El alem: Ne zamandan beri gözlük kullanıyorsunuz?
Feride: Ve bindiği bütün gemilerdeki zürafalar şeytanın işlettiği günah boyuna erişememiştir.
El alem: Sizi gözlüklü görmeye alışmıştık.
Feride: Şeytanın yaptığı en akıllıca iş insana savaşmayı öğretmesidir.
El alem: Ellerinizi konuşurken abartılı kullanıyorsunuz.
Feride: Ve iblis o ufalayıcı kesici günahını kese kağıdına dönüştürdüğü insan aklının içine gram gram akıttı. Ebuzer şeytan kalabalığından kaçmak için yalnızlığın kalabalığına sığındı böylece.
El alem: Hadi kızım git evine hava kararıyor.
Feride: Ebuzer yalnızdı. Balık yedikten sonra sofrada kılçık bırakmayan aciz insanlara diyeceği şu ki: "kınından sıyrılmış kılıcıyla başkaldırmayan adama şaşarım".
El alem: Bu saatte dışarıda olmanın edebiyatı mı bu?
Feride: İstavrit edebiyatının yağlı tarafıyla baktığınız seküler faniliğin içinde sadece cenaze arabaları vardı bize ölümün hızını hatırlatan.
El alem: Ne zaman biteceksiniz?
Feride: Ebuzer istiklal caddesinde.
El alem: Bakın gözlükleriniz yine burnunuzun direğini kapatıyor çekin şunu geri.
Feride: Vay o insanın haline diye başlayan ayetlerin ritmindeyiz hepimiz.
Vay halimize. Bize vay de Ebuzer.
El alem: Bir yerden soğuk geliyor hangi cam açık?
Feride: Ve alnı günahla yaralanmamış Peygamber dedi ki:
"Ebuzer'in utanması azameti iyiliği Meryem'in oğlu İsa gibidir.
El alem: Kalkalım birazdan ötekine gidelim.
Feride: Kalbi günahın kentine bağlanmamış bir semt pazarı Ebuzer.
El alem: (gitmiş)
Ofisin ışıklarını söndürdü Feride. Şapkasını takıp başını gizledi. Gizlediği yeri izledi Feride.
Bir şarkı söyler feride:
"Ebuzer yalnızdı baylar.
Bilin ki Balıklarınız ölmüş.
Nuhun gemisi vursun kıyılarımıza."
El alem sussun..
Nakaratım Ebuzer..
-Esra Elönü-
