Bu güzellikler, ciltlerle kitapla anlatılsa da yine bitirilemez. Burada, psikolojik boyutlarının özünü birkaç madde halinde sunarsak;
* Huzûr sebebi olan duâ, iç dünyamız açısından arınma, ahlâkî yönden yücelme eylemidir. Dolayısıyla, gelişim safhasındaki takılma ve saplantıların önlenmesinde, şahsiyetin/kişiliğin gelişmesinde, karakterimizin oluşmasında en üst seviyede yapıcı fonksiyon icra eder. Bir Hadîs-i Kudsî’ye göre duâ ve ibâdetle meydana gelen yakınlaşma; Allah’a karşı sevgiye, bu sevgi de kulda duyarlı bir vicdan ve sağduyunun doğmasına sebep olduğu belirtilir.
* Kendi kendini motiveyle kontrol edebilme yeteneği kazandıran duâ; madde, işbağımlılığından, nefsî, indî/subjektif, süflî arzu ve istekler cenderesinden, beşerî baskı ve minnetlerden kurtarıp, aradaki vasıta ve perdeleri kaldırıp, gerçek hürriyete kavuşturur.
* Duâ, doğrudan doğruya dert ve sıkıntıların gidericisi olan ve bütün ihtiyaçları karşılayan Allah’a muhatap eder. Dolayısıyla mânevî bir sır, bir ilâç olur.
* Duâ eden, duâsıyla iç dünyasını kirleten olumsuz/negatif duygu, düşünce, kir ve paslardan temizler.
* Duâ, duygu ve düşünceleri bir noktaya yönlendirir, maddenin kıskacından, dünyevî beklenti ve çıkarlardan kurtarmaya sebeptir. Duygularını kesret/çokluk âleminden çekip, Tevhîde kanalize eder. Bu ise, ruhu dinlendirir.
* Kendi kendine iyiyi, güzeli telkin eden; mükemmele niyetlendiren duâ, şuûraltında Rahmânî duyguları filizlendirerek olgunlaştırır.
* Duâ dünya ve içindekilerle beraber, nefsin etrafında dolanmaktan kurtarıp, O’na tevcih eder, yani, çokluktan, dünya problemlerinden, sıkıntılarından sıyırıp, ruha nefes aldırır ve dinlendirir.
* Duâ, aynı zamanda vakit kirliliğini önler. Yâni, duâ ile insan, zamanı kayıt altına alır. Kendisini programlar, plânlar, ayarlar.
* Duâ, güven verir; altından kalkılması imkânsız meseleleri, gücü sonsuz olan Allah’a havâle ederek; sırtındaki problemler yumağından, ağır yüklerden kurtarır.
* Duâ, enerji depolatır. Günlük işler ve olumsuz hâdiseler içinde yorulan, enerjisi tükenen insan, duâ ile şarj olur. Beyin hücrelerini yeniler; âdeta duygularına cilâ vurur.
* Duâ, doğrudan doğruya Allah’a muhatap edip, O’nun huzûruna ve dergâhına iltica ettirir. Ki, “Hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” (Saffât Sûresi, 182.) hakikatinin tecellisine vesiledir.
* Duâ, yanlışları silen bir silgi gibi, insanın işlediği günah, hata ve kusurları silerek; akla, kalbe ve vicdâna yaptıkları baskıları bertaraf eder.
Ali FERŞADOĞLU
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.