. Bu gösterilince de yeni bir sorunla (P2) karşılaşılır; ancak bu kez bilgiler artmıştır. Popper bu metodu P1� TT �EE � P2 şemasıyla ifade eder. Popper'a göre bu şema tüm bilimsel disiplinlere, yöntem kurallarına, felsefeye ve politikaya uygulanabilir ve uygulanmalıdır. Bu şema, kişinin her zaman yanılabileceği görüşüne dayanır. Bu görüşe, başkalarının da doğru olabileceği görüşünü eklersek, şema Popper'in “eleştirel akılcılıkı” adını verdiği tutumu temsil eder. “Bu tutum, tartışma ve deneye verdiği önemden dolayı, `Ben yanılıyor olabilirim, sen de haklı olabilirsin; birlikte çalışarak doğruya yaklaşabiliriz' Şeklindeki yaklaşımıyla, daha önce de değindiğimiz gibi, bilimsel tutumla çok yakından ilişkilidir. Bu tutum, herkesin hata yapabileceği; bu hatanın kendisi, başkaları veya başkalarının yardımıyla kendisi tarafından keşfedilebileceği görüşüne bağlıdır. Kimsenin kendi kendinin yargıcı olamayacağı fikrini ve tarafsızlık fikrini içerir [...] Bu tutumun akla olan inancı, yalnızca kişinin kendi aklına değil, -belki daha da çok- başkalarının aklına olan inançtır. ”Eleştirel akılcılık”ın bu belirlenişi, pozitivistlerin (bilimle ****fiziği ayıran) ayrım-ölçütü' ne 'tekabül eder. Popper'a göre, (özneler-arası) eleştirilebilir ve eleştirilemez önermeler; daha doğrusu, önermeleri , özneler-arası olarak eleştirilebilir sayan ve saymayan iki ayrı tutum vardır. Popper, ****fizik saydığı önermelerin çoğunu eleştirilebilir bulur. Örneğin, determinizm ve idealizm başlıkları altına giren felsefi görüşler yanlıştır ve eleştirilebilir, ancak bunları yanlışlamak olanaksızdır. Pozitivistlerin bilim - ****fizik ayrımının Popper'daki karşılığının akılcılık - akıldışıcılık (irrationalism) ayrımı olduğu, Popper'ın akıldışılığa ilişkin olarak söylediklerinden anlaşılmaktadır. Bu sözler, pozitivistlerin ****fizik hakkındaki sözlerini anımsatır. Kısa bir örnek verelim: «Marx bir akılcıydı. Sokrates ve Kant gibi o da, insanlığın birliğinin temeli olarak insan aklına, inanıyordu. Ancak, fikirlerin sınıf çıkarları tarafından belirlendiği şeklindeki öğretisi, insan aklına inancın çöküşünü hızlandırdı. Hegel'in, fikirlerin ulusal çıkarlar ve gelenekler tarafından belirlendiği şeklindeki öğretisi gibi, Marx'ın bu öğretisi de akla olan akılcı inancı sarsıcı bir eğilim taşıyordu. Hem sağdan hem de soldan tehdit edilen tutum, yani toplumsal ve ekonomik sorunlara değgin akılcı tutum, tarihsici (historicist) kehanet ve kehanetçi akıldışıcılığın cepheden saldırısına uğradığında kendini savunamadı. Akılcılık ile akıldışıcılık arasındaki çatışmanın, çağımızın en önemli düşünsel ve belki de ahlaksal sorunu oluşunun nedeni budur. Popper'a göre akılcı tutumun kendisi akılsal savlara dayandırılamaz. İnsanlığın ortak bir akılsallığı olduğuna inanmak gerekir. Buna inanarak ancak Popper'ın bu terime verdiği anlamda akılcı olunur
ELEŞTİREL AKILCILIK VE İNSAN BİLİMLERİ
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Popper'ın felsefe konusundaki görüşü şudur: Felsefe kuramlarının çoğu, her ne kadar yanlışlanamaz nitelikte ise de, akılsal olarak tartışılabilir. Felsefe ne edebiyattır, ne de, pozitivistlerin iddia ettikleri gibi, sözcüklerle oynanan bir oyun. Felsefenin konusu, ger- çek sorunlardır. İnsan bilimleri de P1 � TT � EE � P2= şemasını izlemelidir. Popper'ın 'bu konuda en çok vurguladığı şudur: Yapılması gereken şey, önce sorun durumunu (P1) iyi anlamak, sonra da yazarın ya da sanatçının yapıtını bu sorunun çözümü için az ya da çok başarılı bir deneme olarak değerlendirmektir. Popper'a göre, sorun durumları, tıpkı matematik sorunları (problemleri) gibi, nesnel olarak vardır. Matematikçinin deneyleri değil, önerdiği çözümün söz konusu sorunu çözüp çözmediği tartışılır. Sanat, edebiyat ve düşünce tarihçileri, sorun durumlarını yeniden- kurmaya çalışıp, söz konusu olan yapıtın sorunu ne ölçüde çözdüğü konusunda bir yargıya varmalıdırlar. Örneğin Popper'a göre, Batı sanatının bir bölümü, gerçekliğin imgesinin, görüntüsünün (örneğin perspektiften yararlanılarak) nasıl yaratılabileceği problemini çözmekle; diğer bir bölümü de, seyircinin eyleme geçirilip, kendi başına yorum yapmasının nasıl sağlanabileceği sorununu çözmekle uğraşmıştır denilebilir.
ELEŞTİREL AKILCILIK VE POLİTİKA
Popper, bilimsel akılcılığın, yalnızca özel bir durumunu oluşturduğu temel bir akılsallığı belirlemeye çalışmıştır. Bu .akılsallığın politikaya da uygulanması gerekeceği açıktır. Toplumsal normlar, tıpkı bilimsel normlar (yöntem kuralları) gibi tartışılabilmelidir. Birincisinde; insanlığın çektiği acıların azaltılması: ikincisinde, insanlığın bilgi dağarcığının genişletilmesi amacı söz konusudur. Popper şöyle der: “Politikada bilimsel yönteme benzer bir yöntem uygulamanın tek yolu, belirli olumsuz . yanları, bazı istenmeyen sonuçları olmayan hiçbir politik davranışın bulunmadığı varsayımından hareket etmektir. Hataları aramak, bulmak ve gün ışığına çıkarmak, çözümlemek ve bunlardan ders çıkarmak, bilimsel bir politikacının ve politikacı bir bilim adamının yapması gereken şeydir. Bilimsel yöntemi politikaya uygulamak, hiç hata yapmadığımıza kendimizi inandırmak, hatalarımızı görmezden gelmek, gizlemek ve başkalarına yüklemek sanatının yerine daha üstün bir sanatı. yaptığımız hataların sorumluluğunu yüklenmek, bunlardan ders almak ve derslerden ileride aynı hataları yinelememek için yararlanmak sanatını koymak demektir.” Eleştirel akılcılığa göre, hataların ortaya çıkarılabilmesi için özgür tartışmaya gerek vardır. Özgür tartışma ise, buna olanak tanıyan kurumların ve geleneklerin varlığını gerektirir. Bu hem “bilim adamları toplumu» hem de tüm toplumlar için geçerlidir. Denebilir ki, Popper önce bilim dünyasının nasıl örgütlenmesi gerektiğine ilişkin bir fikir geliştirmiş, sonra bunu bütün topluma, uygulamıştır. Varılan sonuç, Popper'ın “açık toplu” dediği ultra-liberal toplumdur. Popper'a göre toplumu değiştirirken de P1 � TT � EE �P2 şeması uygulanmalıdır. Burada TT toplumsal bir kurumun değiştirilme denemesini, EE alınan sonuçların özgürce tartışılmasını temsil eder. Popper, toplumda devrimci değişiklikler yapılırsa, hangi sonucun hangi nedene dayandığını görebilmenin olanaksızlaşacağı görüşündedir. Bu ise, P1� TT � EE � P2= şemasını uygulanamaz hale getirir. Bu ve başka nedenlerle Popper toplumu değiştirmede devrimci yöntemler yerine “adım adım toplumsal düzeltm” ( “piecemeal social engineering” ) yönteminin uygulanmasını savunur. Her adımda, fazla kapsamlı olma- yan, tek bir düzeltme (reform) yapılmalıdır.