Dostunun ölümü üzerine demiş ki:
Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca,
Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim.
Mademki zamansız bir ölüm seni, ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü, yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.
Aristo da şöyle demiştir: İyi insan eğer dostu daha fazla kazanacaksa, para kaybetmeyi göze alır; çünkü dostu para kazanırken, kendisi de incelik kazanır. Siyasi şeref ve konum bakımından da aynı şekilde davranır; bütün bunlardan dostu için vazgeçebilir; çünkü bu yaptığı ince ve azim bir harekettir.
Aristo şunu savunur: Sırf dostları uğruna dostlarının iyiliğini isteyenler gerçek dosttur. Çünkü bunlar, karşısındakini olduğu gibi kabul edip sever, herhangi rastlantısal bir nitelikten dolayı değil.
Şİbli'den de dostluk üzerine şu kıssayı aktarmak gerekir:
Bir gün Şibli'ye bir topluluk gelir.
Şibli Sorar:
-Siz kimlersiniz?
Cevab verirler:
-Biz senin dostlarınız ...
Bu cevab üzerine Şibli döner onlara taş atar. Kaçışmaları üzerine onlara şunu söyler:
-Niçin kaçıyorsunuz ? Eğer siz hakiki dostlarım olsaydınız benden gelen belalardan kaçmazdınız.
(İmam-i Gazali İlahi Nizam)
L.BERGEN