-i fillah, buğd-i fillahtır.”
“Cebrail aleyhisselam gibi ibadet etseniz, Müslümanları Allah için sevmedikçe ve kâfirleri Allah için kötü bilmedikçe, hiç bir ibadetiniz, hayrat ve hasenatınız kabul olmaz!”
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: Sevginin şartı olan hubb-i fillah, buğd-i fillah, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şerifte bildiriliyor. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Teberri etmedikçe, tevelli olmaz. Yani düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz. Bu imanın esasıdır.
İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Cenab-ı Hak, Hz. İsa’ya da vahyetti ki: “Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlukların ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.”
Kâfirleri, yani müslüman olmayanları sevmeyi Kur’an-ı kerim açıkça yasaklamaktadır:
“Allah’a ve kıyamet gününe iman edenler; babaları, kardeşleri ve akrabası olsa da, Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmez.” (Mücadele 22)
“Kâfirleri dost edinen, Allah’ın dostluğunu bırakmış olur.” (Âl-i İmran 28)
“Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.“ (Maide 51)
Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramı, “Kâfirlere gadab ederler, birbirlerine merhametlidirler” diye övmektedir. (Feth 29)
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)