Dökülüyorum sözlerden
Yolumu şaşırdıkça sana giden yollara düşüyorum
Bir söz düşür yüreğime göklerden gelen
Yaralı kalbime bergüzar olsun
Gönül, gönül can evi, gönül Beytullah
Diyemediklerimi sen söyle yüreğimin tenhasına
Vefasız yüreğime intizar olsun
Diyemediklerim var
Söz, söz beni bekler Efendim…
Dualar yorgun düşsün dudaklarımda
Bir kör kuyuda Yusuf olayım
Çöllere düşeyim sonra
Çöl yürek yangını, yürek kavrulan çöl
Çöl Hüseyin demek
Çöl bir ermiş, her dem şükreden, tazelenen
Yolum dosta bend olsun,varsın Mısır’a hiç uğramasın
Nefsine uyan kahrolur gider
Menzil beni bekler, köz beni bekler Efendim…
Göremediklerim var, göz beni bekler efendim
Göremediklerimi sen göster bana
Ki gözlerim birbirinden bi-haber olsun
Güzel dualar adına, bir ırmağın akışına kat beni
Sabah ezanı okunurken Vav gibi eğileyim,
Büküleyim senin dergâhında
Elif gibi vakur, Mim gibi mesrur dizileyim yollarına
Senin kapında durayım, kırk yıl Yunus misali
Kendimden geçmişim,kendimden uzaklara düşmüşüm
Senden himmet diler bu yürek
Öz, öz beni bekler Efendim…
Bilemediklerim var, giz beni bekler Efendim
Sabah sisi gibi düşsem yollara
Köyüne giden kafileye katılsam
Gönül şehri baştan ayağa can kesilse
Yakup’un sabrı dilese sabırsızlığımı
Tövbeyle esfiya olayım evvela
Kurtulayım ruhumun hamallığından
Bilemediklerimi sen söyle bana
Himmet eyle ki bildiklerime efsunkâr olsun
Karanlık nura aksın, gülistanda gonca gül olsun…
Silemediklerim var, iz beni bekler efendim
Yollarıma çizdiğim izleri silmem gerek
Bir giz düşür yüreğime Efendim
Beni sana götüren bir iz düşür yollarıma
Geleyim, söylediklerimi bırakarak
Bilemediklerimi bildiklerimden çıkararak
Göremediklerimi uzaktan tanıyarak…
Sadakat içlenip sözlendiğinde,
Dönüp dönüp bakıyorum mahrem esrarıma
Bu diyarda hiçlik olmaz,bir kamil mürşide varmayınca olmaz
İzin ver Efendim, eşiğine varayım,aşkın kapında yoğurayım
Bir giz düşür yüreğime
Hak aşkına, Resulün Cemali aşkına
Taa ebede dek, kapında hizmetkâr olayım…