![[Resim: edeb-ya-hu.jpg]](http://media.dunyabulteni.net/250x190/2012/02/18/edeb-ya-hu.jpg)
Edep, insanı diğer mahlûkattan farklı kılan bir husûsiyettir. İnsan; edep, nezâket, zarâfet ve takvâsı ile Hak katında kıymet kazanır. Bu sebepledir ki Hak dostlarının güzel vasıfları arasında edep ve nezâket fazîletlerinin müstesnâ bir yeri vardır. Nitekim nice mâneviyat büyükleri de tasavvufu, “güzel ahlâk ve edepten ibâret” görmüşlerdir...
Edep, Hak yolcusunun en kıymetli azığıdır. İnsan hem dindar hem de kaba, geçimsiz ve nezâketsiz olamaz. Zîrâ İslâm’ın rûh itibâriyle özü; îtikadda tevhîd; amelde ise edep, istikâmet ve merhamettir. Bu itibarla denilebilir ki, bütün esaslarıyla İslâm dîni, baştan sona nezâket, zarâfet ve nezâfet ölçülerinden, yani “güzel edep”ten ibârettir. Hak dostu Mevlânâ Hazretleri bunu ne güzel ifâde eder:
“Gözünü aç da Allâh’ın kelâmına baştan başa bir bak! Âyet âyet bütün Kur’ân, edep tâliminden ibârettir!”
Hak dostları da vâsıl oldukları derecelere ancak yüksek edepleri ile nâil olmuşlardır. İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurur ki:
“Edebe riâyet etmeyen hiç kimse, Allâh’a vuslat yolunda mesâfe alamaz, yâni Hak dostu olamaz. Din büyüklerinin yolu, baştan sona edeptir.”
En mühim edep de; bizi halk eden;
ALLAH TEÂLÂ’YA KARŞI EDEP'tir..
“İbâdet, insanı cennete götürür; ibâdette edep ve tâzîm ise Allâh’a götürür, Hak ile dost eyler.” demişlerdir.
Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- ise:
“Amelde edep, onun kabûlüne işarettir.” buyurmuştur.
Hızır -aleyhisselâm- da şu duâyı yapmayı tavsiye etmiştir:
“Allâh’ım! Sana kulluk yapmam husûsunda bana güzel edep ihsân eyle.”