You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ehli Sünnet İtikadı

Ehli Sünnet İtikadı

Ehli Sünnet İtikadı
Baglı oldugumuz ehlis sunnet itikadını tam manası ile bilip tasdik etmek gerekir. Bu yazılanlardan birinde en ufak bir şüphemiz varsa, itikadımızın yanlıslıklarını düzeltmek zorundayız.Aksi takdirde ehli sunnet itkadından uzaklasmıs oluruz ki bu da bizi cehennem ehlinden yapar. Allah korusun. Teker teker okuyup tasdiklemek üzere bilgilerinize sunuyorum.

Ehl-i sünnet itikâdı nedir?

Hadis-i şerifte, ümmetin 73 fırkaya ayrılacağı, birisi hariç diğerlerinin Cehenneme gideceği,.Cennete gidecek tek fırkanın Peygamber aleyhisselâmın ve Eshâb-ı kirâmın yolundan giden fırka olduğu bildirilmiştir.

İtikatda ayrılık olmaz. İslâm âlimleri, Hadis-i şerifler ve icma ile hâsıl olan hükümleri sistemleştirmişlerdir. Bu sisteme Ehl-i sünnet vel cemaat dendiği bütün mu’teber kitaplarda yazılıdır. Sonradan çıkmış değildir. Tek doğru olan islâm itikadının adıdır.

Allah 'ın ezeldeki sıfatları mahluk ve sonradan olma değildir. Allah 'ın sıfatlarının yaratılmış ve sonradan olduğunu söyleyen, yahut tereddüt eden veya şüphe eden kimse Yüce Allah 'ı inkar etmiş olur.

Kur'an-ı Kerim, Allah kelamı olup, mushaflarda yazılı, kalplerde mahfuz,dil ile okunur ve Hz.Peygamber'e indirilmiştir. Bizim Kur'an-ı Kerim'i teleffuzumuz, yazmamız ve okumamız mahluktur fakat Kur'an mahluk değildir. Allah 'ın Kur'an'da belirttiği Musa ve diğer Peygamberlerden, firavun ve İblis'ten naklen verdiği haberlerin hepsi Allah kelamıdır, onlardan haber vermektedir. Kur'an ise Allah 'ın kelamı olup, kadim ve ezelidir.

Allah bir şey'dir, fakat diğer şeyler gibi değildir. O'nun varlığı cisim, cevher, araz, had, zıd, eş ve ortaktan uzaktır.

Allah , eşyayı bir şeyden yaratmadı. Allah , eşyayı oluşundan Önce, ezelde biliyordu. O, eşyayı takdir eden ve oluşturandır.

Allah 'ın dilemesi, ilmi, kazası,takdiri ve Levh-i Mahfuz'daki yazısı olmadan, dünya ve ahirette hiçbir şey vaki olmaz. Ancak onun Levh-i Mahfuz'daki yazısı , hüküm olarak değil, vasıf olarak yazılıdır. Kaza, kader ve dilemek, O'nun nasıl olduğu bilinmeyen sıfatlarındandır.

Allah , yok olanı yokluğu halinde yok olarak bilir, onun yarattığı zaman nasıl olacağını bilir,Var olanı,varlığı halinde var olarak bilir, onun yokluğunun nasıl olacağını bilir. Allah ayakta duranın ayakta duruş halini, oturduğu zaman da oturuş halini bilir. Bütün bu durumlarda Allah 'ın ilminde ne bir değişme, ne de sonradan olma bir şey hasıl olmaz.Değişme ve ihtilaf, yaratılanlardan olur.

Allah 'ın 'Allah Musa'ya hitap etti.' 130 ayetinde belirttiği gibi, Musa Allah 'ın kelamını işitti. Şüphesiz ki , Allah Musa ile konuşmasından önce de, kelam sıfatı ile muttasıfı. Yüce Allah yaratmadan da ezelde yaratıcı idi. Allah , Musa'ya hitap ettiğinde, ezelde sıfatı olan kelamı ile konuştu. O'nun sıfatlarının hepsi, mahlukların sıfatlarından başkadır. O bilir, fakat bizim işittiğimiz gibi değil. O kadirdir, fakat bizim gücümüzün yettiği gibi değil. Biz uzuvlar ve harflerle konuşuruz. Oysaki Allah , uzuvsuz ve harfsiz konuşur. Harfler mahluktur, fakat Allah 'ın kelamı mahluk değildir.

Allah insanları küfür ve imandan hali olarak yaratmış, sonra Onlara hitap ederek emretmiş ve nehyetmiştir. Kafir olan; Kendi fiili, hakkı inkar ve reddetmesi ve Allah 'ın yardımını kesmesiyle küfre sapmıştır. İman eden de kendi fiili, ikrarı, tasdiki ve Allah 'ın muvaffakiyet ve yardımını ile iman etmiştir.

Allah Ademin neslini, sulbünden insan şeklinde çıkarmış,Onlara akıl vermiş, hitap etmiş, imanı enredip, küfrü yasaklamıştır. Onlar da onun Rabb olduğunu ikrar etmişlerdir. Bu , onların imanıdır. İşte onlar bu fıtrat üzerine doğarlar. Bundan sonra küfre sapan bu fıtratı değiştirip bozmuş olur.

İman ve tasdik eden de fıtratında sebat ve devam göstermiş olur. Allah , kullarının hiç birini iman veya küfre zorlamamış. Onları mü'min veya kafir olarak yaratmamıştır. Fakat onları şahıslar olarak yaratmıştır. İman ve küfür kulların fiilleridir. Allah , küfre sapanı, küfrü esnasında kafir olarak bilir.O kimse daha sonra iman ederse, imanı halinde mü'min olarak bilir, ilmi ve sıfatı değişmeksizin onu sever.

Kulların hareket ve sükün gibi bütün fiilleri hakikatten kendi Kesbleri (kazançları)'dir.Onların yaratıcısı ise Yüce Allah'tır.Onların hepsi Allah 'ın dilemesi, ilmi,hükmü ve kaderi ile olur. Taatların hepsi, Allah 'ın emri, muhabbetti, rızası, ilmi,dilemesi, kazası ve takdiri ile vacip kılınmıştır. Masiyetlerin hepsi de Allah 'ın ilmi, kazası , takdiri ve dilemesi ile olmakla beraber, rızası ve emri değildir.

Peygamberlerin hepsi de (salat ve selam olsun) küçük, büyük günah,küfür ve çirkin hallerden münezzehtir. Fakat onların sürçme ve zelleleri vaki olmuştur. Hz.Muhammed(s.a.v) ,Allah 'ın sevgili kulu, resülü, nebisi, seçilmiş tertemiz kuludur. O hiçbir zaman puta tapmamış , göz açıp kapayacak bir an bile Allah 'a ortak koşmamaktır. O, küçük büyük hiçbir günah işlememiştir.

Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi, Ebu Bekr es-Sıddık, sonra Ömer el-Faruk, sonra Osman b. Affan Zu'n-Nureyn, daha sonra Aliyyu'l-Murtaza'dır. Allah hepsinden razı olsun. Onlar doğruluk üzere , doğruluktan ayrılmayan, ibadet eden kimselerdir. Hepsine sevgi ve saygı duyarız. Hz.Peygamber'in ashabının hepsini Sadece hayırla anarız.

Bir müslümanı , helal saymaması şartıyla, büyük günahlardan birini işlemesi ile kafir sayamayız. Bu durumdaki bir kimseden iman ismini kaldıramayız, ona gerçek amlamda mü'min deriz. Bir Mü'minin kafir olamamakla beraber günahkar olması caizdir. Günahlar, mü'mine zarar vermez demeyiz. Keza günah işleyen Kimse Cehennem'e girmez de demeyiz. Dünyadan mü'min olarak ayrılan kimse,fasık da olsa Cehenem'de ebedi kalacaktır, demeyiz.

Mürcie'nin dediği gibi, iyiliklerimiz makbul, kötülüklerimiz de affetdilmiştir, demeyiz. Fakat kim bütün şartlarına uygun, müfsit ayıplardan uzak amel işler ve onu küfür ve dinden dönme gibi şeylerle boşa çıkarmaz ve dünyadan mü'min olarak ayrılırsa şüphesiz Allah onun amelini zayi etmez, bilakis kabul eder ve ondan dolayı sevap verir, deriz. Allah 'a ortak koşmak ve küfür dışında, büyük ve küçük günah işleyen, fakat tevbe etmeden mü'min olarak ölen kimsenin durumu Allah 'ın dilemesine bağlıdır. Dilerse ona Cehennem'de azap eder, dilerse affeder ve hiç azaba uğratmaz. Herhangi bir amele riya karıştığı zaman, o amelin ecrini yokeder. Keza ucüb(kendi amelini üsütün görmek)de böyledir.

Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri haktır. Ancak Haberlerde belirtildiği üzere İblis, Firavun ve Deccal gibi Allah düşmanlarına ait olan, onların şimdiye kadar vukua geliş ve gelecekhallerine mucize de, keramet de demeyiz.Bu onların hacetlerini yerine getirmedir. Zira ,Allah, düşmanlarının ihtiyaçlarını, onları derece derece cezaya çekmek ve sonunda cezalandırmak şeklinde yerine getirir. Onlar da bunu aldanarak azgınlık ve küfürde haddi aşarlar. Bunların hepsi de caiz ve mümkündür.


Yüce Allah yaratmadan önce de yaratıcı, rızık vermeden evvel de rızıklandırıcı idi.

Allah ahrette görülecektir. Müminler Allah ı cennette aralarında mesafe olmaksızın, teşbihsiz ve keyfiyetsiz olarak baş gözleriyle göreceklerdir.

İman; dil ile ikrar kalb ile tasdiktir. Gökte ve yerde bulunanların imanı, iman edilmesi gereken şeyler yönünden artmaz ve eksilmez, fakat yakin ve tasdik yönünden artar ve eksilir.

Müminler iman ve tevhid hususunda birbirlerine musavidirler. Fakat amel itibariyle birbirlerinden farklıdırlar.

İslam Allah ın emirlerine teslim olmak ve itaat etmek demektir. Lugat itibariyle iman ve islam arasında fark vardır. Fakat islamsız iman imansız da islam olmaz. Onların ikisi de bir şeyin içi ve dışı gibidirler.

Din ise; iman ve şeriatlerin hepsine verilen bir isimdir. Biz, Yüce Allah ı kendisini kitabında tavsif ettiği bütün sıfatlarıyla gerçek olarak biliriz.
Hiç kimse Allah ın şanına layık şekilde hakkıyla ibadet etmeğe kadir değildir. Fakat insan ancak Allah ın kitabında, Rasulullahın bildirdiği ölçüde Allaha ibadet eder.


Bütün müminler; marifet yakin, tevekkül, muhabbet, rıza, korku ve ümit ve iman hususunda birbirlerine musavidirler. Bu konuda imanın dışındaki hususlarda farklılaşırlar.

Allah , kullarına karşı lutufkardır, adildir, kulun hakettiği sevabı lütfuyla kat kat fazlasıyla verir. Kulunu, adaletinin icabı olarak işlediği günahdan dolayı cezalandırır. Keza lütuf olarak bağışlarda.

Peygamberlerin şefaatı haktır. Peygamberimizin şefaati, günahkar müminler ve onlardan büyük günah işleyip cezayı hak etmiş olanlar için hakk ve sabittir.

Kıyamet günü amellerin mizanla tartılacağı hususu haktır. Hz.Peygamberin havzı haktır. Kıyamet günü, hasimler arasında iyilikler, alınarak kısas ve hesaplaşma olması haktır. İyilikler bulunmadığı takdirde kötülüklerin atılması, hak ve caizdir.

Cennet ve cehennem halen yaratılmıştır, ebediyyen de fani olmayacaklardır.

Yüce Allah ın cezası da, sevabı da ebedidir.

Allah dilediğini kendisinin bir lutfu olarak hidayete ulaştırır. Allah dilediğini de adaletinin gereği olarak sapıklığa düşürür. Allah ın sapıklığa düşürmesi, hızlanıdır. Hızlanın manası ise; Allah ın razı olacağı şeylerden onun muvaffak kılmayıp, yardımını kesmesidir. Bu Allah ın adaleti gereğidir. Keza, Allah ın günahkarları, isyanları sebebiyle cezalandırması da adaleti icabıdır.

Şeytan, mümin kuldan imanı baskı ve cebirle alır, dememiz doğru değildir. Fakat kul imanı terkederse şeytan da onun imanını alır, deriz.

Kabirde Münkerle Nekirin sualleri haktır. Kabirde ruhun cesde iade edilmesi haktır. Bütün kafirler ve asi müminler için kabir sıkıntısı ve azabı haktır.

Alimlerin, Allah ın sıfatlarını farsça(Arapçadan başka bir dille) söylemeleri caizdir. Fakat Yed yani el kelimesi, Allah ın sıfatı olarak söylenemez. Fakat fasça olarak Ruy-i Huda ın yüzü demek değil, keramet ve zillet manasındadır. İtaatli olarak kul, Allaha keyfiyetsiz olarak, asi kul ise keyfiyetsiz olarak Allahtan uzak olur. Yakınlık, uzaklık ve yönelmek yalvaran kula racidir. Keza, cennette komşuluk ve Allah ın önünde bulunmak, keyfiyetsiz şeylerdir.

Kuran Allah ın rasulüne indirilmiş olup, mushaflarda yazılıdır.
Kemal manasında Kuran ayetlerinin hepside fazilet ve büyüklük bakımından. Birbirine müsavidir. Fakat bazısında zikir ve zikredilen fazileti bahis konusudur. Ayetel kürsi buna misaldir. Burada zikredilen Allah ın yüceliği, azameti ve sıfatlarıdır. Bu ayette hem zikir, hem de zikredilenin fazileti olarak, iki fazilet biraraya gelmiştir. Bu kısımda ise sadece zikir fazileti vardır. Kafirlerin kıssalarında olduğu gibi, bu ayetlerde zikredilenin bir fazileti yoktur, Çünkü zikredilenler kafirlerdir. Keza Allah ın isim ve sıfatlarının hepsi de azamet ve fazillette musavidir, aralarında farklılık yoktur.

İnsan tevhid ilminin inceliklerinden herhangi birinde güçlükle karşılaşırsa, sorup öğreneceği bir alim buluncaya kadar, Allah katında doğru olana inanması gerekir. Böyle bir kimseyi arayıp bulmakta gecikmesi değildir. Bu hususta tereddüd edilerek beklemek mazur görülmez. Eğer tereddüt ederek beklerse kafir olur.

Mirac haberi haktır. Onu reddeden kısmlarına göre kafir,sapık ve bidatcı olur.


Deccalın, yecüc ve mecucun ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması,Hz.İsanın gökten inmesi ve sahih haberlerde bildirilen kıyamet alametlerinin hepsi de hakktır.

Yüce Allah dilediğini doğru yola hidayet eder.

Muhammed aleyhisselam son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmez.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Eshâb-ı kirâmı kötülemek câiz midir?

Müslümanlar, Eshâb-ı kirâmın tamamını severler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

Eshâbım konuşulurken dilinizi tutunuz!
Ümmetimin en kötüsü, Eshâbıma dil uzatmağa cesaret edenlerdir.
Eshâbıma dil uzatanlara, onlara söğenlere Allah la’net eylesin!
Eshâbımı incitmekte Allah ü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü bilmeyiniz! Onları seven, beni sevdiği için sever. Onlara düşmanlık eden, bana düşmanlık etmiş olur. Onları inciten beni incitir. Beni inciten de Allah ü teâlâya eziyet etmiş olur ki, buna azap eder
.

Bu hadis-i şeriflerin hepsi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât isimli kıymetli kitabında vardır. Ne idiğü belli olmayan kitapları almak uygun değildir. Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:

Eshâbım arasında fitne olacaktır. 0 fitnelere karışanları, Allah ü teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine afv ve mağfıret edecektir. Sonra gelenler ise, bu fitnelere karışan Eshâbıma dil uzatarak
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Îmânın sahih, makbul ve mu’teber olması için şartlar nelerdir?

1— İmânda devamlı ve sabit olmak.
Üç sene sonra müslümanlıktan çıkacağım derse, o andan itibaren müslümanlıktan çıkmıştır.

2— Havf ve reca arasında olmak.
Allah ü teâlânın azabından korkmalı ve rahmetini ümit etmelidir. Bir kimse, ben muhakkak Cennetliğim diyerek,Allah ü teâlâdan korkmazsa veya ben çok günahkârım Cehenneme gideceğim diyerek Cenab-ı Hakkın rahmetinden ümidini keserse imân nûru söner.

3— Can boğaza gelmeden imân etmek
Can boğaza gelince âhıret işleri müşahede edilir. 0 zaman bütün gayr-i müslimler hakikatı görünce hemen îmân ederler, ama kabul olmaz. Çünkü îmân gaybidir. Ölmek üzere iken Cenneti Cehennemi görünce (Demek ki âhıret varmış, iman ettim) demek mu’teber olmaz. Fakat bu anda bile mü’minin yaptığı tevbe kabul olur.

4— Güneş batıdan doğmadan önce îmân etmek Âhır zamanda dünya yörüngesinden çıkıp başka bir yörüngeye girdiği zaman güneş batıdan doğup doğudan batacaktır.

5- Gaibi yalnız Allah ü teâlânın bildiğine inanmak
Gaibi yalnız Allah ü teâlâ bilir. Bir de onun bildirdikleri bilir. Melekler, cinler ve peygamberler de gaibi bilemez. Fakat Allah ü teâlânın bildirdiği sâlih bir kulu da bilebilir.

6— Zaruretsiz ve kasten îmândan bir hükmü reddetmemek
Küfrü icap ettiren söz veya başka şeyleri kullanmamalıdır. Kısacası tahkiri icap eden şeyi ta’zim, ta’zim icap eden şeyi tahkir ederse îmân dairesinden çıkar.

7— Dinde zaruri bir şeyde şüphe ve tereddüt etmemek

Acaba namaz farz mıdır, kumar haram mıdır. Kur’ kerim kelâm-ı ilâhi midir? gibi bir hükümde şüphe eden kimse, îmândan çıkar.
Meşhur bir harama helal, meşhur bir helâla haram demek îmândan çıkmağa sebeptir.

8— İtikadını İslâm dininden almak
Tarihçilerin, felsefecilerin, fencilerin bildirdiği şekilde değil, Muhammed aleyhisselâmın bildirdiği şekilde iman etmek lâzımdır.

9— Hubbi fihlâh, buğd-ı fillâh üzere olmak
Sevgi ve buğzu yalnız Allah ü teâlâ için olmalıdır.

10— Ehl-i sünnet vel cemaata uygun itikad etmek
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Ehl-i Sünnet Olabilmenin Şartları Nelerdir?

1) Kur’ân-ı kerimin kelâm-ı ilâhi olduğuna inanmak.
2) Kendi îmânından şüphe etmemek.
3) Eshâb-ı kirâmın tamamını sevmek, hiç birine dil uzatmamak.
4) Cennette mü’minlerin Allah ü teâlâyı göreceğine inanmak.
5) Fıskı bilinmeyen her îmâmın arkasında namaz kılmak.
6) Ehl-i kıbleyi tekfir etmemek. (Dinde bilinmesi zaruri lâzım olan şeylere inanmıyanlar mü’min değildir.)
7) Ameli îmândan parça bilmemek. (Günah işleyen kimseye kâfir dememek.)
8.) Mest üzerine meshin dinden olduğunu kabul etmek.
9) İyilik ve kötülüğün, hayır ve şerrin Allah ü teâlânın takdiri ile olduğuna inanmak
10) Mir’acın ruh ve beden ile olduğuna inanmak, Şefa’ate inanmak, Kabr azabının ruh ve bedene olacağına inanmak.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Ehl-i sünnetin başlıca prensipleri nelerdir?

İmâmı A‘zam hazretleri, Ehl-i sünneti şöyle bildirmiştir:

1.Hazret-i Ebu Bekir ile Hazret-i Ömer’i ümmetin en üstünü tutmak,
2.Hazret-i Osman ile Hazret-i Ali’yi sevmek
3.Hayrın ve şerrin Allah ü teâlâdan olduğuna inanmak. Allah ın yaratmasıyle meydana geldiğine, kul iyilik isteyince Cenab-ı Hakkın yaratıp râzı olduğuna, kötülük isteyince yaratıp razı olmadığına inanmak,
4.Mest üzerine meshi câiz görmek,
5.Günah işleyenlere kâfir dememek.


Bu beş i’tikad ile, Ehl-i sünnet diğer, sapık mezheplerden
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Ehl-i sünnet ve'l-cemaat" ne demektir?

"Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine ve ashâbının (r.a) yoluna bağlı olan ve onların izlediği dini yol ve metodu benimseyenler. Kitap ve Sünnet üzerinde ittifak etmiş, ihtilâf ve tefrikadan sakınmış, dinde münakaşaya sebep olan hususlarda aklı değil, Kitap ve Sünneti kaynak alan, nasları esas kabul eden topluluk. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine tâbı olanlara ehl-i sünnet; onun sahâbîlerini âdil kabul ederek onların din hususundaki metodunu takip edenlere de ehl-i cemaat ikisine birlikte "ehl-i sünnet ve'l-cemaat" denilmiştir"
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Hz. Peygamber (s.a.s.), "size emrettiklerimi yerine getirin, yasaklarımı da gücünüz yettiğince terk edin" buyurmuştur (Müslim, 412, İbn Mâce, Mukaddime, 1). Sünnete bağlılık, dinî bir zorunluluktur. Kur'an bize yeterlidir düşüncesiyle sünneti ihmal etmek tarih boyunca bütün bid'at fırkalarının ortak özelliği olan gizli bir hıyanet çeşididir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu durumun ileride ortaya Sıkacağını haber vererek, dinî hiçbir kaygısı olmayan bu insanlardan bizi sakındırmıştır. "Tok karınlı, koltuğuna yaslanıp size "Kur'an yeterlidir; Kur'an neyi helâl kılmışsa onu helâl bilin, neyi haram kılmışsa onu haram bilin" diyen adamların çıkması yakındır. Haberiniz olsun, dikkatli olun: Bana Kur'an ile birlikte (hüküm bakımından) onun bir benzeri (sünnet) de verilmiştir" (Ebû Dâvûd, Sünne, 6, Ahmed b. Hanbel, IV, 131).

İmrân b. Husayn (r.a.), bize Kur'an yeterlidir, sünnete gerek yoktur, diyen bir adama şöyle seslenir: "Ahmak herif: sen Kur'an'da öğlen namazının dört rekât olduğunu, kıraatinin gizli okunacağının hükmünü bulabilir misin? Kur'an bize Sok şeyleri müphem bırakmış, sünnet onları açıklamıştır." Abdullah b. Mesud (r.a.) "Allah'ın, yaradılış şeklini değiştirenlere lânet ettiğini" haber verirken bir kadın "bunlar Kur'an da var mı?" diye sorar. Abdullah b. Mesud şöyle der: "Var tabii, sen şu âyeti okumuyor musun": "Rasûlullah size neyi emrederse onu yerine getiriniz neyi yasaklarsa ondan kaçınınız'' (el-Haşr, 59/7; Abdullah b. Zeyd, Sünnetü'r-Resûl Şakîkatu'l-Kur'ân, s.54).

Hz. Peygamber sünnetine uyulmasını emrettiği gibi, kendi ashabına da uyulmasını emir buyurmuştur. Ashâba uyulduğu takdirde, insanları doğru yola götüren gökteki yıldızlara benzetilmiştir. "İçinizde benden sonra yaşayanlar birçok ayrılıklara şahit olacaktır. Size sünnetimi, hidâyete erdirilmiş, doğru yolu bulmuş halifelerinin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın, âdeta dişlerinizle tutun, sonradan çıkacak şeylerden sarılın. Çünkü her uydurma, bid'at; her bid'at sapıklıktır" (Ebû Dâvûd, Sünne, 5).
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Kur'an-ı Kerim'de de sahâbîler hakkında şöyle buyurulur:

"İlk iman eden, en ön safta bulunan muhacirlerle ensar ve onlara iyilikle tabı olanlardan, Allah razı oldu. Onlar da Allah'dan razı oldular. Allah onlar için ebedî kalacakları, altında ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur" (et-Tevbe, 9/100).
Allah'ın sahabeleri, övmesi, sonradan gelen ümmetin onlara tabı olmasını, övülmek için onlara uyun, onlar gibi olun, manasını zımnen ifade eder. Sahabelerden sonra gelen Tabiîn cemaâtından da iyilikle sahabelere uyanların; Allahu Tealâ'nın övgüsüne dahil olduğunu görüyoruz.

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde bunu şöyle açıklar: "Ümmetimin en hayırlı dönemi, benim içinde yaşadığım dönemdir. Sonra da onların peşinden gelenlerin dönemidir" (Buhâri, Fedâilu's-Sahâbe, 1).

Sahâbilerin Allahve Rasûlü tarafından övülmesi, sonrakilerin de onların yoluna iyilikle uymak kaydıyla bu övgüye dahil olması hadis-i şeriflerinde uyulması tavsiye edilen "cemaât"ın, sahâbîler ve tabiin cemaâtı olduğunu gösteriyor.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
Allah insanları küfür ve imandan hali olarak yaratmış, sonra Onlara hitap ederek emretmiş ve nehyetmiştir. Kafir olan; Kendi fiili, hakkı inkar ve reddetmesi ve Allah 'ın yardımını kesmesiyle küfre sapmıştır. İman eden de kendi fiili, ikrarı, tasdiki ve Allah 'ın muvaffakiyet ve yardımını ile iman etmiştir. Allah Ademin neslini, sulbünden insan şeklinde çıkarmış,Onlara akıl vermiş, hitap etmiş, imanı enredip, küfrü yasaklamıştır. Onlar da onun Rabb olduğunu ikrar etmişlerdir. Bu , onların imanıdır. İşte onlar bu fıtrat üzerine doğarlar. Bundan sonra küfre sapan bu fıtratı değiştirip bozmuş olur.

İman ve tasdik eden de fıtratında sebat ve devam göstermiş olur. Allah , kullarının hiç birini iman veya küfre zorlamamış. Onları mü'min veya kafir olarak yaratmamıştır. Fakat onları şahıslar olarak yaratmıştır. İman ve küfür kulların fiilleridir. Allah , küfre sapanı, küfrü esnasında kafir olarak bilir.O kimse daha sonra iman ederse, imanı halinde mü'min olarak bilir, ilmi ve sıfatı değişmeksizin onu sever.


Kulların hareket ve sükün gibi bütün fiilleri hakikatten kendi Kesbleri (kazançları)'dir.Onların yaratıcısı ise Yüce Allah 'tır.Onların hepsi Allah 'ın dilemesi, ilmi,hükmü ve kaderi ile olur. Taatların hepsi, Allah 'ın emri, muhabbetti, rızası, ilmi,dilemesi, kazası ve takdiri ile vacip kılınmıştır. Masiyetlerin hepsi de Allah 'ın ilmi, kazası , takdiri ve dilemesi ile olmakla beraber, rızası ve emri değildir.


Peygamberlerin hepsi de (salat ve selam olsun) küçük, büyük günah,küfür ve çirkin hallerden münezzehtir. Fakat onların sürçme ve hataları vaki olmuştur.


Hz.Muhammed , Allah 'ın sevgili kulu, resülü, nebisi, seçilmiş tertemiz kuludur. O hiçbir zaman puta tapmamış , göz açıp kapayacak bir an bile Allah 'a ortak koşmamaktır. O, küçük büyük hiçbir günah işlememiştir.


Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi, Ebu Bekr es-Sıddık, sonra Ömer el-Faruk, sonra Osman b. Affan Zu'n-Nureyn, daha sonra Aliyyu'l-Murtaza'dır. Allah hepsinden razı olsun. Onlar doğruluk üzere , doğruluktan ayrılmayan, ibadet eden kimselerdir. Hepsine sevgi ve saygı duyarız. Hz.Peygamber'in ashabının hepsini Sadece hayırla anarız.


Bir müslümanı , helal saymaması şartıyla, büyük günahlardan birini işlemesi ile kafir sayamayız. Bu durumdaki bir kimseden iman ismini kaldıramayız, ona gerçek amlamda mü'min deriz. Bir Mü'minin kafir olamamakla beraber günahkar olması caizdir. Günahlar, mü'mine zarar vermez demeyiz. Keza günah işleyen Kimse Cehennem'e girmez de demeyiz. Dünyadan mü'min olarak ayrılan kimse,fasık da olsa Cehenem'de ebedi kalacaktır, demeyiz. Mürcie'nin dediği gibi, iyiliklerimiz makbul, kötülüklerimiz de affetdilmiştir, demeyiz. Fakat kim bütün şartlarına uygun, müfsit ayıplardan uzak amel işler ve onu küfür ve dinden dönme gibi şeylerle boşa çıkarmaz ve dünyadan mü'min olarak ayrılırsa şüphesiz Allah onun amelini zayi etmez, bilakis kabul eder ve ondan dolayı sevap verir, deriz.


Allah 'a ortak koşmak ve küfür dışında, büyük ve küçük günah işleyen, fakat tevbe etmeden mü'min olarak ölen kimsenin durumu Allah 'ın dilemesine bağlıdır. Dilerse ona Cehennem'de azap eder, dilerse affeder ve hiç azaba uğratmaz. Herhangi bir amele riya karıştığı zaman, o amelin ecrini yokeder. Keza ucüb(kendi amelini üsütün görmek)de böyledir.


Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri haktır. Ancak Haberlerde belirtildiği üzere İblis, Firavun ve Deccal gibi Allah düşmanlarına ait olan, onların şimdiye kadar vukua geliş ve gelecekhallerine mucize de, keramet de demeyiz.Bu onların hacetlerini yerine getirmedir. Zira ,Allah , düşmanlarının ihtiyaçlarını, onları derece derece cezaya çekmek ve sonunda cezalandırmak şeklinde yerine getirir. Onlar da bunu aldanarak azgınlık ve küfürde haddi aşarlar. Bunların hepsi de caiz ve mümkündür.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cvp: Ehli Sünnet İtikadı
belki de zamanımızı en fazla mesgul eden bilen bilmeyen herkesin birşeyler soylediği bir akaid konusunu daha paylasalım...

***

Deccalın, yecüc ve mecucun ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz.İsanın gökten inmesi ve sahih haberlerde bildirilen kıyamet alametlerinin hepsi de hakktır.


***


Yüce dilediğini doğru yola hidayet eder.
"rosegul giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
SEVDALARA DOYULAMADI...rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.