You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
EDEPSİZLİK
Allah'a yemin ederim ki, ben, her gün Allah–u Teâlâ'ya yetmişten fazla tevbe ve istiğfar ederim."
hadis–i şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz
böyle buyurdu....

İnsanoğlu hangi şartlar altında bulunursa bulunsun,
Mevlâ Teâlâ'dan mağfiret dilemesi gereklidir.
Çünkü hiçbir garantimiz yoktur, her an günahkâr olabiliriz.
Bazen insan günah işlemek istemese de günah işletiyorlar.

Bunun misali şöyledir:
Bir yolda yürüdüğünüzü düşünün.
Sen tedbirlisin; ancak tedbirin bir noktaya kadar.
Gelip bir araba sana çarpıyor. Buradan şu anlaşılır,
günahkâr insanlar, ibadet yolunda bulunan mü'minlere çarparak,
onları da günaha sokabilir.

Bir şeyi hatırlatmadan geçemeyeceğim:
İnsanların İslâm'a karşı yumuşamaları, kalplerine merhametin gelmesi için
yatmadan önce 27 defa İhlâs–ı Şerif'in okunması emredilmiştir.
Bütün kardeşlerimiz bu emri muhakkak yerine getirsin.

Millet koşarak ateşe gidiyor. Hiç kimse büyük haberin farkında değil;
kimi iş peşinde, kimi diploma peşinde, kimi zevk peşinde
ve kimi de saltanat peşinde koşuyor.
Çoğu kimsede namaz yok, oruç yok, Mevlâ'yı zikretmek yok.
Bu hâllerden sadece yüz binde bir kişi müstesnadır.
Arzumuz, bir kişinin değil; yüz binin de müstesna olmasıdır.
Bir çiçekle yaz gelir mi?

"Allah" denildi mi, bir değil; bin düşünelim.
O, öyle bir Allah'tır ki, bizleri, iğnenin tepesi kadar hatta
daha küçük zerreden, bugünkü yapılı hâlimize getirir.
İman bakımından bizi geliştirir büyütür, İslâm bakımından
geliştirir büyütür. Huzur ve mutluluk bakımından da geliştiren hep O'dur.
İnsanoğlu bir tek yönde terbiye olup gelişmez,
birçok yönde terbiye olması gereklidir.

Kâinatta meydana gelen her olay ve hadise, görebildiğimiz ya da
göremediğimiz zerrelerden kürrelere kadar her ne
meydana geliyorsa, Rabbimizin emir ve müsaadesi ile oluyordur.

Yaşamamız için en önemli unsurlardan olan yağmuru kim gönderiyor?
Rabbimiz.
Bugün su ihtiyacımızı karşılayan barajları kim dolduruyor?
Rabbimiz.
Bazen sular azalır, su sıkıntısı başlar; geçmişte bunu gördük.
Sular azaldı, hatta musluklarımızdan çamurlu sular akmaya başladı.
Abdestlerimizi bile bu çamurlu sulardan almak zorunda kalıyorduk.
Bizi bu duruma ne düşürdü?
Elbette ki, bazı edepsizlikler düşürdü.

Geçenlerde duymuştum:
Yağmur yağmayınca, yağmur duasına çıkmak istemişler,
oranın ekâbir takımından bir zat
"Yağmur için duaya çıkmayın." demiş.
Bu ne koca kafalılıktır, ne nankörlüktür.

Suyu veren kimdir? Yağmuru yağdıran kimdir?
O yağan yağmurdan istifade ettiren kimdir? Suyu barajlarda toplayan kimdir?
Evimize suyu getiren kimdir? Suyu bize içiren kimdir?
Dön, dolaş varacağın nokta Allah'tır. Milletin ağzı, dili çalışıyor;
ama kafası çalışmıyor.

Aç olan bir insana yemek ikramında bulunsanız,
yaptığınız bu ikrama kıymet verilmediğini,
bir teşekkür dahi edilmediğini görseniz üzülüp kırılmaz mısınız?
Hâlbuki siz bu yemekte, sadece sebeplerden bir sebep ve aracısınız;
yemeğin gerçek sahibi Allah'tır.

Şöyle bir düşünün: Yediğimiz ekmeğin nerelerden,
hangi safhaları geçerek sofranıza geldiğini…
Buğday ekmeğinin tohumu tarlada ekilir.
Gelişip büyüyünce biçilir, biçilenler harman edilir.
Sonra sınıflara ayrılır ve değirmenlere gönderilerek un yapılır.
Değirmenlerden fırınlara gelir, fırınlarda ekmek yapılır.
Ekmekler bakkallara getirilir, bakkallardan da biz alır, evimize getiririz.
Bu bir örnektir. Bütün yiyeceklerimiz, bu ve benzer safhalardan
geçerek sofralarımıza kadar gelir.

Görüyorsunuz ki, Mevlâ Teâlâ'nın bizim için hazırladığı nimetler,
hemen hemen zahmetsiz bir şekilde önümüze kadar geliyor.
İşte bu nedenle, yukarıda da bahsettiğimiz üzere konumuza
istiğfarla başladık.

İnsanoğlu nankördür. Bırak önüne gelen nimetleri,
yiyeceğinin dışında da binlerce nimeti Mevlâ sana bahşetti.
Sen ne yapıyorsun? Koskoca bir hiç...
En azından, "Bütün bunları Rabbimiz bizim için yarattı." de.
Ağızlardan "Rabbim" kelimesi çıksın.

Rabbimiz bir hadis–i kudsîde şöyle buyuruyor:

"(Kulum) Beni zikrettiğinde, ben onunla beraber olurum."

Ey insanlar! Sizler kimlerle beraber olmuyorsunuz ki?
Bu kadar çok şeyle beraber olacaksın;
Mevlâ ile beraber olmaya geldi mi, kaçacaksın, saklanacaksın,
beraber olmak istemeyeceksin.

Bilerek çok cahillikler yapıyoruz.
Başkalarına da cahil diyoruz; ama biz onlardan daha cahiliz.
Düşünmeli tefekkür etmeliyiz.

Mahmud Efendi Hazretleri k.s......
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.